Balık ve Öküz Dünyayı Taşıyabilir Mi?

Paylaş

Evet bazen balık, bazen de öküz, küre-i arz’ı sırtlanıyorlarmış. Nasıl yani? Hani şu bizim Güneş sisteminin çekim kuvvetiyle, muallakta dolaşan, yörüngesinde 107,2 bin km hızla, kendi etrafında ise 1670 km hızla, matematik ilmi olmaksızın yörüngesinde muazzam bir elips çizebilen, hiç şaşırmadan aynı nizamlı ve intizamlı hareketine devam eden mavi gezegenden mi bahsediyoruz?(4) Sanırım sizde benim gibi balık ve öküzü farkedemediniz.

Gelin olaya bir Zât’ı tanıyarak başlayalım. Tarihimizde görüldüğü üzere; sigara gibi küçük bir âdeti, büyük bir padişah bile binlerce neferi olmasına rağmen daimi kaldıramamışken, öyle bir zât düşünün ki; inatçı bir toplumu, az bir zamanda, tek başıyla, büyük ve çok âdetleri, misal; putperestane inançlarını, diri diri kız çocuklarını toprağa gömmeleri gibi katilâne âdetlerini, vakit be vakit geçersiz bırakıp, yerlerine en üst ahlak seviyelerini bazılarına bir anda, tereddütsüz tercih ettirmiştir.(1) Dikkat edin!

Şimdi, bu Zât yani Peygamberimiz (a.s.m.); “Dünya, öküz ve balık üzerindedir.” (1) der ise elbette mantıklı bir kimse, bir hikmeti olduğunu düşünür. Bir vakit dünyanın ne üzerinde durduğu sorulduğunda önce cevabı; “Dünya, balık üzerindedir.” olmuştur. Bir ay gibi bir zaman sonra sorulduğunda ise; “Dünya, öküz üzerindedir.” demiştir. Bu cümleleri böyle bir Zât’tan duyup; muhaldir, bâtıldır demekten daha bâtıl ne olabilir ki? Ancak her ne kadar bir hikmeti olduğunu düşünsekte, bir cevap aramalıydık ve bir müslüman olarak Kur’an-ı Kerim’imizin ilk ayeti olan “İKRA” ile ters düşmemeliydik (mealen oku,araştır).

Nasıl bir izah ki açık kapı bırakmadan Hadis-i Şerifimizi açıklıyor ve aklen de tamamlıyor. Risale-i Nur’lar tam da bu aradığımız izahı yapmış. Konuda derinlik yakalamak isteyenler; Lem’alar Ondördüncü Lem’a’ yı inceleyebilirler.(3)

Evvela bununla aynı yapıda farklı bir konuyu ele alalım; Bir vakit, bir ortamda çok derinden bir ses işitilir ve Peygamber Efendimiz bu sesin 70 yıldır yuvarlanan bir taşın, cehennemin dibine ulaşıp çarpmasıyla oluşan bir ses olduğunu söyler, bir kaç dakika sonra biri çıkıp gelir ve 70 yaşındaki meşhur falan münafık, dinsiz öldü der ve söz sanatı hatta mucize anlaşılmış olur. Şimdi taşlar yerine oturmaya başladı sanırım evet buradada biz bir teşbih yaptık ortada ne taş var ne bina. Bunun gibi balık ve öküz derken çeşitli söz sanatları kullanılmıştır, bunları üç bölümde inceleyeceğiz.

Sözün ilk baktığı nokta;
Cenab-ı Hak, yer küremize iki melek nazır ve hamele olarak tayin etmiştir. Bu meleklerin vazifesi ise nezaret etmek, gözcülük yapmaktır. O meleklerin birinin ismi Sevr yani “Öküz” ve diğerinin ismi ise Hût yani “Balık”tır, şimdi anlıyoruz ki efendimiz aslında bir nevi meleklere işaret etmiş. Acaba o meleklerin ismi neden Balık ve Öküz ola ki? Sizinde aklınıza böyle bir soru gelmiştir, şöyle ifade edelim bu meleklerden biri öküz diğeri ise balık suretindedir ve bildiğiniz üzere Dünya su ve kara olarak iki kısımdan oluşur, meleklerden Sevr yani Öküz olan Dünya’nın kara bölümüne diğeri ise Hût yani Balık olan Dünya’nın sularla kaplı bölüme nezaret eder isimlerinin hikmetide budur. Böyle ince bir hakikati Efendimiz, gayet güzel ve kısa bir tek cümle ile ifade etmiş.

