İbadet Etmeden Sadece İyi Bir İnsan Olarak Cennete Gidebilir miyim?

Paylaş

Sadece kalp temizliği ve iyi bir insan olmak ile cennete gidebileceğinizi biliyor muydunuz?

Evet, doğru duydunuz, bunlar cennete gitmek için yeterli sebeplerdir. İyi bir insan olsanız yeter…

Burada asıl soru şu: Neye göre iyi?

Yani yaptığımız işlerin iyi ya da kötü olduğunu belirleyen nedir?

“İyilik” yani aslında “güzel ahlak”ı oluşturan davranışlar; yaptığımızda bizi memnun eden, eğer kainatta şahit olamazsak kalbimizi dehşete düşürüp rahatsız eden ve ruhumuzun ihtiyaç duyduğu bir şeydir. Ama neyin iyi olduğuna insanoğlu yıllardır karar verememiş. Asırlardır filozofların cevap bulmaya çalıştığı ama bir türlü ortak bir fikirde buluşamadıkları bir sorudur bu. Çünkü insan aslında daima iyiye taraftardır ve iyi olduğuna inandığı şeyi yapmak ister. En kötü bir insan bile yaptığı işin aslında tam olarak iyi olduğunu savunamasa da o işi yaparken kendince haklı bir neden bulduğu için yapar. Hitler milyonlarca Yahudi’yi katlettikten sonra “Bir gün gelecek öldürmediğim her Yahudi için bana küfredeceksiniz.” dememiş miydi?

Hâl böyleyken; menfaati için başkalarını gözü görmeyen, başı sıkışsa kurtulmak için her yolu mübah gören, çoğu zaman cahil ve bilgisiz olup ve de bu gerçeği kabullenemeyen ve bu yüzden verdiği yanlış kararları savunmaktan çekinmeyen, karşısındakinin kalbinden geçeni dahi bilemeyip çoğu defa suizan eden sen, neyin iyi olduğuna karar verecek konumda nasıl olabilirsin ki?

Öyleyse kim karar verecek?

Gel beraber düşünelim:

Bir zerreye dahi binler hikmet takan, yaptığı her işinde binlerce yol ve imkânat arasından kısır olmayan ve fayda verecek yolu takdir eden, hükmüne zerrelerden yıldızlara kadar her şeyin itaat ettiği ve ilmi, iradesi, kudreti her şeyi kuşatan Allah değil midir bu kararı vermeye asıl hak sahibi olan?

Senin kalbin, bir çekirdektir. Ama öyle bir çekirdek ki dalları tâ sonsuza uzanan ve ahirete doğru büyüyen koca bir ağacın programını içinde taşır, öyle haşmetli bir makinenin aletleri ve çarkları içinde yerleştirilmiş… Elbette o kalbin sanatkârı, o çekirdeği işlettirip böyle muhteşem bir ağaç olmasını murat etmiş ki onu o surette yaratmış.

Onu işlettirmek için de bizlere ibadet etmemizi emretmiş.

Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem “Din güzel ahlâktır.” buyurur. Bu demek ki yeryüzünde şahit olduğun ne kadar güzellik ve iyilik varsa o İslâm’ındır, İslâm’a dahildir. Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç de öğrenci olarak bu dersten aldığıyla der ki: “Din ahlaktır, onu hayata geçirmek ise terbiyedir.”

İşte senin böyle sonsuza dal budak salan bir çekirdek hükmündeki kalbin, İslamiyet suyuyla ve iman ziyasının sıcaklığıyla, kulluk toprağı altında terbiye edilirse filizlenir sonra ibadetlerle büyür büyür büyür… O dallar cennetin gökyüzüne doğru çiçek açar. Ama eğer beden toprağı altında kendi kısır ilmine güvenip, iyi olan şeyi hevesinin istediği şey görüp yanlış şeyleri içine alırsan o çekirdeği çürütürsün, o çekirdek bozulur gider… Bozulan bir çekirdek -yani kalp- ise dünyadaki bütün ahlaksızlığın ve kötülüğün kaynağıdır. Böyle bir kalp, hadsiz elemlere ve sonsuz isteklere müptela iken menfaati için başkalarının hayatlarını mahvetmekten çekinmez. Dayanacak bir melce de bulamaz ve zelil bir zalim olma yolunda ilerler… “Din ahlaktır, onu hayata geçirmek ise terbiyedir.” sözünü yaşınız ilerledikçe hayatınıza giren insanlar size bazen öyle acı öğretir ki… Çok defa şahit olursunuz, İslâm’ı hayatına geçiremeyen ve terbiyesizleşen insanlara… İnsanları aldatıp arkasından gülenler mi dersin, dürüstlüğün “d”si olmayanlar mı dersin, sadakatsiz insanlar çevirir etrafınızı böyle… Hâlbuki İslâm ahlakıyla ahlaklanan ve ibadetleriyle iman ettiği dinin hakkını veren insanlar, daima etraflarına doğruluktan, faziletten, iyilikten, güzel ahlaktan kokular yayarlar. Mesela bir menfaati için kendini haklı görüp bir kötülük edebilecekken yalnız ve ıssız bir sokakta da olsa “Beni kimse görmüyor nasılsa.” diye düşünmez “Her an onu gören Allah’ın huzurundayken…”

İnsan ne tam iyidir ne de tam kötüdür. İradesiyle iyi ve kötü arasında seçimler yapar. Eğer yanlışı seçerse iyi olanı seçemediği için içinde suçluluk duygusu oluşur. Bu duygudan kurtulmak için de kendini haklı görmeye ve iyi olduğuna inandırmaya çabalar. İşte bu da onun Hitler gibi insanlarla ortak noktası olur…

İnsanı yanlış seçimden men eden, iyi ve güzel olana sevk eden ise hesap verme korkusudur. İşte bunu da sağlayan ahirete imandır. Ve bu ahlakı hayata geçirmeni sağlayan ise İslâm’dır.

Her gün 5 defa hesap verecek olduğun Allah’ın huzuruna çıkaran namazdır;

seni nefsinin yapmak istediklerinden koruyan oruçtur.

Ve böylece her ibadet, bu çekirdeği cennete doğru büyüten sudur…

Biliyor muydun, biyolojik olarak bitkilerin büyümesi sınırsızdır. Yani aslında senin kalp çekirdeğinin de ibadetlerle iyi olma yolunda kat edeceği sonsuz bir yol var ve hiçbir zaman “Tamam ben mükemmelim, daha iyisi olamaz, sonuna kadar aştım yükseklik mertebelerini.” gibi cümleler edemezsin, çünkü kalp çekirdeğinin de filiz verdiği ağacın mükemmel olma yolunda kat edeceği sınırsız bir yol var. “Ben iyi biriyim, benim kalbim tertemiz.” deyip ibadetlerden el etek çekmekle iyi olunmadığı gibi çok da temiz kokmuyorsun hani.

Öyleyse düşmanlarının da tasdikiyle en iyi ve en temiz kalpli insan olan Hazreti Muhammed Aleyhissalatü vesSelâm’ın dualarıyla bitirelim bu muhabbeti:

“Allahım! Hatalarımı kar ve dolu suyu ile yıka. Ve kalbimi günahlardan, beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi temizle. Benimle günahlarımın arasını, doğu ile batının arasını ayırdığın gibi ayır.”

“Nefsime takva (yani kötülüklerden sakınma duygusunu) bahşeyle ve onu temizle…Sen temizleyenlerin en hayırlısısın… Onun velisi de mevlâsı da sensin…”

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?