Hadis İnkârları ve Altında Yatan Gizli Planlar

0
Paylaş

Kıyamet alametlerinden, ahir zaman vukuatından ve bazı amellerin fazilet ve sevaplarından bahseden hadis-i şerifler güzelce anlaşılmadığından, akıllarına güvenen bir kısım âlimler o hadislerin bir kısmına zayıf veya mevzu demişler. Hatta imanı zayıf ve enaniyeti hat safhada olan bir kısım da inkâra kadar gitmişler. Bu durumu Risale-i Nur eserleri 12 noktada ele almış biz de anladığımız kadarını aktaracağız:

1- Din bir imtihandır, Hz. Ebubekir (ra) gibi iyi ruhları Ebu Leheb gibi kötü ruhlardan ayırır. Her durum apaçık olsa imtihan sırrı kalkardı, öyle ise ileride olacak olan olayları öyle bir tarzda bahsedecek ki ne bütün bütün meçhul kalsın ne de apaçık bir şekilde anlaşılıp ister istemez herkes kabul etmeye mecbur kalsın. Akla kapı açıp ihtiyarı elinden almayacak. Hem apaçık bir kıyamet alameti görünse kömür gibi bir adamla elmas gibi bir adam aynı kefede kalır, imtihan sırrı ziyan olurdu.

2- Söz konusu hadis imanın esaslarından değilse ille de bir delil beklenilmez çünkü iman noktasında ki bir eksiklik sonsuz bir hayatı doğrudan etkiler ama ayrıntılar öyle değildir. Ayrıntılardan olup anlaşılamayıp reddedilen birkaç örneği (9.) ve (10.) maddelerde vereceğiz. Evet ayrıntılardan olup anlaşılmayan bir hadis-i şerifi reddetmeyip teslimiyetle ilişmemek gerekir.

3- Sahabe efendilerimiz zamanında bazı İsrailoğulları ve Hristiyan âlimlerinden bir kısmı İslamiyet’e girdiler. Bu âlimler eski yoğun bilgileri ve toplumdaki eski saygınlığı itibariyle sözleri İslamiyet’in malı zannedildi. Mesela “İsrailoğulları azınca Allah onları Fars’a gönderdi..” Bu onların uydurmasıdır, bunun gibi bilgileri göz önüne çıkarıp “Aktaranları belli olmayan zayıf hadislerdendir.” deyip bu gibi uydurma sözlerle birlikte birçok hakiki hadisi inkâra gitmişler..

4- Bazı âlimlerin hadis hakkında çıkardıkları manalar hadisin metninden varsayılmış, âlimler de hatadan hali olmadığı için bazı akla ters gelen sözleri hadis zannedilmiştir. Durumun hakikatini bilmeden bak bu âlim böyle demiş deyip hadisin orjinalini de inkâra gitmişler.

5- “Ümmetimin içinde Muhaddesun vardır.”(Buhari, Müslim, Enbiya) Bu gibi bazı Muhaddesun yani ilham edilen âlimlerin sözleri hadis telakki edilmiş onlar da hatadan hali değiller bu noktada akıldan uzak sözler çıkabilir.

6- İnsanlar arasında meşhur olmuş bazı sözlerin manasına değil ne maksat için söylenildiğine bakılır mesela yavaş hareket eden birine arı gibisin denildiğinde kinaye yapılmış olur yani zıddıyla anlatım aynen öyle de Resûl-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam bir doğruya yöneltmek maksadıyla temsil ve kinayeler kullanmıştır. Bu tarz hadislerin manalarındaki kusurlar, yorumlayan toplumun dil yapısı ve örfünden kaynaklanmıştır. Ülkemizde “tavşan kanı” denildiğinde herkes aynı şeyi anlıyor fakat Norveç’teki biri diyor ki bu insanlar tavşanın kanını mı içiyor?

