Ağla Dostum

0
Paylaş

Sık kullanılmasına rağmen iki sözü kabullenemiyorum.
Birisi “Sükût ikrardan gelir.” Hayır, her zaman susmak kabul etmenin alameti olamaz. Mesela “Cevabü’l-ahmak es-sükût” yani ahmağa verilecek cevap susmaktır. Zira böylesine söz söylemek israftır.

“Dilini tutan kurtuldu.” diyen Kutlu Nebi(sav) değil midir? Bazen sineni dağlar muhatabın sözleri.. Ne cevap versen verdiğin cevap karşındakinin anladığı kadardır ve karşındaki o an anlamaya müsait değildir; susarsın. Sineye çekersin, incitmemek için incinmeyi göze alırsın.

Diğer kabullenemediğim söz ise “Erkekler ağlamaz.”
Hayır, erkekler ağlar. Tanıdığım en örnek insan, tüm erkeklerin rehberi, her hâli bizi Rabbimize yakınlaştıracak binlerce detayla müzeyyen olan Efendimiz (sav) ağlarken “Erkekler ağlamaz.” demek nice büyük gaflettir?

Hayır, erkekler ağlar. Hele yüreği, Kâbe’nin, Medine’nin, Peygamberinin(sav) hasretiyle yanıyorsa ağlar.

Kalp Rabbinin sevgisini duyduğu anda bir sevda bulutu çöker ruhun semalarına.

Hani derler ya kalp yorulunca ter gözden akar diye. Bazen yalnız kalır insan… Yorulur dünyanın meşakkatindenYorulur imtihanın mücadelesinden Yorulur nefsin ayıplarından… Ve ruhun bir süngerin sıkılması gibi yaşlar akıtır penceresinden…

Erkekler de ağlar. Hele ki imanla şereflendiyse; hele ki etrafına serili binlerce nimeti müşahede edip minnetle Rabbine hamd ederse ağlar kalbiyle. Üstad Bediüzzaman’ın dediği gibi “hayret ve muhabbetle” secde ederken Rabbine;

Tüm acziyle, tüm muhtaçlığıyla sonsuz fakirliğiyle iki büklüm olmasına rağmen huzura kabul edilmenin iftiharıyla dalgalanır yüreği “Subhane Rabbiyel Ala” Tesbih ederim kusursuz sübhan olan yüce Rabbim dedikçe kusurlarını hatırlar. Sandukçası olan seccadesine ebedi hayatında lazım olacak manevi yatırımları iman şuuruyla uğurlar ve huşuyla ağlar.

Hele ki kendini yoktan var edenin her şeye rağmen, tüm günahlara, hatalara, bin defa düşmelere rağmen bin bir defa tövbesini kabul eden Rahmetin dergâhına sığınıp “Senden başka kapım yok ki gideyim. Ne olur kovma kapından! Sana layık kul olamadım. Şanına yaraşır ibadeti edemedim. Fakat Senin şanın âlemi kuşatmıştır. Sen Rahman ve Rahimsin. Şanına yakışır şekilde kabul et Ya Rabb!” der ve ağlar kusurlarını andıkça. Ciğeri yanar pişmanlıklarıyla; utanır Âlemlerin Sahibinden ve ağlar.

Ümmeti düşünür; mazlumların inlemeleri uykusunu kaçırır ve yalvarırken Mevla’ya; iki damla gözyaşıyla uğurlar arşa yükselen dualarını. Ümmetin günahlarını düşündükçe dört döner; içi içine sığmaz. Ağlar Rabbine af dilenerek…

Hele ki ebedi hayatını kaybeden gençleri düşündükçe, ahiretini kaybeden aldanmışlıkları görünce sızlar sinesi. Ve ağlar bir o erkek, tıpkı yetim bir çocuk babasına sarılmak istediği gibi ona sarıldığında şefkate muhtaç minik kalbini duyunca ağladığı gibi.

Ağlamak Müslüman’ın iman hâlidir. Bazen gözleriyle bazen kalbiyle ruhuyla ağlar; tabii kalbi var ise…

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?