Allah Yoksa Karşıki Dağları Kim Yarattı?

0
Paylaş

Başlığı ilk okuduğunuzda günlük hayatta sıkça karşımıza çıkan klasik bir ispat sözü sanmış olabilirsiniz. Kısmen doğru ama bu yazımızda gücün ve ihtişamın sembolü olan dağların jargonumuza yerleşmiş olan bu başlıkla muhteşem bir kargaşayı önleyişini ele alacağız. Kargaşa demişken teke tek bir kavgada rakibini korkutup psikolojik üstünlük sağlamak için sıkça kullanılan şu sözü de farklı bir bakış açısıyla değerlendireceğiz: “Bir bu kadar da yerin altında var! (Dağlar)”

Yüzyıllardır savaşan insan ırkı için muhteşem bir koruma sağlayan her zaman insana güven veren, çok eski zamanlardan beri örneğin, esir tutulmuş bir grup insanın filmlerde söylediği şu lafı hepimiz duymuşuzdur: “Dağın arkasındaki patikaya ulaşabilirseniz kurtulursunuz. ” Peki yer üstünde koruyucu ve heybetli olan dağların yer altında nasıl bir işlevi var? Bunu Kur’an-ı Kerim Nebe suresi 6. ve 7. ayetlerde “Yeryüzünü bir döşek yapmadık mı? Dağları da birer kazık?” ayetinden yola çıkarak daha kolay anlayabiliriz.

Herkesin bildiği Everest dağını örnek alalım: Everest’in yüksekliği 8. 848 m’dir. Yani yaklaşık olarak 9 km ancak Everest’in yer yüzeyinin üstündeki uzunluğu bu kadarken yerin altındaki uzunluğu 125 km civarındadır. Dağların farklı oluşum şekilleri olabilir. Örneğin volkanik kayalardan veya tortullardan oluşması gibi farklılıklar vardır. Ancak dağların kökünün olduğu gerçeği hep aynıdır. Kıta üzerindeki dağların kökleri olduğu gibi deniz üzerindeki dağlarında kökleri mevcuttur. Yer kabuğunun kalınlığı çoğunlukla 5 km civarındadır. Oysa dağların altındaki kalınlığı 35 km gibi değerlere çıkabilmektedir. Dağlar yer kabuğunu meydana getiren tabakaların çarpışmaları, bir tabakanın diğer tabakanın altına girmesi sonucu oluşmuştur. Üstte kalan tabaka kıvrılıp dağları oluşturmuştur. Alttaki tabaka da derine doğru inerek dağın kökünün oluşmasını sağlamıştır. Bu şekilde kökler yer kabuğu tabakalarının birbirine kaynaşmasını sağlamış tıpkı Nebe Suresi’deki gibi bir kazık görevi görmüştür.

Küçükken orman gezilerinde, dağ kamplarında bir grup ateşi yakarken bir grup da çadırların kurumuyla ilgilenirdi. Odun, çalı çırpı toplamaya gidenler ise pek ihtimal olmasa da çalıların arkasından her an çıkabilecek bir ayıyı ya da çalıdan bir ses geldi mi acaba yaban domuzu mu? Diye içgüdüsel olarak içinden geçirmiştir. Sonrasında herkes ateş başına toplanıp tam derin bi nefes almışken gruptan fırıldak birisinin başlattığı el feneri kullanarak anlattığı ürkütücü hikâyeler elbette ki çok güzel olurdu. Tabii ki sabahın ilk ışıklarına kadar uykusuz kalmanız haricinde. 😇

Filmlerdeki bu klasik hikâye bölümü konumuzla alakalı değil tabii ki. Bizi burada ilgilendiren asıl mesele çadırı kuran bir grup çocuğun yaptıkları. Nasıl ki çadır kurulurken bi rüzgâr yüzünden uçup gitmesin diye onu sabitlemek için yerin altında kazıklar çakılarak sabitleniyor. Aynen öyle de bir çadırdan çok daha büyük olan koskoca dağlar da yerin altındaki çakılı olan kökleri sayesinde ayakta duruyor. “Onları sarsmasın diye yeryüzüne dağları yerleştirdik.” (21:31) Artık Ateist bir arkadaşınızla konuşurken “Allah yoksa karşıki DAĞLARI kim yarattı?” rahatlıkla diyebilirsiniz. 😅 Açıklamasını yapmanız şartıyla tabii ki. 😇

Vesselam…

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?