2. Bölüm: Akıl Almaz İnkarlar ve Sebepleri (7-10);

7- Pek çok teşbih ve temsiller hakikat zannedilmiş. Buna en güzel örnek “Sevr” ve “Hut” hadisidir, “Dünya balık ve öküzün üzerindedir.” Bu hadis ilmin elinden cehaletin eline geçince hakikat zannedilmiş halbuki muazzam bir tefsiri var, hatta bilimsel mucizelere bakan yönü var ,detaylı bilgi için linke tıklayınız: (http://blog.sozlerkosku.com/balik-ve-okuz-dunyayi-tasiyabilir-mi/). Hem başka bir hadis-i Şerif “Bir zaman derin bir ses işitiliyor ve Peygamberimiz( s.a.v)”Bu gürültü, yetmiş senedir yuvarlanıp ta ancak bu dakika Cehennem’in dibine düşen bir taşın gürültüsüdür.” İşte bu gibi hadisi duyup anlam veremeyen inkâra kadar gidenler olmuş.. Bu olay üzerine biri gelir ve der ki; “Meşhur münafık, 20 dk. evvel öldü.” Yani yetmiş yaşına giren o münafık Cehennem’in bir taşı gibi ebedi orda kalmaya başladı.

8- Bu imtihan meydanı olan dünyada bir hikmete binaen çok önemli durumlar hep saklanmış. Mesela Ramazan içinde Kadir gecesi gizlidir her vakit kadir gecesi gibi bilip ona çalışmak için teşvik söz konusudur.Aynı şekilde insanın eceli de gizlidir her an ölümü hatırlayıp gaflete dalmasın diye. Aynen bunun gibi kıyamet de Dünyanın ecelidir ve o da gizlidir, apaçık değildir. Her vakit kıyamet çok yakındır denilip gaflet bir nevi izale edilmiş. Hadis-i kudsi diyor ki; “Kıyameti bekleyiniz, intizar ediniz.” Evet bu hadisin hakikatini bilemeyen bir kısım demişler ki; “Her an kıyamet kopabilir deniliyor ama aradan bin dört yüz sene geçti bak hala kopmadı, demek ki bu hadis de uydurmadır?” Deyip inkara kadar gitmişler. Halbuki kıyametin yakın olmasından kasıt şudur; Biz insan ömrü gibi düşünüp bin seneyi gözümüzde çok büyütüyoruz halbuki Dünyanın milyon yıllık ömrüne göre düşündüğümüzde bin senenin ne kadar kısa bir zaman olduğunu anlayacağız. Dünyanın ömrüne nisbeten bin veya iki bin sene, bir seneye nisbetle bir iki dakika gibidir. Kıyamet yalnız insanlığın eceli olmadığından, insan ömrüne nisbeten düşünüp “Bin sene sonrası için yakındır denilmiş? Saçmadır” diyemeyiz. Bu gibi kıyametten bahseden hadislerde gizlenmiştir ki gafletten izale olalım.

9- Bazı hadisler de ibadetlerin faziletleri münasip bir tesir vermek için belagatlı söylenilmiş bazı dikkatsizlerde onları abartılı zannedip inkar etmişler. Mesela hadis diyor ki; “Fatihanın Kur’an kadar sevabı vardır.” Aklına güvenen bir kısım demişler ki; “Kur’an’ın içinde Fatiha ve öteki faziletli olanlarda vardır. Kur’an da Fatiha var ve Kur’an sevabının içinde tekrar Fatiha sevabı var ve onun içinde de tekrar Fatiha sevabı var…? Eğer Fatihanın Kur’an kadar sevabı olsa bu hal durmadan tekrara sebep olacak bu sebeple bu hadis çok manasız olur.” deyip inkâr etmişler halbuki anlayamadıklarından (2). madde de dediğimiz gibi inkar etmeyip ilişmemeleri gerektir. Evet hadisin aslı ise şöyledir; her bir Kur’an harfi 1 sevaptır ve Kur’an 300 bin 620 harften oluşur yani bir Fatiha okuduğunda 300 bin 620 sevap alırsın bütün Kur’an ı okuma sevabı değil. Bunun gibi bir hadis de ise, 3 ihlas okunması bir Kur’an sevabı diyor, ihlas suresinde besmeleyle 69 harf var 3 ihlas olunca 207 harf oluyor demek ki ihlas suresinin 207 harfi 300 bin 620 sevaptır bu da orantı hesabıyla her bir ihlas harfi bin beş yüz küsür sevabı teşkil eder.

