Ateizm’in Çöküşü

Paylaş

20. yy’da ortaya atılan ve 21.yy’da ispatlanan bilgilere göre, evren 0 hacim ve sonsuz yoğunluktan meydana gelmiştir. (1)

Ne demek 0 hacim ? Yâni ortada hiçbir hayat, canlılık, malzeme, hatta madde bile yok.

Şimdi çoğumuzun merak ettiği, özellikle inançsız arkadaşlarımızın merak ettiği sorulara cevap bulacağız…

Evren ve içindekiler yoktan var olduğuna göre, evren ve içindeki hiçbir şey bizim yaratıcımız olamaz. Ve yok yok iken elbetteki vâr edemez. Çünkü daha kendi varlığından haberi bile yokken, kendi varlığından haberdâr olunan bu kadar canlıları (insan bunun en güzel örneği)elbetteki yaratması imkansızdır.

Evrenin oluşumunda malzeme yok iken bu kadar mükemmel malzemeler gerektiren şeyleri yok iken yapması ise elbetteki  imkansızdır.

Mesela bir kalem düşünün. Malzeme olmadan o kalem kendi kendine olur mu hiç? Malzeme bile olsa kendi kendine olmaz. En basit bir kalem bile malzeme olmadan olmuyor iken, bu kadar mükemmel bir şekilde tasarlanan kâinat ve kâinatın içindeki canlı-cansız bütün varlıklar malzeme olmadan kendi başına nasıl olsun? Kendi başına olmuştur diyen insana akıllı denir mi hiç?

Yok yok iken başkasına hayat dahi veremez. Kendisi yok çünkü, başkasına ”hayat” nasıl versin? Demek ki bu hayatı bize veren Zat, hayat sahibi olması lazım. Demek ki bize bu hayatı veren kişi dâima var idi…

Fıtratı bozulmamış her insana sorsak ve desek ki; sonsuz yaşamak ister misin? Elbette ki ”evet” cevabını verecektir. Peki bize bu sonsuzluk hissini kim verdi? Evren ve içindekiler yoktan var olduğuna göre, sonsuz olamaz. Çünkü sonsuzun başlangıcı ve sonu yoktur. Dolayısı ile bize bu sonsuzluk hissini veren kişi, ancak sonsuz olması lazım. Sonsuz olmayan bize bu sonsuzluk hissini veremez.

İnançsız arkadaşlarımız ise yok olacağımıza inanıyor. Yoktan gelip tekrar yok olacaksak,  o zaman bu varlık neden? İki yokluk arasında varlık olur mu hiç? Demek yokluğumuzu varlığımıza tercih eden birisi var.

Yukarıda anlattığımız bilgileri son olarak şu örnekle de destekliyebiliriz. Elimize bir kalem alıp bir kağıda ”A” harfi yazdığımızı farz edelim. Yazdığımız bu ‘A’ harfi dolayısıyla sonradan olmuştur. Birkaç dakika önce yoktu, şimdi ise var. Mâdem ‘A’ harfi birkaç dakika önce yoktu veşimdi ise var oldu. Demek ki onu yazan bir mühendis (sonradan yaratan) olmalıdır. Kâtip  olmaksızın ‘A’ harfinin vücud bulması imkansızdır. Çünkü sonradan yaratılan her sanatlı bir eser, kendisini yapan bir sanatkârı îcab eder.

Kâinat ve kâinatın içindeki yaratılmış bütün varlıklar, az önceki örnekte olduğu gibi ‘A’ harfi, hatta bir kitab hükmündedir. Bi tek ‘A’ harfi bile bir yaratıcıya ihtiyaç duyuyor ve onsuz meydana gelmiyor ise, kitab hükmünde bulunan bu kâinat veiçindeki bütün harfler, elbette ki kâtipleri olan bir yaratıcının varlığını ispat etmektedir.

Yukarıda anlattığımız bilgiler hepsi doğrudur. Ama biz anlattığımız için değil doğru olduğu için doğrudur. Ve ortada doğru bir bilgi var ise; bu doğru bilgi deliller ile, kanıtlar ile mantıklı bir şekilde ispatlanmış ise, karşı taraf buna rağmen bu bilgiyi kabul etmiyorsa eğer; işine gelmediğinden dolayı kabul etmiyordur. Nitekim Allah (c.c) Kur’an-ı Kerim’de:

“Ve andolsun ki Biz, onlara size dahi vermediğimiz imkânları verdik. Ve onlara işitme, görme hassaları ve idrak verdik. Fakat işitme ve görme hassaları onlara fayda sağlamadı. Ve idrakleri de onlara bir şey sağlamadı. Allah’ın âyetlerini bilerek inkâr ediyorlardı. Ve alay etmiş oldukları şey onları kuşattı.” (2) buyurmaktadır.

Cenab-ı Hak bizi doğru yoldan ayırmasın.

Vesselam…


(1) Wikipedia | Büyük Patlama  | Edwin Hubble
(2) Kur’an-ı Kerim | Ahkaf Suresi | 26. Ayet Meali

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?

Bunları da okumalısın