Allah Kur’an’da Eşlerinizi Dövün mü Diyor?

Paylaş

Allah Kur’an’da Eşlerinizi Dövün mü Diyor?

 

Merhaba kardeşlerim.

Bu yazıda toplumumuzda ateistlerin yanlış olarak tanımladığı ve inanmama gerekçesi olarak öne sürdüğü bir konudan bahsedeceğiz. Sadece ateistlerin değil Müslümanların da çelişkiye düştüğü aslında hiçbir çelişki içermeyen bir konu:

“Allah Kur’an’da kadınları dövmeyi mi emrediyor?”

Kur’an-ı Kerim’de Nisa suresinde şöyle geçiyor:

“Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onlardan ayrılın/onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.” (1)

Sırası şu şekilde:

-onlara öğüt verin.

-onlardan ayrılın.

-onları dövün.

Bu duruma Kur’an ve sünnet çemberinde bakacak olursak:

Resulallah (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Eşlerinize yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, sakın onları dövmeyin ve onları incitecek çirkin sözler söylemeyin.” (2)

Yine veda hutbesinde Peygamberimiz (a.s):

“Kadınlar size Allah’ın emanetidir.” buyurarak İslamiyet’in kadına verdiği değeri bir kez daha vurgulamıştır.

İslamiyet öncesi Arap Yarımadası’ndaki adetlerin çoğunun kaldırılmasının yanında kadınları itibarsızlaştırma , dövme adetlerinin devam etmiş olması elbette abes olacaktır.

Kur’an’ı Kerim her mevzuya açıklık getirdiği gibi aile tablosunun oluşması için de yine yöntemleri sunmuştur.

Resulallah (a.s): “Gündüz karısını köle gibi kırbaçlayan birisi akşam onunla aynı yatağa nasıl girecek?” (Buhârî, Nikâh 93; Ebû Dâvûd, Nikâh 60) diye sormaktadır.

Yani ayette geçen “vedribuhunne” Arapça’da “darabe” kelimesinden türetilmiş bir kelime olup “yola çıkmak” , “karanlığa bürümek”, “verilen bir şeyi geri almak”, “konulan bir şeyi kaldırmak” gibi anlamlara gelmektedir.

Yine “darabe fiili” Arapça’da çok kez kullanıldığı gibi yalnızca “vurmak, dövmek” anlamında değil “ayırmak, göndermek” anlamlarına da gelmektedir.

Kur’an’ın hiçbir ayetinde, bir suç işlendiğinde, kişilere bizzat cezasını verme hakkı verilmemiştir.

Bir zina suçunun bile şahit sayısına ve verilmesi gereken cezanın inceliklerine böylesine titizlik gösteren bir din, bir kadının suçunun cezasını bir tek erkeğe (üstelik nefsinin hissesinin karışabileceği eşine) bırakır mı ?

Bu açıdan Ahzab suresi 28. ayette:

“Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya diriliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin boşanma bedellerinizi vereyim de sizi güzelce salıvereyim.”

buyrulmaktadır.

Bu ayette de Hz.Muhammed’e anlaşamadığı eşlerini dövmesi değil, onları boşaması önerilmektedir.

Eşlerini hiç dövmemiş kâinatın Efendisi(a.s)’ın davranışlarına tabi olacak olursak da durumun boşanma aşamasına gelindiğini söyleyebiliriz.

Ayetin sonrasının ise,

“Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür. Eğer karı kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; düzeltmek isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.” (Nisa, 4/34-35) şeklinde devam etmesi Yüce Allah’ın aile birlikteliğini devam ettirme ve eşler arası uyumluluğun sürmesi hususunda ne kadar eşit bir merhamete sahip olduğunu görmekteyiz.

Bu durum bir hadiste şöyle belirtiliyor: “Allah Teâlâ’ya, helal kıldığı şeylerin en sevimsizi talaktır(boşanmadır).” (3)

Aynı surede (Nisa) geçen bir başka ayet ise şu şekilde: “Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları…”(4)

Evet bu ayeti okurken birçoğumuz şaşırabilir çünkü bahsedilen şeyler normal değil öyle değil mi? Allah her insan için (psikolojik sorunları olan, yoldan çıkmış insanlar, doğru insanlar, doğru yolda sebat edenler v.s) bu ayetleri evrensel olarak bize göndermiştir.

Bilindiği gibi yasalar hiçbir sorunu olmayan insanlar için değil, “yasalara uyma eğilimi göstermeyenler” içindir.

Bu benzetmeyi yapacak olursak da bu ayetin, her bir harfine iman etmiş olduğumuz ve hiçbir kusuru olmayan Allah’ın kelamı Kur’an’ı Kerim’de olması yine hikmetlidir, makuldür.

Esselamüaleyküm…


  1. Nisa Suresi / 34.Ayet Meali
  2. (Tirmizî, Radâ’ 11; İbn Mace, Nikah 4; Ahmed, V, 72-73; Nesâî, ‘Işretü’n-Nisâ, s, 167)
  3. (İbn Mâce, nikâh 1; beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, VII/322; Hakim, Müstedrek, II/196)
  4. Nisa Suresi / 23. Ayet Meali

 

Paylaş

1 yorum

  1. Orhan 23 Kasım, 2017 at 23:31 Reply

    Allah razı olsun, çok faydalı bir yazı olmuş. İslamiyet’in şiddeti değil şefkati öğütlediğini insanlara defalarca anlatmamız lazım.

Yorum Yap