10- Bazen toplumu düzene sokmak için dürüst, saygılı, çalışkan, dinamik, yorulmaz yani harika fertler hayal edilir ve insanlar onun gibi olmaya çalışır. İnsan ömründe belki bir kaç defa yaptığı harika davranışlarla o fert olur ama daimi yada ömür müddetiyle bütüncül olarak o fert olamaz. Mesela hadis-i şerifte diyor ki; “Kim iki rekat namazı (filan) vakitte kılsa, bir hac kadardır.” (İhya, c1, s. 336) İşte 2 rekat namazı ‘bazı vakitte’ bir hacca mukabil geldiği hakikattır. Bu hadisi duyan inkarcı zihniyet aklına güvenip diyor ki; “Hac sevabı her sabah kılacağın iki rekat namaz kadar az bir sevap mı? Hac ve umre çok daha fazla hayırlara vesiledir bu hadis de manasız ve uydurmadır!” HAŞA! Gelin meselenin aslına bakalım, Hadis de bahsedilen; bu namazın sevabı bir hac sevabına ulaşabilir, şartları ve koşulları var, yani her kıldığın 2 rekatta o sevabı yakalayabilirsin daimi yada kıldıklarının toplamı değildir. Mesela “Gıybet, katil gibidir.” Demek gıybette öyle bir “fert” bulunur ki, katil gibi bir katliamdan daha muzırdır. Mesela “Bir güzel söz, bir köleyi azad etmek gibi azim bir sadaka yerine geçer.” şimdi teşvik için bir mükemmel fert vardır yani her güzel söz de o sevap bulunabilir. Maalesef bunun gibi bir çok hadisi akıllarına güvenip inkar edip ” böyle bir sevap olamaz!” demişler.

Elhasıl Kelam; Ey insafsız ve dikkatsiz ve imanı zayıf felsefeci adam! Şu On noktayı göz önüne al. Sonra sen inkarını düşündüğün ehadîs-i şerifeye ve dolayısıyla Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a halel verecek itiraz parmağını uzatma! Çünkü ele aldığımız On nokta ve on dairesi, seni inkârdan vazgeçirir. “Hakikî bir kusur varsa bize aittir” dedirtir. Şimdi insafın varsa bu “On Usûl”ü kemal-i dikkatle düşündükten sonra, o aklın akıldan uzak gördüğü bir hadîsin inkârına kalkışma! “Ya bir tefsiri, ya bir tevili, ya bir tabiri vardır” de, ilişme.

 

11- Bazen uyuyan biri duyduğu sesleri yorumlayıp rüyasında abartılı bir vaziyette görebilir, çok basit bir sesi rüya aleminde yorumlayıp eyvah savaş çıktı top patladı der… Yanındaki uyanıklar ona gülerler. Ey gaflet ve felsefe uykusunda ki benlik enaniyet hissiyatına kapılmış, herşeyi en iyi ben bilirim diyen adam! O Zât’ın söylediklerini sen kendi rüyanda inkâr değil, tâbir et.

12- O Zât Peygamberlik, iman ve tevhid dürbünüyle bakıyor, ahiret ve Cenab-ı Hakkın uluhiyetine göre görür ve söyler. Felsefe ise fani olan hiçlik karanlığına yani sebeplere, kesrete ve tabiata baktığı için ikisi birbirinden çok uzaktır. Felsefe gözlüğüyle hadislere bakanlar hakiki manayı göremediklerinden inkâra gidiyorlar. Yani ehli dinin en küçük bir hakikati bile ehli felsefenin en büyük bir maksadı içinde kaybolup gidiyor. İşte diğer meseleleri buna kıyas et ve anla ki: Felsefenin ruhsuz, sönük hakikatleri; Kur’anın parlak, ruhlu hakikatleriyle müsademe edemez. Nokta-i nazar ayrı ayrı olduğu için, ayrı ayrı görünür.

