Allah ile Randevun Var!

Paylaş

Namaz…

Bazıları için günde 4 vakit bazıları için cumadan cumaya bazıları için ise kandillerde, bayramlarda…

Namaz bununla sınırlı mıdır?

Birçoğumuzun bildiği gibi namaz, günde 5 vakit olarak tüm “Müslümanlara” farz kılınmıştır. Her Müslüman’ın “her koşulda” vazgeçmeksizin yapması zorunlu olan bir ibadettir.

Cenab-ı Hak (c.c) Kur’an’da şöyle buyuruyor: “Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Şüphesiz ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.” – Ankebut Suresi /45

Nitekim Rasulullah (a.s) bir hadiste namazın önemini şöyle belirtiyor:

Ebu’d-Derda (r.a) şöyle dedi: “Dostum Muhammed (s.a.v) bana şöyle tavsiyede bulundu. Parça parça kesilsen de yakılsan da Allah ‘a ortak koşma ve farz olan namazı bilerek terk etme.” (Müsned:5/238, El-Bani Sahihi ibn Mace:3529, Beyhaki)

Parça parça kesilmeyi bir kenara bırakalım namaza uykusunu bile feda edemiyor insan. Türkiye’de yapılan anketlere göre düzenli olarak namaz kılanların oranı en iyimser olan anket sonuçlarına göre yüzde 30’u geçmiyor. Üstelik yüzde 99’u müslüman bir ülkede…

Bu rakamlar korkunç

Ne oldu bize? “Elhamdülillah Müslümanız, namaz dinde farzdır.” dedik peki ya sonrası?

Namaz, İslam dininin en şiddetli emridir. Kur’an-ı Kerim’de namazla ilgili 70’den fazla ayet vardır. Bir emri Allah 70’den fazla kez söylüyor ve tekrar ediyorsa durup bir düşünmeli insan, O’nu yaratanın namaza ne kadar önem verdiğini.

Tüm bunları bilmemize rağmen hayatımızda namazın yerinin olmaması ciddi bir sarhoşluk, aldanmadır! Bunu herkes biliyor ama düzeltmek için çabalamak yerine çeşitli mazeretler sunuyor:

“İşte çalışıyorum, vaktim yok.”

“Okulda, derse denk geliyor kılamıyorum.”

“Tesettürlü değilim.” (Gerçekten ilginç bir bahane)

“Çok günahım var.”

“İçimden gelmiyor, canım istemiyor.”

“Yaşlanınca kılarım, daha gencim.” gibi türlü türlü bahaneler… Hangisi geçerli? Hiçbiri!

Akli dengesini kaybetmemiş ve ergenlik çağına girmiş olan her Müslüman’a namaz farzdır.

Bir Müslüman’ın eğer bacakları yoksa kollarıyla ve vücudunun diğer nimetleriyle kılacak, tüm bedeni tutmuyor ve yatalak hâldeyse gözleri ile kılacak, gözleri dahi yoksa bilinciyle, kalbiyle kılacak…

Bu yazıyı okuyan kardeşim, sen bu durumda bile değilsin. Allah sana öyle güzel nimetler vermiş ki…Görebiliyor, dokunabiliyor, yürüyebiliyorsun. Bunca nimete karşı namazsız nefes alman büyük bir nankörlük değil midir?

Öğrencilik hayatı yaşayan biri olarak tecrübelerimle okulun, dersin asla namaza mani olmadığını söyleyebilirim.

Üniversitede misin kardeşim? Çık dersten git mescide, eminim abdest alabileceğin bir su vardır muhakkak, dereye inmen gerekmiyordur mesela. Abdestini al, mescide git -eğer mescid yoksa bir yere seccadeni seriver- ve namazını kıl. Hoca ne mi der, dersten kalırım endişen mi var?

Kardeşim şunu unutma Allah seni sonsuz görüyor, senin mazaret olarak öne sürdüğün ama aslında mazaret olmayan kendine göre engellerini de görüyor ve her şeye rağmen diyor ki:

“Ey iman edenler sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara suresi, 153)

Haşa Allah’ın senin dersinden, okulundan haberi yok mu? Şeytan böyle mi kandırıyor seni?

Şunu unutma ki kardeşim hayatını namaza çevirmezsen namazı hayatından çıkarmak durumunda kalırsın bir gün. Dünya izin vermez, sonra namaz kılmaya vakit kalmaz.

