Anneannem Neden Soğuk Davranıyor?

2
Paylaş

Lise ikideyim, okuldan çıkıp servisin ön koltuğunu kapmak için son dersin çıkışa 5 dk kalmasına hazırlanır ve kapıdan ilk çıkan ben olurdum. İnsanlara çarpa çarpa koşardım. Bir de çekilin uçağım kaçacak diye bağırırdım. Ara sıra ambulans sesi de işe yarardı. Ön koltuğa otururdum ama nefes nefese ve kan ter içinde fakat çok mutlu olurdum. İçimden “Ulan terledim ama olsun bugün yine ben galip geldim.” diyordum. Açlıktan şoförün sağ kolunu kemirecek gibi olurdum evin önüne yanaşırdı ve şoför amca da ben de rahat nefes alırdık. Yine böyle bir gündü…

Annem komşulara gitmiş evde anneannem vardı. Kıyamam bana bir şeyler hazırladı ve her zamanki ilk sorusu: “Bugün kaç tane 5 aldın?” Garibim her gün sınav oluyoruz sanıyor. Diğer kardeşim de futbol antrenmanından geldiğinde ilk sorusu: “Kaç gol attın?” Timurhan ise “Anneanne 3 – 0 yenildik.” diyor, O hâlâ “Golleri sen mi attın?” diye sorardı.

Böyle bir tonton anneanne düşünün işte. Yemeğimi yedim odama çekildim 1 saat geçmedi. Anneannem geldi: “Serkan’ım benim nefesim daralıyor. İçimde bir sıkıntı var sıcak bastırıyor.” dedi. Bende başımdan savmak için “Bir abdest al geçer anneanne.” dedim. Sessizce çıktı odamdan ve tüm gün kanepede öylece sessizce geceyi bekledi. Annem uyumuştu babam evde değildi. Polis olduğundan gece nöbetindeydi. Bende ödevlerimi yaptım, biraz da ÖSS soruları çözdükten sonra uyumak için yatağıma uzandım ama uyuyamıyorum. Bir türlü gözüme uyku girmiyor, bir sağa bir sola dönüyorum. Oflayarak kalktım ve odamdan çıkar çıkmaz gördüğüme inanamadım.

Anneannem yerde sürünüyor ve bir şeyler demeye çalışıyor. Ne yapacağımı bilmiyorum. Avazım çıktığı kadar: “Anneeeeeeee yetiş anneannem kalp krizi geçiriyor.” Arabamız var ve annemin ehliyeti de var fakat anahtar babamda kalmıştı işe giderken. Ben evden çıkıp hemen komşumuzun kapısı yumrukladım Mustafa Abi Allah razı olsun uyumamış ayaktaydı. Ben nasıl oldu anlamadım ama o zayıflığımla anneannemi sırtıma aldım ve asansörle aşağıya indirdim arkamızdan Mustafa Abi geldi ve arabaya bindik. Anneannem ön koltukta, dişleri kenetlenmiş zor nefes alıyordu. Annem ve ben arka koltuktayız. Annem sürekli ağlıyor ve dua ediyordu. Ben ise bir elim anneannemin elinde bir elim rahat nefes alsın diye anneannemin ağzında ve sanki parmaklarım kopacaktı. Tam hastaneye geldik derken sol elimde bir buz parçası sanki. Evet, anneannemin elleri buz gibi olmuştu. Sesimi çıkarmadan çığlıklar attım, öldü diyemedim. Acile geldiğimiz gibi sedye ile içeri aldılar. Ben öldüğünü biliyordum. Sessizce bekliyorum dışarıda fakat annemin hâlini anlatmayacağım. Doktorlar 20 dk sonra geldi ve kurtuldu dediler. Önce kalbi durmuş, elektro şok ile tekrar Rabbim onu bize bağışladı.

Aradan 7 sene geçti ve anneanneme her sarıldığımda ölümü en yakın hâliyle hatırlıyorum.

Ölümü hatırlamak için bir anneanneye ihtiyacım olmamalı. Ölümü her an hatırlamalıyım ve ona göre yaşamalıyım. Ecel birdir değişmez. Van depreminde görmediniz mi? Yeni doğan çocuğa yıllar sonraki planlarını çizerken, tatil için rezervasyonlar yapılırken, evde yeni alınmış bir plazma TV çizilmesin diye gözü gibi bakarken, yeni aldığı arabayı 3 sene sonra değiştirim hesaplarına girerken ölümü sadece yataktaki kanser hastasına ve yaşlı insanlara yakıştırmadık mı? Ölüm herkese aynı yakınlıkta değil mi? Depremde yaşlı, genç, bebek hepsi gitmedi mi?