İkinci nokta;
Bir devlet nasıl idare olunuyor? Askeriye ve memuriyet ile iki ayrı temelden bahsedebiliriz, hatta devlet, askerin silahı ve memuriyetin kalemi olarak ifade edebileceğimiz, iki ana kolon üzerine inşaa edilmiştir, dersek yanılmış olmayız. Bunun gibi de; insanlığın iki temel geçim kaynağından biri deniz ve deniz ürünleri diğeri ise tarım ve hayvancılıktır, hatta bilgisayar oyunlarıyla arası iyi olanlar bilir, bir çok tarihi oyunda ilk oyun başlangıçlarında kullanılabilen besin kaynakları sadece tarla ve balıkçılıktır, o halde şöyle bir çözümleme yapalım; Dünya tüm canlıların yaşam alanıdır ve tüm canlıların da en üstünü bir nevi kumandanı insandır, insanın temel yaşam standardı ise kıyı kesimlerde, denizle yani balıkçılıkla sağlanır, iç kesimlerde ise tarım ile ve ziraatla Öküz hayvanının omzundadır diyebiliriz. Öyle ise; Elbette bir devlet, silah ve kalem üzerinde durduğu gibi; Dünya da Öküz ve Balık üzerindedir denilebilir. Aynen öyle Efendimiz diğer bir yönüyle gayet hikmetli bir ifade ile demiş “Dünya, öküz ve balık üzerindedir.”

Üçüncü Nokta;
Beni en çok etkileyen ve çok enteresan olan bir ifade daha!

Dünya Güneş etrafındaki dönüşünü tamamlarken, 360 derecelik açı gezmektedir. Şimdi 12 parçaya bölünmüş, çok büyük, yuvarlak bir pasta düşünelim, her bir parçada 8-10 adet mum olduğunu varsayalım ve yukarıdan bir fotoğraf çekip o fotoğraf kağıdı üzerinde görünen her bir parçadaki mumları kalem ile birbirine birleştirelim, evet her pasta parçasında kalem ile birleşen mumlar farklı şekiller oluşturdu, aynen öyle de, Dünyanın Güneş etrafında dönerken taradığı her 30 derecesine bir burç(dilim) denilmiş ve toplam 12 pasta parçası gibi, burç parçaları oluşmuştur. Bu parçalarda ise Dünya ile Güneş arasında kalan yıldızlar vardır ve her otuz derecedeki yıldızların, kalem misal birleştirilmesinden oluşan şekillere göre burçlara isimler verilmiştir, bildiğimiz burçlardan farkı yoktur; oğlak, kova, terazi, arslan, balık gibi, mesela ben balık burcuyum o halde benim doğduğum ay da gökyüzünde ki yıldızları kalemle birleştirdiğimizde balık şeklini mi alıyor? Evet tam da anlatılmak istenen bu.

Efendimiz neden ilk sorulduğun da farklı ikinci sorulduğunda farklı cevabı vermişti? Çünkü Dünya, o sualin ilk sorulduğu zaman balık burcunda idi bir ay gibi bir zaman sonra tekrar sorulduğunda ise Dünya tam da Öküz yani günümüz tabiriyle boğa burcunda idi, hemen burç analizi yaptığınızı ve “evet evet balık burcunun sonu ile boğa burcunun başı arasında yaklaşık bir ay gibi bir zaman var” dediğinizi duyar gibiyim 🙂 Ancak o dönem de bir teleskop olduğundan bahsedilmemişti yada astronomi ilminin herhangi bir faliyetinden hatta her otuz dereceyi hesaplayacak ve suretleri, şekilleri farkedecek bu teknoloji ancak günümüz koşullarında mevcut değil miydi? Evet tam da Efendimizin peygamberliğine yakışır bir cevap olduğunu anlamaya başladık ve çok asır sonra anlaşılacak bir hakikatten yani yıldızların Güneş ile Dünya arasında belli vakitlerde belli şekiller oluşturduğunu haber verdiğini gördük.

O Zât yani Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, gayet mu’cizane ve gayet ulvî ve gayet hikmetli bir cevap ile “Dünya, öküz ve balık üzerindedir.” demiştir. O halde bizde ‘Evet bazen balık, bazen de öküz, Dünya’yı sırtlıyorlarmış.’ dersek yanılmış olmayız.
Vesselam.

 


(1) Kenzu’l-Ummal, hadis no: 15216.
(2) Verdiğimiz misalin özü ve kaynağı Sözler / Ondokuzuncu Söz / Sekizinci Reşha’ dadır.
(3) Lem’alar / Ondördüncü Lem’a
(4) David R. (01.09.2014) “Earth Fact Sheet” NASA.

Paylaş

1 yorum

Yorum Yap