6 Yöntemle Sıkıntılardan Kurtul

Paylaş

İSTERSEK ÇARESİNİ, İSTEMEZSEK BAHANESİNİ BULURUZ.
Gün içinde çok kullandığımız kelimelerdendir, çok sıkıldım. Peki neden sıkılıyorsun dendiğinde birçok şey sayabiliyoruz. İnsanlar bu sıkıntılar içinde o kadar bunalıyor ki bazıları intihar ediyor, bazıları uyuşturucu bağımlısı oluyor, bazıları da içki bataklığında buluyor kendini. Neden böyle oluyor diye araştırdığımızda karşımıza tek bir şey çıkıyor, insanlar sorunlarına nasıl çözüm bulacağını bilemiyor, bu yüzden de ya tamamen sıkıntılarından kurtulmak için intihar ediyor ya da belli süreliğine sorunlarını unutabilmek için kötü ortamlara kötü arkadaşlıklara giriyor veya psikolojik olarak kendini çok kötü hissediyor. Acaba hakikaten sıkıntıların çözümü mü yok? Düşünebiliyor musunuz? Bir insan yaşadığı sıkıntılardan dolayı hayatına son veriyor. Belki de gazetelerden çok alıştık bu haberlere ancak bir düşünsenize bir insan yaşamak yerine ölmek istiyor. Bu kolay bir karar değil inanın. Bu kadar büyük bir olaya sebep olan sıkıntılardan kurtulabilir miyiz bir bakalım. Bediüzzaman Said Nursi bu konuyla ilgili Tarihçe-i Hayatı’nda sıkıntılı musibetleri hiçe indiren bir hakikatlı teselli diye, bize altı tane formül sunmuş. Şimdi gelin bunları bir inceleyelim:

1) HAKKIMIZDAKİ ZAHMETİN RAHMETE DÖNMESİ
Bu bölümü bir ayetle açalım: “Bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”(1) ayetin dediği gibi bizler hayatımızda bu şey bizim için hayırlıdır diye düşünürken aslında hiç de hayırlı değildir. Allah bizim için hayırlı olanı bildiği için bize hayırlısını vermek üzere hayırlı olduğunu düşündüğümüzü elimizden aldı mı çok zahmet çekiyormuşuz gibi geliyor ancak o zahmet rahmete dönüşecek ve o zaman diyeceğiz ki iyi ki o şey olmamış. Hani bir söz vardır ya öyle bir zaman gelir ki zamanında olsun diye dua ettiğin şey gün gelir olmadı diye şükredersin. O yüzden biz her şeyde bir hayır vardır deyip zahmetin rahmete dönmesini beklemeliyiz. Göreceğiz ki çektiğimiz zahmete değecek bir rahmetle karşılaşacağız.

2) KADER ADALETİ İÇİNDE RIZA VE TESLİM FERAHI
Hayatta birçok kez adaletsizlikten söz ederiz ve bu bizim için büyük bir sorun olur. Hatta bu sorun öyle bir hâle gelir ki haksızlığa uğrayan kişi, birini öldürecek duruma kadar gelebiliyor. Peki bu adaletsizliği nasıl çözeceğiz derseniz? Bakın Bediüzzaman bu konuyla ilgili muhteşem bir tespitte bulunuyor: “Hiç mümkün müdür ki, zerrelerden güneşlere kadar cereyan eden hikmet ve intizam, adalet ve mizanla Rububiyetin saltanatını gösteren Zât-ı Zülcelâl, Rububiyetin cenah-ı himayesine iltica eden ve o hikmet ve adalete iman ve ubûdiyetle tevfik-i hareket eden mü’minleri taltif etmesin? Ve o hikmet ve adalete küfür ve tuğyan ile isyan eden edepsizleri te’dip etmesin? Hâlbuki bu muvakkat dünyada o hikmet, o adalete lâyık binden biri, insanda icra edilmiyor, tehir ediliyor. Ehl-i dalâletin çoğu ceza almadan, ehl-i hidayetin de çoğu mükâfat görmeden buradan göçüp gidiyorlar. Demek bir Mahkeme-i Kübrâya, bir saadet-i uzmâya bırakılıyor.” (2) Buradan da anlayacağımız gibi biz her şeyin bu dünyada çözüleceğini düşünüyoruz. Ancak biz bu dünyaya imtihan edilmeye yollandık. Ödül yeri dünya değil; ödül yeri hiç kimsenin hakkının birinde kalmayacağı Mahkeme-i Kübra’dan sonra ki ebedi cennettir.

3) GEÇİCİ OLMASINDAN ZEVALİNDE LEZZET
Bu bölümde unuttuğumuz bir gerçek bizi karşılıyor. Biz sonu olan bir dünyada yaşıyoruz ve bu dünyada her şey geçip gidiyor. Hatta bununla ilgili Kur’an’da şöyle bir ayet vardır: “Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!”(3) Bu ayet bizim sorunumuza tam olarak cevap vermekte, evet düşünün bu dünyadaki her şey geçici ve bir eğlenceden ibaret neden biz geçici ve bir oyundan ibaret olan dünya dertlerine bu kadar önem verip kendimizi sıkıntıya sokuyoruz? Şimdi şu söze odaklanalım: “Dünyaya aldanmaktan sakının. Burası geçici yolcu konağıdır. Bugün burada yarın ahiretteyiz.”(4) Bizim sıkıntımız da tam burada, biz bu dünyada ebedi kalmayacağız imtihan olup ahirete göç edeceğiz. Bundan dolayı buradaki her şey bitecek, buradaki oyalanma bitecek sonra lezzete ulaşacağız. Bu bölüme Bediüzzaman’ın bir sözüyle son veriyoruz: “Dünya öyle bir metâ değil ki nizâa değsin. Çünkü, fâni ve geçici olduğundan kıymetsizdir. Koca dünya böyle ise, dünyanın cüz’î işleri ne kadar ehemmiyetsiz olduğunu anlarsın.”(4)