Hz. Ömer ( r.a.) halifelik görevini aldıktan sonra kendi parasıyla bir adam tutmuştu. Bu adamın görevi her gün, günün belirli saatlerinde O’nun yanına gelerek kendisine: “Ya Ömer Allah’tan kork, ölüm var!” demekti. Bu durum günlerce, aylarca, hatta yıllarca devam etti…

Bir gün Hz. Ömer (r.a.) aynaya bakarken saç ve sakalının ağardığını gördü. Günün muayyen zamanlarında karşısına geçerek kendisine ölümü hatırlatan ve bu görev karşılığında Hz. Ömer (r.a.)’dan para alan görevliyi yanına çağırdı. Hz. Ömer (r.a.) artık bundan böyle adamın görevine son vereceğini söyleyince adam Hz. ÖMER’e “YA ÖMER BU GÜZEL ÂDETİNDEN VAZ MI GEÇTİN?” diye sordu..

Adaleti, cesareti ve devlet yönetimindeki üstün başarısı ile meşhur olan ve İslam tarihine adalet örneği olarak geçen II. Halife Hz. Ömer (r.a.) bu soru karşısında adama şu manidar cevabı verdi:

” Şimdiye kadar gençtim, saç ve sakalım ağarmamıştı. Doğru yoldan ayrılmamam için her gün bana ölümü hatırlatacak, Allah’tan korkmamı tavsiye edecek birine ihtiyacım vardı. Ancak bugün aynaya baktığımda saç ve sakalımın ağardığını gördüm. İşte ağaran saç ve sakalım bana ölümün habercisi olarak yeter. Sen bana ölümü günün muayyen saatlerinde hatırlatıyordun, bunlar ise her zaman hatırlatıyorlar.”

Peki, bize ölümü hatırlatmayan gençliğimize neden bu kadar çok güveniyoruz?

Servisin ön koltuğuna oturmak için planlar yapan ben acaba hesap gününe planlar yapıyor muyum? Kendimi uyanık sanırdım. Asıl uyanık olmak 5 dakikalık değil sonsuzluğa plan yapmak değil mi?

BU PLAN KÂĞIT KALEMLE OLMAZ,

HADİ KIR KALEMİ VE YIRT AT KÂĞIDI,

ŞU AN VAKTİN VARKEN VAKTİ GEÇMEYEN VAZİFENİ YERİNE GETİR…

Paylaş

2 yorum yapılmış. Sende yap :)

  1. Zulfikar 31 Ocak, 2016 at 20:56 Reply

    Cok faydalı oldu,Allah razı olsun.
    Allah, Allah’ı her daim hatirlatanlarla eylesin.
    Gerçekten, yani gerçekten, o kadar gerçekten ki birinin kolunu cimdiklememiz kadar gerçek, ayağımızi yere biraz fazla bastirmamiz kadar, avcumuzu sıkmamız kadar gerçek ölüm.
    Ama yine de “Ölüm güzel şey, budur perde arkasından haber,
    Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber (sav)?

  2. aliyilmazsivas 8 Eylül, 2015 at 01:51 Reply

    Yazının başlığını görünce çok merak ettim :”Ana fikri ne acaba?” Sonra tıkladım ve başladım okumaya. Okuduğum her cümlede yazının ana fikrini belirlemeye çalışıyordum. Derken olaya kendimi kaptırdım. Merakım bu sefer anneanneye yönelmişti. Acaba ona ne olacaktı? Birden başlıkta yazan “Anneannem neden soğuk davranıyor?” sorusunun cevabını buldum. Şok oldum. Böyle bir olayın gerçekleşeceği aklıma hiç gelmemişti en başta. Fakat çok üzüldüm. Okuma isteğim bi anda bitiverdi. İçimden “Daha fazla üzülme!” diye bir ses işittim. Ama bu yazının nereye bağlanacağı merakım sayesinde okumaya devam ettim. Doktordan alınan haber sanki benim hayata dönme haberimmiş gibi sevindim. Hayata tutunma isteği doğdu içimde. Büyük bi heyecan ve merakla okumaya devam ettim. Sonunda anladım ki bu olay aslında Rabbimin hem yaşayanlara hem de bu yazıyı okuyanlara bahşettiği bir lütuf. Çünkü olay gerçekten de ibretlik. İyi ki bu yazıyı okumayı Rabbim nasip etti de hayatımdaki bazı farkında olmadığım olguları farkettim. İnşaAllah bundan sonra:
    “Aklımda ölüm
    Kaldırımlarda gözüm”

Yorum Yap