İnkarların Ardında Yatan Gizli Planlar;

24.Sözün 3. Dalındaki On iki Asıl’ı anladığımız kadarıyla şerh ettik. Son olarak bunları bilmesine rağmen inkârda ısrarcı bir kısmının asıl amaç ve gayesi apaçık gözler önünde; “İşte bakın hadislerin çoğunda arızalar var, haydi bırakın şu hadisleri Kur’an bize yeter ((“Biz Kur’an ı Peygamberin hadislerinden daha iyi yorumlarız” Zihniyeti Bu!)) sadece Kur’an a bakalım Peygamberin Kur’an hakkındaki hadisleri ve yorumları aradan çıksın bir milyondan fazla hadis ezberinde olan alimlerin değeride hiçe insin böylece İmam Hanefiler, İmam Şafiler de çekilsin aradan sonra Kur’anın her ayeti için her kafadan bir ses çıkıp anlaşılmaz bir hal alsın ve Binlerce “Bence Dini” ortaya çıksın sonra ben çıkayım ve Kur’an bize yeter deyip herkese Kur’an anlatmaya başlıyayım ((Hem madem Kur’an yeter diyorsun davanda samimiysen sende çekil aradan Kur’an halka kalsın Ama Yok! Bunu diyenlerin Kur’an tefsirleri bile var)) sonunda da islamiyet paramparça olsun…” İsterler..

Ali İmran suresi 31. Ayet; ”(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. …” Peygamberimize (s.a.v) ”uymak, ittiba etmek” onun Hadis-i Şeriflerini bakarak olur değil mi? 40 küsür ayette O’na ittiba yani hadislerine bakmak emrediliyorsa hadislerin bütün bütün değiştiğini söyleyip sadece Kur’an a bakmalıyız diyen kişi ittiba ayetlerine yani doğrudan Kur’an a İFTİRA atmış oluyor…
Ayrıca Peygamberimize itaat ile ilgili diğer surelerdeki ayetler: Ali İmran 32./50.-51./132. ayetler, Nisa 13./59./69./80. ayetler, Maide 92. ayet, Enfal 1./20.-21./45.-46. ayetler, Tevbe 71. ayet, Nur 52./54./56. ayetler ve dahası…

Evet ümmetin başına oynanan büyük oyunlardan bir kaçıda bunlar ama Allah Nurunu tamamlayacaktır. Bundan yaklaşık 90 yıl evvel türkiye gazetelerinde ingiliz komite başkanının bir haberi çıktı, elinde Kur’an-ı Kerimi tutup “Bu Kur’an ı müslümanların elinden almadıkça onlara hükmedemeyiz. Ya bunu ellerinden almalıyız veya onları Kur’an dan soğutmalıyız.” diyor ve bu planlarını içimizden biri gibi görünüp uygulamaya başlıyorlar. Şimdi ise 90 yıllık planlarının son dönemlerini yaşıyorlar inşallah. Bu haberi duyan Bediüzzaman diyor ki; “Kur’an ın sönmez ve söndürülemez bir nur olduğunu bütün dünyaya göstereceğim.” bizde tasdikle diyoruz ve demeliyiz.

Hem son olarak (Kafirler için Aldananlar değil) Cenab-ı Hak Tevbe suresi 32. Ayette diyor ki;
“Allah’ın nûrunu ağızlarıyla (güyâ) söndürmek istiyorlar; hâlbuki kâfirler hoşlanmasa da Allah nûrunu mutlaka tamamlayacaktır.”

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?