Cennet Sahillerine Bir Çocuk Vurmuş!

Paylaş

Evet, sahildeki çocuğun hazin görüntüsü bizi üzüntüye boğdu. 2 cihette üzülmek gerekiyor.

  1. Cihet: Bu çocuk kurtuldu gitti. Ben bu leş dünyada kalacağım. Benim hâlim ne olacak? Bu çocuk gibi olamadım. Bu çocuk gibi mahşerde Allah’ın karşısında temiz çıkamayacağım diye üzülmek lazım.
  2. Cihet: Bu Cenab-ı Hakk’ın bir imtihanı. Ahiret ve kadere iman cihetinde bir imtihanı. Bu çocuğun boğulması ailesine belki şefaatçi olacakken, geride kalan insanların yaftaları, bağırıp çağırmaları ortalığı velveleye vermesi… Bir iman imtihanı ortaya çıkıyor. Yani sen bunu asıl odak noktası olarak sebeplere mi vereceksin? Yoksa Cenab-ı Hakk rahmetinden, merhametinden o çocuğu yanına aldı mı diyeceksin? İnsanlar bu olayı esbaba verirse felaketin başlangıcı oluyor. “Bu çocuğun canını Allah aldı!” tarzında düşünmeyip, “Allah sonsuz merhamet sahibiyse neden bu çocuğa zulmetti?” tarzında soruların gelmesiyle kader ve ahiret inancı olmadığı zaman adamın imansızlığına bile sebebiyet verebilir.

Peki, bu çocuğun ölümüne ses çıkarmayan batıya ve batıperestlere ne demeli? İnsanların duyarsız olması menfaatperest bir dünyada olduğumuzu gösteriyor. Çocuğun o sahilde yatması bu gerçeği ortaya koyuyor. Demek insan olmasıyla değil nereli ve inancının ne olduğuyla ilgileniyor. Yani Müslüman mı, değil mi? Balina kayaya vurunca olay oluyor, hayvanları koruma dernekleri ayağa kalıyor. Hatta bir caretta carettanın burnuna bir çubuk girdiği videoyu milyonlar izlemişti. Hayvanlara bu değeri verenler, kâinatın başmisafiri olan insan ölümüne aynı değeri veriyor mu? Yoksa hayvansever rollerine girip bu çocuğun ölümünden vicdanı sızlamıyorsa bu adamın samimiyetinden şüphe edilir. Ki ortam da bunu gösteriyor. Bu insanların imanlarına itikatlarına ne olmuş ona bakmak lazım. “İman insanı insan eder belki insanı sultan eder.”(1) İmansızlık da insanı gayet aciz bir canavar eder. Ki burada acziyet ve canavarlık içindeki insanları görüyoruz. Bu çocuk; Fransız, İngiliz, İsrailli bir çocuk olsaydı ortalık ayağa kalkardı. Allah’ın kulu olduğu için hak ediyor deniliyor, önemsemiyorlar. Yani medeniyetin, batının, çağdaşlığın sembolü bir çocuk olsaydı böyle olmazdı.

Bir de çocuğun ölümüne yetîmâne üzülenleri, sanki çocuk yok olmuş gibi laflar edenleri ele alalım. Ölüm adem değil, yokluk değil. Ölümün kötü olmadığını anlamamız lazım. Toprak altına koyduğumuz bir tohum çürüyecek kokuşacak. Bu bize kötü görünebilir. Ama yeryüzüne sümbül olarak çıkması çürümeyi aratmıyor. Hayat tabakasının en altındaki bitkide böyleyse elbette insanda da durum farklı olmayacak. Ahirette sümbüllenecek bu bedenler. Ama zahiren bize çirkin geliyor.

Biz misafirhanedeyiz ve Cenab-ı Hak merhametinden dolayı bu çocuğu yanına aldı. Ölümün mekân değiştirmek olduğunu anlarsak yetîmâne üzüntülerden kurtuluruz.

Olayın bir de kaderî boyutuna bakalım.