Çok günahı olan kardeşim. Günahsız kul mu var? Diyeceksin ki benim günahlarım çok büyük. Önemi yok, günahlar namaz kılmana engel değildir, namaz yine sana farz. Aksine kılacağın namazlar günahlarını temizleyen ve belki de affına sebep olan hazinelerdir. Çünkü bir hadiste Efendimiz (a.s) şöyle buyuruyor:

“Mümin kul namaza durduğunda günahları başının üzerine konulur. (Namazın harekâtı esnasında) bu günahlar, hurma ağacının dalları / yapraklarının sağa-sola dağılıp döküldüğü gibi, dağılıp dökülür.” (Taberanî, el-Kebîr-şamile- 6/44)

Allah senin bütün günahlarını biliyor ve görüyor ama sana her ne yaparsan yap, huzurumdan git demiyor. Sen de seni terk eden Rabbinin olmadığını bil ve şükret, namazla yeniden doğ bugün benim günüm de ve sımsıkı devam et!

Tesettürün namaz esnasında olması gereklidir ama normalde tesettürlü olmamak namaz kılmaya engel değildir yine. Çünkü tesettür ayrı bir ibadettir, namaz ise ayrı bir ibadettir. Tesettürsüz bayan kardeşlerim de bu vesveseden kurtularak namazlarını kılabilirler, namaz kötülükten alıkoyduğu gibi o kişiyi tesettürsüzlükten de bir gün alıkoyacaktır. İnşâAllah. 🙂

Başka bir halet olan namaz kılmama isteğinin sebebi ise Allah’ı tam anlamıyla tanımamaktır.

Allah’ı tanıyan en büyük örnek Peygamberimiz (a.s)’dır. Allah’ı böylesine tanıyan Efendimiz (a.s), ayakları şişene kadar sabahlara kadar namaz kılmıştır. Rabbimizi tanımalıyız, tanıdıkça namaz kılmak bizim için zorluktan çıkacaktır. Bir hadiste Efendimiz (a.s) bu hususta şöyle buyuruyor:

“Kiminle konuştuğunuzu bilseydiniz namazdan hiç ayrılmazdınız!” (Kenzu’l-Ummal, h. no: 18923).

Bediüzzaman Hazretleri namazı şöyle ifade etmiştir:

“Kâinatta en yüksek hakikat imandır, imandan sonra ise namazdır.”

“İşte çalıştığım için kılamıyorum, vaktim yok.” diyen kardeşim, Kur’an’ın tefsiri olan Risale-i Nur bunun cevabını şöyle vermiş:

“Ey sersem nefsim! Acaba şu vazife-i ubûdiyet neticesiz midir? Ücreti az mıdır ki sana usanç veriyor? Hâlbuki bir adam sana birkaç para verse veyahut seni korkutsa, akşama kadar seni çalıştırır; ve fütursuz çalışırsın. Acaba bu misafirhane-i dünyada âciz ve fakir kalbine kut ve gınâ; ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıda ve ziya; ve herhalde mahkemen olan mahşerde sened ve berat; ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat köprüsünde nur ve burâk olacak bir namaz neticesiz midir veyahut ücreti az mıdır?” -21.Söz /Sözler

Tebessümün bile sevap olarak geçtiği bir dinde bir namazın ücreti oldukça heybetlidir. 🙂

Başka bir engel ise arkadaş ortamı… Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:

“Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.” (Ebu Davud, Edeb, 19, Tirmizi, Zühd, 45)

Kişi arkadaşıyla takıldıkça ona benzer… Eğer arkadaş ortamın namazına engel oluyorsa (ki Allah ile senin arana giren nasıl arkadaşın olabilir, orası da tartışılır) bu ortamdan kurtul kardeşim ama engel olmuyorsa onların da namaza başlamasına vesile ol ve bu şekilde namazlarınızda kesin bir düstur yakala!

Su içmeden yaşayabilir misin? Birkaç gün sonra su ihtiyacından ölürsün. İşte namazı hayatında öyle bir yere koy ki sudan çok daha kıymetli ve vazgeçilmez olsun. De ki “Namazsız yaşayamam!”

Dışarı çıktığında gözün ilk olarak cami, mescid arasın.

Abdestsiz evden çıkma.

