Bir Delilim Var!

Paylaş

Tahribata uğramış perişan vaziyette en ufak bir zemin titremesiyle yerle bir olabilecek 6 kolonlu bir binanın içinde yaşamak istemeyiz değil mi? Evet, o bina bizim imanımız ve o kolonlardan biri ise kitaplara iman acaba ne kadar iman ediyoruz, Kur’an-ı Kerim’in hak kitap olduğuna dair elimizde bir delilimiz var mı?

Gelin beraber şu binanın içine girip kolonlardan bir tanesini tamirata başlayalım. Kur’an-ı Kerim’in günümüz bilim ve teknolojisi ile Coğrafya ilmine bakan mucizevi bir delili;

Amerikan bilim akademisi eski başkanı Frank Press “Dünya” adlı kitabında dağların görünen kısmının 10-15 katı kadar da toprağın altında olduğunu ifade ediyor.

Bu durumun keşfi ancak günümüz teknolojileriyle mümkündür, isterseniz 14 asır öncesine, Asr-ı Saadet’e gidelim. Arap çöllerinde gezenler istirahat için çadır kullanırlar, o çadırlar köşelerden kazıklarla desteklenir. Çadırların çöl rüzgarlarından etkilenmemesi için, o kazıkların büyük bölümü, belki %80’i toprağın altında saplanır ki çadırlar sabit kalsın, rüzgarlardan etkilenmesin.

O dönem Arap yarım adası ve günümüz için “kazık” kelimesi büyük bir bölümü toprağın altında olan metal yada tahta çubuklar anlamını taşır. Nebe suresi 7. Ayette “Vel cibâle evtâdâ” “Dağları birer kazık kılmadık mı?” Ayette “evtâden” kelime manası o çadırların köşesinde ki kazıkları ifade eden “sağlam kazık” anlamındadır. Yani bu ayetten dağların kazıklara benzetildiğini ve büyük bölümünün yerin altında olduğunu anlıyoruz.

Bu noktada hiç bir teknoloji olmadan, 14 asır öncesinde, dağlar hakkında bu denli önemli bir bilgi veriliyor olması o kitabın bir insan kelamı olmadığını kanıtlar niteliktedir. Bu ayet mucizevi 6666 ayetten sadece bir tanesidir. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de Nebe Suresi 7. ayetteki gibi bir çok ayette daha dağların günümüz teknolojisiyle ancak görülebilen özelliklerinden haber veriyor. Buna da başka bir yazımızda değinelim inşallah.

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?