Bir Daha Asla Yemekten Hasta Olmayın

12
Paylaş

 

     Hani sokaktan terli ve nefes nefese gelip kıtlıktan çıkmış gibi su arayışına karşı annen “Oğlum su içme, dinlen önce. Atletini de değiştir, hasta olursun.” der ya. O bekleyiş işte sabır taşı olmanı gerektirir. Annen olmasa umrunda olmaz; suyu bulmuşsun, hele bir de hafif soğuksa off. 🙂 Küçüklükten hastalık sebebini annemizin sözünü dinlememekten kaynaklandığını düşünerek büyümüş insanlarız biz. Hasta olmanın da okula ufak bir tatil verme yönü olduğundan sevmiyor da değildik hani. 🙂

 

    Ama anlamadığım bir şey var hastaneler bu kadar insanla dolu, sabahtan akşama hiç boşalmıyor; özel hastaneler bile aynı şekilde. Her yaştan insan da var ayrıca. Acaba bu kadar insan terleyince atletini değiştirmesi gerektiğini hâlâ öğrenememiş mi? Yoksa başka bir problem mi var? Allah bu kadar intizamlı, sanatlı, harika bir sistem yaratmış ama arızası bitmiyor, hastaneler boşalmıyor. Acaba problem bizde mi vücudumuzda mı?  

 

   Öncelikle hastalığın ne olduğunu anlamamız lazım. Bu çok önemli bir mesele dostum, kemerleri sıkı bağla. 🙂

 

     Hastalık Nedir?

 Allah organizmadaki bütün sistemleri, organları, hücreleri, hücre organellerini ve üretilen bütün maddeleri zerreciklerini birbirinden haberdar ve uyum içerisinde (homeostaz) yaratmıştır. Bağışıklık sistemi bu uyumu titizlikle muhafaza eder, bu uyuma zarar verebilecek veya bu uyumu bozabilecek her tür maddeyi antijen (düşman) olarak kabul eder ve duruma göre savunma programı geliştirir.

 

 Bu antijenlerden herhangi biri sindirim, solunum veya cilt yoluyla organizmaya girdiğinde bağışıklık sistemi geliştirdiği savunma taktiğini devreye sokar. Hastalık sebeplerini bilmeyenler için bağışıklık sisteminin homeostazisi savunması olarak görülür ve gerçek problem göz ardı edilir.

 

    Aklımıza “Böyle mükemmel bir sistem nasıl oluyor da çöküyor?” sorusu geliyor. Aslında her şeyde olduğu gibi bunda da sorumlu biziz.  Bu sistemin bozulmasına nasıl yol açtığımızı maddeler halinde görelim:

 

  1. a) Az Çiğnemek

 

  Bu meseleyi ilk araştırdığımda daha çok (25-30 kez çiğneme gerekiyormuş. 😯) çiğnemeye başlamıştım. İlk zamanlar, hantal bir insanın ağır bir egzersiz sonucu kaslarının ağrıması gibi çene kaslarımın ağrıdığını hissettim. 😅 Gerçekten lokmalarımızı gereği kadar çiğnemiyoruz. Peki neden çok çiğnemeliyiz?

 Alınan besinin kimyasal yapısı hakkında bilgiler ağızda belli noktalar vasıtasıyla beyne iletilir. Ne kadar iyi çiğnenirse beyin sindirime o kadar hazırlanır.

 Gıdalar yeterince çiğnenmezse sindirim ilk basamakta bozulur. İyi çiğnenmemiş besinler mideye kütleler halinde gider. Mide bu kütleleri sindiremez ve midede çürüme başlar, ince bağırsağa çürümüş besinleri gönderir. Bağırsaktaki çürümüş besinler savunma sistemi ile kandaki lökositleri arttırır. Bu hata sürekli tekrarlanırsa bağışıklık sistemi yetmezliğine götürebilir.

  Basitçe iyi çiğnemek birim kütle başına alınan enerjiyi arttırır. Bu da daha az besinle daha çabuk tokluk etkisi oluşturur. Diğer sindirim organlarının gereğinden fazla çalışıp zorlanmasını ve yıpranmasını engeller. Bu da insanın organlarının korunmasını sağlar.

 

  1. b) Fazla Yemek

 

⚠️Her hastalığın temelinde tokluk vardır. (Hz. Muhammed (s.a.v))

 

⚠️Bir gün gelir yedikleri insana ceza (tuzak) olur. (Hz. Davut)

 

⚠️Ben ve ümmetim hastalanmayız çünkü acıkmadan yemez, doymadan kalkarız. (Hz. Muhammed (sav))

     İlk defa bu hadisi gördüğümde çok da anlam verememiştim. “Vardır bir hikmeti.” deyip geçmiştim. Ama Tıp Fakültesi’ne başladığım zaman bu işlerle ilgili okumaya, izlemeye başlayınca işin ehemmiyetini anladım. Hadi fazla yemenin verdiği zararı bilimsel olarak ele alalım:

     Sağlıklı bir insanda mide 200-250 gr rahatça öğütür. Bunun iki katı yendiğinde ise sindirim ürünlerinin kısmen atılması, kısmen alınması için kalbin 4-6 kat fazla çalışması gerekir. Sadece kalp değil sindirimle görevli organların da haddinden fazla iş yapması gereksinimi onları yıpratır. Mesela bir araba taşlı, tümsekli dik bir bayıra çıkarken motoru yıpranır ve daha fazla yakıt yakar. Aynen böylede organlarımız yıpranır ve gereksiz enerji kaybı oluşur.