4) EHEMMİYETLİ SEVAPLAR
Bu bölüme bir hadisle başlıyoruz: “Mü’min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık bir üzüntü hatta bir ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü’minin günahından bir kısmını mağfiret buyurur.”(5) Hadiste de dediği gibi bizlere sıkıntı geldiğinde Allah’ın bizi sabır sınavına soktuğunun farkına varmamız lazım ondan dolayı sabır edip sıkıntının geçmesini beklemeliyiz. Çünkü sabrın sonunda ehemmiyetli sevaplar alacağız. Bu söylediklerimizi bir ayetle tasdikleyelim: “Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!”(6) Belki de içinizden şunu söylüyor olabilirsiniz: “Benim imtihanım çok ağır kaldıramıyorum.” O zaman ben de size unuttuğunuz başka bir ayeti hatırlatayım: “Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır.”(7) Bundan dolayı sabır kuvvetimizi dağıtmadan imtihanımızı en iyi şekilde kazanmaya odaklanalım.

5) VAZİFE-İ İLAHİYE KARIŞMAMAK
“İnsan kendi vazifesini yapıp Cenâb-ı Hakk’ın vazifesine karışmamalı. Meşhurdur ki, bir zaman İslâm kahramanlarından ve Cengiz′in ordusunu müteaddit defa mağlûp eden Celâleddin-i Harzemşah harbe giderken, vüzerâsı ve etbâı ona demişler: ‘Sen muzaffer olacaksın. Cenâb-ı Hak seni galip edecek.’ O demiş: ‘Ben Allah′ın emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedarım. Cenâb-ı Hakk’ın vazifesine karışmam. Muzaffer etmek veya mağlûp etmek O’nun vazifesidir.’ İşte o zat bu sırr-ı teslimiyeti anlamasıyla, harika bir surette çok defa muzaffer olmuştur.” (8) Celâleddin-i Harzemşah’ın hikayesi düşüncelerimizin karanlık sokaklarında bize ışık tutuyor. Evet bizim üstümüze düşeni yapıp gerisini Allah’a bırakmamız lazım çünkü biz ancak işi yapmakla mükellefiz sonuçlandırmakla değil. Çünkü her şeyi Alîm sıfatıyla kuşatan Allah senin yaptığın işin hayırla sonuçlanıp sonuçlanmayacağını senden daha iyi biliyor.

6) SAİR MUSİBETZEDELERE NİSPETEN ÇOK DERECE HAFİF OLMASI
İnsan yaşadığı olayların etkisiyle sanki sıkıntılar hep onu buluyor ya da en büyük sıkıntıyı o yaşıyormuş gibi düşünüyor. Ancak hiç de öyle değil! Düşünün siz de Filistin’de bombaların arasında kalan; yaşam ile ölüm arasında yaşayan bir genç olabilirdiniz, Mısır’da kocasını idama uğurlayan bir bayan olabilirdiniz, Afrika’nın en ücra köşesinde yemek ve su bulamadığı için günden güne eriyen biri olabilirdiniz ya da gözlerinin önünde annesine tecavüz edilen ve babasının kafasını kesilirken gören bir çocuk olabilirdik ancak değiliz küçücük şeylerden hayatının kıymetini bilmeyen insanlarız. Peki düşünelim bakalım bizim dert diye sıkıntı diye yaşadıklarımız mı sıkıntı yoksa yukarıda saydıklarım mı sıkıntı? Eminim ki diğerleri daha ağır diyor vicdanınız. O zaman küçücük şeyleri dert edip insanları ve kendinizi üzmeyin! Şu andaki hayatınıza şükrederek size sunulan şu muhteşem hayatın tadını yaşayın bırakın dünyanın malayani şeylerini, daha çok kişiye tebessüm edin biliyorsunuz tebessüm sadakadır. Daha çok iyilik yapın ve daha çok sevin, kendinizi manevi olarak toparlayın Kur’an, Cevşen ve Risale ile yaralarınızı sarmaya çalışın unutmayın ki hayat kısa ve biz bu dünyada geçiciyiz o yüzden bu geçici dünya için kalıcı yaralar bırakmayın…

SELAM VE DUA İLE.


1) KUR’AN-I KERİM, BAKARA SURESİ,NO 216
2) RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI, SÖZLER, 10 SÖZ, 3. HAKİKAT
3) KUR’ANI KERİM, ANKEBUT SURESİ, NO 64
4) Yahya İbn-i Muaz R
5) Buhari, Marda 1; Müslim, Birr 52, (2573); Tirmizi, Cenaiz 1, (966).
6) KUR’AN-I KERİM,BAKARA SURESİ,NO 155
7) KUR’AN-I KERİM,BAKARA SURESİ,NO 286
8) RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI, LEMALAR,17.LEMA

Paylaş

1 yorum

Yorum Yap

Bunları da okumalısın