Fark Ettim Nankörlüğümü

0
Paylaş

Bu bir adamın hikâyesidir.

Bir gün evimde her zamanki rutin hâlimdeydim. Rehavetle karışık bir tembellik beni sarmış, gayretten alıkoymuş, ne televizyonu açmak, ne herhangi bir şeyle meşgul olmak istiyordum. Hiçbir işle meşgul olmak istemez bir vaziyetteydim.

Bir anda bulunduğum odanın içini çok ferah bir koku sardı, gül müydü bilmiyorum fakat bir çiçek kokusuna benzer tarifi imkânsız bir koku ile odam aydınlandı. Bir anda korktum zira dışarıdan birinin girme ihtimali yoktu, pencereler ise kapalıydı.

Bu hâl ne kadar sürdü bilmiyorum fakat kendimi zamanın dışına düşmüş gibi hissettim.

Bir telaş sardı içimi… “Acaba” diyordum, “O kaçınılmaz an mı geldi?”

Ansızın hislerim birbirine girdi ve gaybi bir ses işittim. Adeta ruhum dile gelmiş gibi benim içimden gelen bir sesti fakat dışarıdan biri söylüyordu.

“Hamdı dilinden düşürme, birazdan Resulullah (s.a.v) hanene teşrif buyuracaklar.”

Aman Ya Rabbi! Hayatımda kalbim hiç bu kadar kuvvetli atmamıştı. Gül kokusuyla karışan misk-i amberi artık sadece burnumda değil ruhumda duymaya başlamıştım. Yaşadığım şokla olduğum yerde hareketsiz kaldım. İçimdeyse emsalsiz bir telaş devam ediyordu.

Telaşım ve korkumun ise sebebi açıktı. Ben hiçbir zaman ne Allah’a (c.c) layık kul ne de Habibine (s.a.v) layık ümmet olmuştum!

Utancım başıma vurdu! Kaçmalı mıydım en Sevgilinin huzurundan?

Ne diyecektim ki ona? Ümmetin hâlini benden sorarsa ya? Rahatımı terk etmeyişimi, nefsime mağlup düşüşümü…

Onun davasına, iman hizmetine sadık kalmayışım, şahsi yaşantımın girdabında dünyevileşmem; okul sonra iş sonra ev derken ne yurdumdaki ne de diğer ülkelerdeki Müslümanları umursamayışım karşısında ne hakla Şefaat ister ne hakla karşısına çıkardım?

Gözyaşlarım gözlerimden tazyikle fırlarken ellerim yüreğimi ezmeye çalışıyor, başımı omuzlarımla gizleyip dişlerimi sıkıyor; kendimi imha etmek istiyordum. O zaman fark ettim nankörlüğümü. Kapadım gözlerimi korkarak!

Uğruna canlarını feda eden Bedir kahramanlarından utanıyorum, aldığım arabadan, sakındığım malımdan, kendimden Kur’an’a ve İslam’a ayırmadığım vaktimden utanıyorum, Rabbimden utanıyorum!

Kapadım gözlerimi, ben kendimi sıktıkça gül kokusu gitti… Kendimi odamın ortasında secdeye kapanmış bulduğumda ne kadar zamandır ağladığımı bilmiyordum fakat gözlerim ağrıyordu.

Biliyorum, bir gün Resulullah (s.a.v) gelecek ve O’na hazır olacağıma ahdediyorum.

Bu hikâye, sizin başınıza gelebilecek bir ihtimalin hikâyesidir.

Sadece şunu sormak istiyorum: Hazır mısınız Peygamberinize (s.a.v) kavuşmaya? Yoksa siz de kaçmaya çalışacak kadar kayba mı düştünüz?

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?