 

    Fazla yemek alışkanlık hâline gelirse bu kuvvet tükenir, atıkların giderek daha az atılmasıyla çöp depoları oluşur. Atıklar zamanla kanda birikmeye başlar; ağırlaşan kan taşıdığı atıkları damar duvarlarında, dokularda bırakmaya başlar. Tıkanmaya başlayan damarlardaki kan dokulara tam gidemez. Aç kalan dokular beyine sinyal gönderir, bu da iştahı arttırır. Yedikçe damarlar tıkanır dokularda depolar oluşur, bu daha da acıktırır. Bu kısır döngü sürerken insanda düşünme yavaşlar, hikmet ölür, organlar durur, insanî sıfatlar atıklar içinde boğulur. “Yemek onlar için bir ceza olur.” sözünün hikmeti çıkar.

 

⚠️Araf suresi 31’de “Yiyin-için fakat israf etmeyin, çünkü Allah israf edenleri sevmez.” buyurmuştur.

⚠️Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Allah’a en sevimli olanınız, yemesi az ve bedenen hafif olanınızdır.” buyurmuştur.

    GDO’lu ve katkı maddeli ürünlerin artması günümüzde az yemenin önemini daha da arttırmıştır.

 

  1. c) Karışık Yemek

 

⚠️Peygamber Efendimiz (s.a.v) balık, yumurta, et ve süt ürünlerini birlikte hatta bir hayvanın etini başka bir hayvanın etiyle beraber yememiştir.

 

     Mizacı birbirine uymayan şeyleri bir arada yemek çamaşır makinesine beyazlar ile renklileri bir arada atmak gibidir. Çünkü her yemek mizacı için farklı tür enzim salgılanırken farklı mizaçları yemek ortamda kaos oluşturur.

 

  1. d) Sık Yemek

 

    “Az yemeği anladık da az ve sürekli mi yemeliyiz?” sorusuna cevabım “Hayır.” Çünkü hastalıkların temel sebeplerinden biri de yemeklerin tamamen sindirilmesini beklemeden üstüne başka bir yemek yemektir.

   Mide 200-250 gr bir yemeği 3-5 saatte sindirir. Bu süreç bitmeden başka bir yemek göndermek sindirim mekanizmasını bozar ve çürüme başlar. Midede yanma, ekşime, gaz ve şişkinliğe sebep olur.

   3-5 saat sonra yemek yenilebilir ama daha mide dışı organlarda diğer yemeklerin sindirimi sürerken midede yeni görev başlatmak vücudu yorar.

   Günde 1-2 defa yemek yemek kâfidir. Hatta sağlıklı bir insan yediği yemeğin dışkısını çıkarttıktan sonra bir sonraki öğünü yer.

 

  1. e) Yeme ve İçme Sırası

 

   Aslında toplum olarak hiç dikkat etmediğimiz ama çok mühim bir meseledir sıralama. Yemekten sonra meyve yiyerek karaciğerimizi yağlandırdığımız ve “Abur cubur yemedik meyve yedik.” diye huzurlu hissettiğimiz bir zamandayız. Ciddi bir bilgisizlik içindeyiz. Bu meseleye kısaca değinelim:

  Su yemek yendikten 1,5-3 saat sonra içilebilir ya da 30 dk önce. Yemekle beraber içildiğinde mide asitini zayıflatır ve yemekleri çürütür.

   Sindirimde hızlı sindirilen besinler genel olarak önce tüketilmelidir. Örneğin meyve yemekten önce, su da aynı şekilde.

 

⚠️”…beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.” (Vakıa Suresi 20-21)

       Meyve, protein olan kuş etinden önce zikredilmiştir.

⚠️”Ve size manna(helva) ve selva(bıldırcın) indirdik.” (Bakara suresi 57)

        Helva (karbonhidrat), bıldırcın (protein) dan önce zikredilmiştir.

 

     Maddeleri içerikleriyle anladıktan sonra yapmamız gereken şey kendimize söz vermek dostum: “Artık yemeği yiyiş tarzıma, miktarına ve çeşidine dikkat edeceğim.” Unutma Allah yemek için yaratsaydı, midemizin kısıtlı bir hacmi olmazdı. Biz Allah’ı tanımak ve ona kulluk için geldik bu dünyaya. Yaşamamız için gerekli miktarda yememiz kâfi. Hem unutma bu beden bize vazifemizi yerine getirmek için verilmiş bir emanet.

