M.E.B YENİ MÜFREDAT VE CİHAD TARTIŞMALARI

0
Paylaş

Milli Eğitim Bakanlığı yeni düzenlenen müfredatta “CİHAD” kavramının çocuklara DİN dersinde anlatılacağını belirtti. Bu açıklamanın ardından pek çok kimse bu meseleyi suistimal etmeye çalıştı. Ben de bu meseleye bir açıklık getirmek adına “Cihad” kelimesinin şu anki toplumumuz ve dünyadaki çağrışımlarının aksine gerçek manasını ve boyutlarını, sınırlarını sizler ile paylaşmak istedim.

“CİHAD” kelimesi maalesef bilinçli olarak Batı medeniyeti tarafından bir takım terör grupları ile bağdaştırılmış ve çarpıtılarak Radikal İslamcı olarak adlandırdıkları grupların, masumları katletme sebebi olarak kamuoyuna gösterilmeye çalışılmıştır. Bu kara propagandaya ne yazık ki Müslümanlar bile inanmış durumdalar.

İslamî hakikatler ile meşgul olmamış cahil birtakım Müslümanlar ise cihad ayetleri ve hadisleri ile kandırılarak birtakım terör gruplarının piyonu olarak kullanılabiliyor.

Tüm bu çirkinliklere son vermek adına çok geç kalınsa da okullarımızdaki gençlere cihad kelimesinin ne anlam taşıdığını anlatmak, yaşanılabilecek birçok kötü hadisenin önünü kapatıp gençlere DAEŞ vb. terör gruplarının nasıl bir yanlış içerisinde olduğunu gösterecek.

Cihad: Kelime olarak cehd kökünden türemiştir. Cehd ise bir şeye gayret ve güç sarf etme anlamındadır. Istılah açısından cihad ise: Düşmana karşı mücadele etmek, karşı koymak anlamındadır.

Cihad iki şekilde değerlendirilmiştir:

Birisi: İnsanın kendi nefis ve şeytanı ile olan mücadelesidir. Buna büyük cihad denilmiştir. İkincisi ise din ve vatan için maddi olarak düşmanla harp etmektir. Buna da küçük cihad denilmiştir. Büyük ve küçük tabirinde şöyle bir incelik vardır: İnsan, nefis ve şeytanı ile olan mücadelesini kaybederse ebedi hayatını da kaybetme tehlikesi vardır. Onun için netice çok büyük olduğundan bu cihada büyük cihad denilmiştir.

Ama küçük cihadda ise netice ya şehit olmak ya da gazi olmaktır. Onun için söz konusu kısa ve az bir ömrün kaybedilmesi ile neticede çok büyük makamları kazanmak olduğu için bu cihada küçük cihad denilmiştir.

Cihadın şekline göre araç ve vasıtalar önem kazanır. Bir zamanda maddi ve askeri güç hakimse burada vasıta olarak güç, kuvvet ve silahlar önem kazanır. Başka bir zamanda ikna, delil ve fen hükmediyorsa ilim ve ispat tarzı cihadın en önemli mühimmatı olur. Cihadın vasıtası tek bir kalıp, tek bir tarz değildir. Zamanın ilcaatı ve gereği neyse hüküm ve vasıtalar da ona göre önem arz eder. Müminler de ona göre hareket eder.

İslam’da maddi cihadın tanzim ve tedbiri, devletin eli ile yapılır. Şahıslar ve gruplar, kendi başlarına buyruk hareket edemezler. Ederlerse baği olurlar yani eşkıya sayılırlar.

Ehl-i sünnete göre İslamî bir toplumda, İslamî bir devletin olmaması durumunda; maddi cihad manevi cihada inkılâb eder. Yani güç ve otorite İslamî olana dek manevî ve ilmî mücadele geçerlidir.

İslamî bir toplumda yani dahilde silahlı mücadele caiz değildir. Ama hariçten gelen düşmana karşı vatan savunmasında devlete itaat edilmesi gereklidir. Zira can, namus, mal gibi şeylerin korunması ancak bağımsız bir vatanla mümkündür.

Maddi cihad günümüzde çok su-i istimal edilmektedir. Günümüzde maddi cihad hususunda ifrat ve tefrit fikirler öne çıkartılmaya çalışılmaktadır. Bazı aşırı görüşler, cihadı zulüm ve eşkıyalıkla izaha kalkışıyor. Bazıları da buna tepki olarak maddi cihadı tamamen inkâra gidiyorlar.

Orta yol ise her şeyi yerli yerine koymakla olur. İslam’da maddi cihad da manevî cihad da vardır. Manevî cihad bütün Müslümanlar üzerine farzdır. Maddi cihad ise devlet ve devletin ordusu üzerine farzdır. Maddi cihad şahısların altından kalkacağı bir yük değildir. Onun için bu yetki şahıslara değil devlete verilmiştir.

Şahısların kendi başına orada burada sivil, asker, masum, zalim ayrımı yapmaksızın yapmış oldukları eylemler cihad değil zulüm ve terördür. Ahirette vebali çok ağırdır.

Peygamberimiz’in (sav) cihad ve mücahidlerle ilgili hadisleri, şahısları cihada teşvik için değil devletin bünyesinde savaşa giden askerleri teşvik içindir.

Bazı tefrit gruplar da İslam’daki cihad kavramını tamamen rafa kaldırıp maddi cihadın bu zamanda geçersiz olduğunu gerek kalmadığını ima ediyorlar. Hâlbuki ne maddi cihad ne de manevi cihad kıyamete kadar kalkmaz. Kalkması kâinatın kanunlarına aykırı bir görüştür. Allah, kâinata mübareze kanunu koymuştur. Hak ile batıl, sürekli çarpışır. Bazen olur ki zamana ikna, fen ve ilim hükmeder. Maddi cihadı inceltir ama koparamaz. Bazen olur ki maddi cihad manası hükmeder. Söze ve diplomasiye gerek kalmayacak bir vaziyete girer.

Günümüzde ikna, ispat, ilim ve fen hükmettiği için manevî cihad ön plana çıkmıştır. Maddi cihadı yapacak askeri ve siyasi güçler oluşmadığı için Müslümanlar, manevî cihad ile memurlardır.

Bununla beraber devletler, kendi maddi ve askeri güçlerini sürekli arttırmaya çalışırken Müslümanlar da manevî cihad var diyerek o alanları boş ve zayıf bırakması akıl kârı değildir. Tabii bu vazife devletindir. Biz de devletimize karşı kendimize düşen yönü ile vazifemizi yapmamız gerekir.

Manevî cihad asıldır ve süreklidir. Maddi cihad ise arızalı durumlarda devreye giren geçici bir hâldir. (1)

Kaynakça

1) http://www.sorularlarisale.com/makale/9481/maddi_ve_manevi_cihad.html

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?