Görmediğime İnanmam!

Paylaş

Sizce her görmediğimiz olmadığı mânasına mı gelir ?

Tabi bu soruya; kulağının arkasını görüyor musun? Görmüyorsun… Allah’ı da görmüyorsun. O halde Allah var, gibi basit cevaplar vermeyeceğiz.

Öncelikle bir teşbih(benzetme) yapıp daha sonra hakikate geçeceğiz. Benzetmeler uzak görünen hakikatleri yakına indirmek için kullanılan dürbünlerdir. Zeki insanlar ise zaten dürbünlere takılmayıp hakikate bakar.

Şuradan bir adam çıkıp gelse ve dese ki; ben dünyanın en iyi ressamlarından birtânesiyim. Acaba o adama inanır mısınız? Elbette ki hayır! Peki neden inanmazsınız? Çünkü size hiçbir ‘eser’ göstermedi.

Şimdi ise bir resim galerisine gittiğimizi düşünelim. Gittiğimiz resim galerisinde birbirinden farklı ‘yüzlerce’ mükemmel resimler, tablolar var. Hepsi birbirinden farklı ve mükemmel bir düzen içerisinde. Fakat o resimleri yapan ressam orada değil. Elbette ki şunu düşünürüz: ”Bu resimleri yapan mutlaka bir ressam var. Evet, ben o ressamı görmüyorum fakat resimleri gözümün önünde. Ben o ressamı yaptığı resimlerden tanıyıp varlığını kabul ediyorum”.

İlk başta verdiğimiz örnekte ressamı gördüğünüz halde, ona inanmadınız. Çünkü size bir eser göstermedi.

2. örnekte ise ressamı görmediniz, fakat onun resimlerini gördünüz. Bu nedenle ressamın varlığını kabul ettiniz.

Demek bir kişiyi görmeyip onun sanatını görsek bile yeterlidir. Bir kişiyi yaptığı sanatlardan dolayı ancak tanıyabiliriz.

Biz Allah’ı görmüyoruz belki evet… Ama Allah’ın yaratmış olduğu mükemmel sanat eserlerini görüyoruz. Bu kâinat ve içindeki herşey Allah’ın mükemmel bir sanatıdır. Gelin bu sanatları çok kısa inceleyelim:

Misal bir çiçeğe, bir meyveye ve ağacına baktığımız zaman; “Allah’ım; ne kadar güzel süsleyip yaratmışsın!” deyip, Allah’ın Müzeyyen, Cemil gibi isimlerinin yansımasını görüyoruz.

Gezegenlerdeki muhteşem düzen ve milyarlarca galaksi ve yıldızların direksiz bir şekilde havada durduğunu ve hiçbirinin birbirine karıştırmadan akıl almaz hızlar ile âdeta tesbih taneleri gibi döndürüldüğünü görüp: “Allah’ım, ne kadar büyüksün, gücün ve kudretin ne kadar çok!” deyip, Cenab-ı Allah’ın Cebbar, Mütekebbir, Azim, Vali gibi isimlerinin yansımasını görüyoruz.

Fıtratı bozulmamış her insanda sonsuz yaşama hissi olduğunu biliyoruz. Kâinat ve içindekilerin yoktan var olduğu bilip, “Allah’ım: Sonsuz olan yalnız sensin, beni ancak sen istersen sonsuz yaşatabilirsin, kalbimdeki bu sonsuz sevme hissini ancak sen karşılayabilirsin.” deyip; Allah’ın Bâki, Evvel, Ahir gibi isimlerinin yansımalarını görmekteyiz. Bunun gibi daha pekçok örnek verebiliriz.

Misal yazın ortasında güneşe bakmaya kalksak, dayanabilirmiyiz? Elbette ki hayır, çünkü onu görmeye dayanamayız. Güneş ile aramızda ise milyonlarca km mesafe var. Güneş ile bizzat istesek de görüşemeyiz ki zaten… Görüşmeye kalksak, onun yanında durmaya dayanamaz, erirdik. Şimdi ise güneşi yaratanı düşünün…

Biz Allah’ı görmeye kalksak dayanamayız. Zâten biz Allah’ı istesek de bizzat, birebir göremeyiz ki;çünkü adı üstünde sonsuz. . İzzet ve azamet perdeyi iktiza eder. Perdeler(sebepler) aracılığı ile Rabbimiz ile görüşüyoruz. Ve biz Allah’ı direk görseydik eğer, Allah’ın sonsuz güzelliğinden kendimizden geçeceğimizden dolayı, Allah’ı tanıyamacaktık. Tanıyamasaydık, emir ve yasaklarını yerine getiremeyecektik. Emir ve yasaklarını yerine getiremeseydik, cennetine nasıl girme şansımız olacaktı ?

Bu kadar anlatılan delillere, hakikatlere rağmen inanmayan insana şunu söyleriz: “Gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar”. (Bediüzzaman Said Nursi)

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?

Bunları da okumalısın