 

     Allah harika bir savunma sistemi vermiş ancak hastanelerde randevu bulamıyoruz. Bunun sebebi yine biz insanlarız. Allahın intizam ile yarattığı düzene tabir-i caizse arı kovanına çomak sokmak gibi elimizi sokmuşuz. Yiyeceklerimiz, yiyiş biçimimiz tamamen bozulmuş durumda. Çözüm aslında basit. Bizi yaratan hastalıkların çözümünü de Resûlü (s.a.v) ile iletmiş:

“Ben ve ümmetim hastalanmayız, çünkü acıkmadan yemez, doymadan kalkarız.”

Kaynakça:

Gerçek Tıp (Aidin Salih) ^sayfa 12-20

Can Boğazdan Çıkar(Mehmet Ali Bulut)

Kuran Meali(Diyanet İşleri) Bakara Suresi 57, Vakıa 20-21, Araf 31

Riyazus Salihin(İmamı Nevevi) sayfa 323-334

Guyton Hall Fizyoloji Textbook Gastrointestinal Sistem Bölümü

 

Paylaş

12 yorum yapılmış. Sende yap :)

  1. Anonim 25 Nisan, 2017 at 18:29 Reply

    Bende az yemeye çalışıyordum ama bu aralar yeme düzenim bozulmaya başlamıştı. Aynı bu dediklerinizi uygulamaya çalışıyordum . Bilmediğim şeylerde vardı onları öğrendim ve inşaAllah bu şekilde yemeye devam ederim ömrüm boyunca .Ellerinizle sağlık. Yazı çok lezzetli olmuş

  2. Emre 8 Nisan, 2017 at 12:30 Reply

    Okurken hem bir hikaye seklinde hemde bilgi vererek yazmak büyük başarı aynı zamanda emegin göstergesi allah razı olsun

  3. Ayse Hicret 7 Nisan, 2017 at 12:38 Reply

    Yazın ne güzel özetliyor; Efendimiz(s.a.v) ve Alimlerimin bize öğütlediği gibi, hasta olduktan sonra şifa aramaktansa, hasta olmamanin ne kadar da basit olduğunu, bunun da tıptaki adı profilaktik tedavi yani koruyucu tedavi/önlem, ve bunu bizlere hem ilmi açıdan ele alıp hem de bilimsel olarak açıkldığın için Allah razı olsun 🙂 Rabbim ufkunu arttırsın Insallah..

  4. Nurullah Çetin 5 Nisan, 2017 at 20:12 Reply

    Aslında çok da sağlıklı beslenmiyormuşum, dediğim bir yazı.. Rabbim kalemini kuvvetlendirsin inşaAllah kardeşim. İnsan için en önemli unsur olan sağlık mevzusu hakkında anlatılması gereken hakikatlere ihtiyaç oldukça fazla.. Sizin gibi hakikatperver gençlerin bu manadaki uğraşları, geleceğimizden umitvar olmamıza vesile olmaktadır. Rabbim ilminizi arttırsın ve ilminizden istifade edenlerin sayısını çoğaltsın inşaAllah.. Selâm ve muhabbetlerimle…

  5. Yunus Başar 5 Nisan, 2017 at 17:13 Reply

    Acıkmadan yemeyen ve doymadan kalkabilenlerden olmak duasıyla.

    Tabiki “Hasta olmak gûş-mâl-i Hazret-i İzzet gibi” diyen şairi unutmamak gerek. Hasta olmayalım muhakkak, ama hasta olduysak da bunu İlahi bir ihtar olarak görmemiz oldukça mühim.

    Kalemine sağlık Rafet kardeşim. Her amelimiz rızaen lillah maksadıyla olsun inşaallah.

    Muhabbetle..

  6. Buşra Çetin 5 Nisan, 2017 at 15:21 Reply

    Siz gibi gençlerimizin hakikatlerle uğraşması ve bu hakikatlerle meşguliyet sağlayıp bütün insanlığa yarar sağlaması bizleri çok sevindiriyor, Elhamdulillah.. Rabbim yâr ve yardımcınız olsun inşaAllah yeğenim..

  7. Buşra Çetin 5 Nisan, 2017 at 15:21 Reply

    Allah razı olsun inşaAllah kardeşim.. MaşaAllah çok güzel bir şekilde anlatmışsın, şahsıma konuşuyorum okuduktan sonra dedim ki bende bundan sonra dikkat ediyorum.. Hem aklen hem kalben dikkat etmeye razı oldum.. Hakikatlerin hepsi bir yazı da ve elimizin altında olması çok güzel olmuş.. Rabbim seni ve sen gibi gençleri muvaffak eylesin inşaAllah..

Yorum Yap