O Bir Algı Operasyonu: Mankurt Müslüman

0
Paylaş

Bilgi müthiş bir şeydir değil mi? Bilen yerinde duramaz, uykuları kaçar, anlatmak ister. Aynı zamanda bilgi tehlikelidir de. Ve Batı şunu keşfetti: “Bilimi kullanarak insanları nasıl kontrol ederim, yönlendiririm?”

Gelin hep birlikte inceleyelim.

“Gün Olur Asra Bedel” kitabında bir efsane anlatılır. Juan-Juan isimli barbar bir topluluk, tutsak alınan gençlerin kafalarına yaş deve derisinden bir başlık geçirir. Güneş altında kurumaya ve daralmaya başlayan deri, esirlere korkunç acılar verir. Çıkan saçlar deve derisine giremediğinden dönüp kurbanın kafasına girer ve hafızasını kaybeder. İşkence sonunda ya ölür ya da mankurtlaşır. Bilincini yitirir. Mankurt artık efendisinden başkasını tanımaz ve sadece ona itaat eder.

Günümüz mankurtları ise bana göre asıl mankurtlardan daha vahim durumdadırlar. Tek farkı ellerinden alınan bir hafızaları yoktur. Şimdi bir örnekle devam edelim:

1989 yılında bir adam Türkiye’ye pizza dükkânları açar. Rağbet görmeyince kapatır ve geri döner. Birkaç yıl sonra hepimizin bildiği “Ninja Kaplumbağalar” çizgi filmi ile hayatımıza tesadüfen(!) pizza girer. Günümüzde tükenen pizza yüzdesini tahmin edersiniz herhalde. Bakınız adam vazgeçmiyor, strateji değiştiriyor ve başarıyor.

Yıl 1975’e gidelim şimdi. Bill Gates’i bilirsiniz, Microsoft’un sahibi. Namıdiğer saniyede 230$ kazanan adam. O zamanki bilgisayar bir oda kadar bir şeydi. Üstelik bugünkü işlevinin %1’ini ancak gerçekleştirebiliyordu. Adam bir ekip topluyor, bir hedef koyuyor ortaya ve diyor ki “2000’lerde her evde bir bilgisayar olacak.” Kafayı yemiş gözüyle bakarlar bu adama değil mi? Ve 2000’lere geldiğimizde her eve bir Microsoft yazılımı girer, üstelik şu an her cepte mevcut. Bakınız dünyayı değiştiren, o kafayı yemiş insanlardır. Bir başka deyişle “hayali ve hedefi” olan insanlardır. Peygamber efendimize de “deli, mecnun” demediler mi?

Peki bunun Müslümanlıkla, dinimizle ne alakası var?
Kuran-ı Kerim’de “Zinaya yaklaşmayınız!” diyor, zinayı yasaklıyor. Ama biz TV’de gayrı meşru muhabbetten olan çocukların annelerinin, fedakâr ve asil duruşlarını hayranlıkla izliyoruz. Yine aynı şekilde şarapla, rakıyla akşam yemeği yiyen aileleri; ebeveynler, eşleri ve çocuklarıyla tepkisiz izliyor. Kırmızı şarap vazgeçilmezdir değil mi? Hele de bir kutlama söz konusuysa. Aynı ebeveynler iş sokağa gelince “şarap haram” deyip belki de kıyameti koparıyor.

Sorarım size, tehlikenin farkında mısınız?

“Sakın yılmayın, üzüntüye kapılmayın. Eğer iman ediyorsanız mutlaka üstün gelirsiniz.” (Âl-i İmran-139) diyor ayette. Aklımızı başkaları yönlendirirken, bizler at gözlükleri takmışken üstünlükten bahsetmek garip olmaz mı? Haşa! Allah bizi mi kandırıyor? Yine bir başka ayette “Onlar Kur’an’ın söyledikleri üzerine düşünmezler mi? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitler mi var?”(Muhammed-139) Demek ki sorgulanması gereken bir de imanımız var.

20-30 yıllık stratejilerin süresi 5-10 yıla inmiş durumda. Bir sonraki nesli varın siz tahayyül edin. Dinen yasak olan şeylere karşı duyarsızlaşmış, dinin özünden uzaklaşmış ve unutmuş, algıları başkalarının elinde olan bir nesil. Hani bilenin uykusu kaçardı ya! Ben de diyorum ki bizim de uykularımız kaçmalı, onlar uyumuyorsa bizler de rahat uyuyamamalıyız. “Ben ne yapabilirim, ağlarım, yüreğim yanar, en fazla dua ederim.” diye düşünme! “Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık adam yeter.” der Malcolm X.

Unutma! “Elhamdülillah Müslümanım!” demekle Mankurt olmaktan kurtulamazsın!

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?