Bir program yapıyorsan önce namaz vakitlerini düşün ve öyle başla.

Telefonuna namaz vakit programını indir ya da uyarıcı notlar oluştur.

Muhabbete dalıp sakın ama sakın ezanı unutma, 3 kulağın olsun biri sadece ezan sesini işitsin.

Sakın ama sakın şeytanın, “Sonra kazasını kılarsın.” cümlesine aldanma. Bu şeytanın en çok kullandığı tuzaklardan biridir. Allah bizden namazı vaktinde kılmamızı istedi, namazın vakti çıkmamışken kazasını kılma planlarını yapmayı değil!

Dersteysen hocandan rica et ve mescide giderek namazını kıl.

Hoca izin vermezse ya da yoklamada yok yazar ve seni devamsızlıktan bırakır korkun varsa BOŞVER! Gururlu bir şekilde: “Şeytan beni dersten kalma korkusuna kaptıramadı, namazımı kaybetmedim ben, kıldım! Ve onun tuzağına düşmedim. Dersten kalmış olmam namazımı terk edebilmemden daha dehşetli bir sorun değil. Dersi tekrar verebilirim ama namazı tekrar yerine koyamam. Allah benim bu fedakârlığımı görüyor!” diye haykır içinden büyük bir teslimiyetle ve şu fermanı hatırla:

“Beni yaratan da, bana doğru yolu gösteren de O’dur.” -Şuara Suresi / 77

Hadiste geçen şu ifadeler insanın yüreğini acıtmaz mı hiç?: 🙁

“Kim ki farz olan namazı bilerek terk ederse Allah’ın koruması ondan uzaklaşmıştır.” (Müsned:5/238, El-Bani Sahihi ibn Mace:3529, Beyhaki)

Allah’ın senden korumasının uzaklaşması, senin -namaz ile- Allah’la iletişimde olmaman ne kadar acıdır!

Neden bu zulmü yapasın ki kendine? Sana her saniye milyarlarca hediye verip, onları senin hizmetine çalıştıran bir an bile aksatmayan Rabbine karşı gelip namaz kılmamak çok büyük bir nankörlük olmaz mı kardeşim?

Kaç yıl yaşayacaksın?

Bunun cevabını bile veremiyorsun. “Yaş 35 yolun yarısı eder.” diyen şair bile 46 yaşında vefat etmedi mi?

İstemez misin son namazını kılmış olarak alsın canını Azrail (a.s)?

İstemez misin gönül rahatlığıyla ruhunu teslim etmeyi?

Etrafındakilerin çokluğu seni aldatmasın, yalnız hesaba sokulacaksın dolayısıyla kılmadığın namazlarının bedelini “Kılma namazı boşver.” diyen arkadaşların ödemeyecek, sen ödeyeceksin! Yalnız dirileceksin…

Bir gün zaten soğuyacaksın, şimdi sımsıcak kalbinle kalk ve abdestini alıp namaza dur. Dünyaya ait ne varsa -günahların, hayatın, yaşadıkların, hüzünlerin- elinin tersiyle geriye doğru it ve seni en çok sevene yönel.

“Kalpler yalnızca Allah’ı anmakla tatmin olur.” -R’ad Suresi /28.Ayet

Bugün benim doğum günüm de…İnsanın asıl doğum günü namaza başladığı gün değil midir?

Ve belki de -namazın sayesinde- ölümün de bir düğün günü olacak senin için.

İstemez misin kardeşim?

Tabii ki istersin!

Haydi, şimdi tam zamanı!

Eğer bu satırları okuyabilmeni sana Rabbin nasip ettiyse, o Rabbinin merhametinden ve seni yalnız bırakmadığındandır.

Sonsuz merhametli Rabbine yönel, namaza git ve âlemlerin Rabbiyle buluş…

Çünkü Allah ile randevun var!

Paylaş

5 yorum yapılmış. Sende yap :)

  1. Fatma 18 Kasım, 2017 at 19:30 Reply

    Allah razı vesile olandan da yazandanda aglamamak için kendimi zor tuttum yazdığınız için saolun Rabbim yar ve yardımcınız olsn

  2. Anonim 18 Kasım, 2017 at 19:28 Reply

    Allah razı olsun aglamamak için kendimi zor tuttum yazdığınız her cümle doğru Allah vesile olandan da yazandanda razı olsun

Yorum Yap