Suriye’ye dış güçler neden girer? Almanlar, İngilizler nasıl girer? Ne işleri var? Bu ölen Müslümanlara karşı Müslümanlar nerede? İşte burada İttihad-ı İslam devreye giriyor. Biz farklı meşrep, meslek ve cemaatlerdeki insanlara selam vermiş olsak, uhuvveti sağlasak, ehl-i sünnet dairesindeki tüm gruplar ittihadı sağlasalar, o zaman ittihad-ı İslam davasında bulunabilirler. Yoksa uhuvvete, ittihada ters ne kadar hareket varsa yapanlar, ortalığı yakıp yıkanlar ve sonra ittihad-ı İslam davasında bulunanlar samimi değiller! Aldatıyorlar, aldanıyorlar, yalancılar…

Bu mesele ittihad-ı İslam olmadığından dolayı, “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın.”(2) ayetini elimizin tersiyle itip, işitmediğimizden dolayı tespih taneleri gibi dağıldık. Müstahakız aslında. Gazab-ı İlahiyi celbettik. “Öyle musibetten çekininiz ki masumları da alır götürür.” Masumların gitmesine sebep, uhuvvet, ittihadı sağlayamadığımızdan buraya geliyor kimse kusura bakmasın.

İttihad-ı İslam’ı sağlayamadığımız, ehl-i imanın her kesimiyle barışamadığımız sürece bu musibetlere müstahakız…

“Madem imanı var, o noktada kardeşimizdir.”(3) anlayışını hayatımıza yerleştiremediğimiz sürece müstahakız

Paylaş

13 yorum yapılmış. Sende yap :)

  1. Zulfikar 31 Ocak, 2016 at 19:35 Reply

    Allah razi olsun.
    Asgari nifaklari yok edip azami mustereklere tutunmak gerek. Ortak payda ümmet bilinci..ve artık yakınma zamanı değil, sözlerin hepsi yazının icadından beri söylendi, tukendi,görüntü cagi dedikleri çağ da bitmek uzere. Vakit Islam’ı kuşanma , hakkıyla yaşama, örnek Müslümanlar olma vakti.

  2. şüheda 5 Eylül, 2015 at 00:05 Reply

    Kalemi yüreğinden güç alan saygıdeğer abim Allah razı olsun .. Evet kimi zaman biz şer görürüz oysa gerçek, insanlarca yaşanmaz hale getirilen dünyanın çirkin ellerinden Rabbimce çekip alınan bir melektir..

  3. rukiye 4 Eylül, 2015 at 23:03 Reply

    Eline sağlık abi çok güzel olmuş dediğin gibi sadece sebeplere takilmamaliyiz.Anne babasına ahirette sefaatci olur inşallah.

  4. Oguzhan 4 Eylül, 2015 at 21:26 Reply

    Güzel yazı emeğine sağlık ama eleştiri kısmı daha sert olmalıydı bizi daha da sarmali tesekkurler

  5. merve 4 Eylül, 2015 at 19:16 Reply

    Serkan kardesim sesimiz ol…oyle bir ciglik olki zalimler helak olsun zulum yerle bir olsun ..bir cigligin ne zulumleri bitirdigi bir Kurandan ogrendik…merhamet edene merhameti Alemlere Rahmet olarak gonderilenden ogrendik…muslumanlar birbirlerine karsi yumusak zalime karsi cevvaldir …Allaha emanetsiniz

  6. Nuri marangoz 4 Eylül, 2015 at 18:23 Reply

    Küçük bir çocuk dış ülkelerin birbirlerine olan Savaş’ı yüzün den ölecek boğulacak olan çocuğa olacak bu çocuğun Ölümüne sebep verenler zenginlik içinde rahatça yaşayacaklar ve bu kader olacak ben buna katılmıyorum zenginlerin güçlülerin sahibi olan bir dün ya da bir çocuğun ölümü ile kader imtihan sahibi olamaz

    • firdevs 4 Eylül, 2015 at 21:12 Reply

      ölüm bir son değil ebedi hayata açılan bir kapıdır….

      serkan abim cümleleriniz müthiş yalnız bir ricam olacaktı:bilmediğimiz kelimelerin yanına anlamlarını yazarsanız çok sevinirim:))

Yorum Yap