Acizlik Diz Boyu

0
Paylaş

Her insan, acizlik duygusunu farklı çeşitlerde hisseder. Acıkır, o an yiyecek bir şey bulamaz. Hastalanır ama iyileştirmek elinde değildir. Çok büyük bir derdi vardır fakat dermanı çok uzaklardadır.

Mutlu zamanlarımızda o acizliği hissetmek neredeyse imkânsızdır. Zora düştüğümüzde anlıyoruz iktidarımızın ne kadar kısa olduğunu…

“Ben yaptım. Ben pişirdim. Ben seçtim. Ben, ben, ben…” ile başlayan cümleler: “Allah’ım, sensiz ben meğer hiçbir şey yapamıyormuşum!” nidalarına döner. Öyle ya; aklı, fikri, gözü, kulağı, eli, ayağı kısacası her azamızı, hatta cüz-i irademizi dahi veren O…

Ben de zaman zaman kendimi çok aciz hissettim. Fakat şu an hissettiğim acizlik gibisini daha önce hiç hissetmemiştim. “Hayırdır?” diyeceksiniz. Hemen anlatayım: Rabbim anne olmayı nasip etti bana. Aramızdaki anneler, acizlik ile ne demek istediğimi çoktan anlamışlardır bile. (aynısı babalar için de geçerli :))

Daha biz anne baba olarak sonsuz acizken, bizden daha aciz bir varlık bizlere emanet edildi. Bir derdi olduğunda bakışları değişen, derdini dile dökemeyen, bir derdi olduğunu ancak ağlayarak dile getiren… Acıktığında masum bir şekilde ağzı ile mamasını arayan… Çeşitli sebeplerden dolayı bazen gözlerinden damla damla yaşlar gelen…

Onun o acizliği içinde kendi acizliğimi iliklerimde hissettim. Sonra acizliğim bana Rabbimi hatırlattı… Ben acizim evet, fakat benim Rabbim sonsuz kudret sahibi. Bebeğimin rızkı O’nun elinde, sağlığı sıhhati O’nun elinde, dertlerinin dermanı O’nun elinde. Anne baba olarak bizler aradaki sebep, vasıtayız sadece…

Risale-i Nur’da acizlik ile alakalı bazı müthiş tespitler ile yazımı sonlandıracağım:

“Şu dünya gidişatına bakılsa görülüyor ki; en âciz, en zaîften tut tâ en kavîye kadar her canlıya lâyık bir rızık veriliyor. En zaîf, en âcize en iyi rızık veriliyor. Her dertliye ummadığı yerden derman yetiştiriliyor. Öyle ulvî bir keremle ziyafetler, ikramlar olunuyor ki, nihayetsiz bir kerem eli içinde işlediğini bedâheten gösteriyor.” (Sözler – 63)

“Şimdi ey nefis! Birkaç Sözde kat’î isbat etmişiz ki; asıl mahiyetin kusur, naks, fakr, acizden yoğrulmuştur ki; zulmet, karanlığın derecesi nisbetinde nurun parlaklığını gösterdiği gibi, zıddiyet itibariyle sen, onlarla Fâtır-ı Zülcelal’in kemal, cemal, kudret ve rahmetine âyinedarlık ediyorsun.” (Sözler – 359)

“Senin gibi zaîf-i mutlak, âciz-i mutlak, fakir-i mutlak, fâni, küçük bir mahluka bu koca kâinatı musahhar etmek ve onun imdadına göndermek; elbette hikmet ve inayet ve ilim ve kudreti tazammun eden hakikat-ı rahmettir. Elbette böyle bir rahmet, senden küllî ve hâlis bir şükür ve ciddî ve safî bir hürmet ister. İşte o hâlis şükrün ve o safi hürmetin tercümanı ve ünvanı olan “Bismillahirrahmanirrahîm”i de.” (Lemalar – 98)

Rabbim daima acizliğimizi hissetmeyi, O’na dayanmayı, her daim O’ndan yardım istemeyi bizlere nasip etsin. O acizlik içinde bizlere gülücükler saçan cennet kokulu yavrularımızı korusun. Amin!

Anneliğe BİSMİLLAH…

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?