Sizi Hiç Dışarıya Kilitlediler mi?

0
Paylaş

Yıllar önceydi. Sanırım ben 8’inci sınıfa gidiyordum. En yakın arkadaşlarımdan Yavuzlara akşam yemeğine gitmiştik. Yavuz’un o zamanlar dört beş yaşlarında bir kardeşi vardı. Ahmet yaşıtlarından oldukça zeki hazırcevap bir çocuk olduğunu biliyordum, ta ki o olay başımıza gelene kadar.

‘’Ahmet, biz salonda muhabbet ederken, lavaboya girmiş. Biz bunu dakikalar sonra Ahmet’in ”KİMSE BENİ DUYMUYOR MU? AÇIN ŞU KAPIYI!” diye bağırmasından anladık. Biz dışarıda panik içinde kapıyı açmaya çalışırken, Ahmet de aynı çabayı içeriden harcıyordu. Biz Ahmet’i sakinleştirmeye çalışırken, o içeride ayrı bir panik hâlinde bekliyordu. Ve nihayet dakikalar süren uğraşlar sonucunda Ahmet kapıyı açmıştı. Biz panik içerisinde “Nasılsın Ahmet, korktun mu, iyi misin?” diye sormaya başladık. Ancak soluk soluğa kalan Ahmet, sanki içeride dakikalarca kalmamışçasına ve korkmamış gibi öyle bir cümle kurdu ki hayretler içinde kaldık: ”SİZİ NASIL DIŞARIYA KİTLEDİM AMA !!!”

Nasıl olmuştu da Ahmet, sanki biz dışarıda kilitli kalmışız, gerçek hayat, Ahmet’in içeride yaşadığı hayatmış gibi düşünmüştü? Neydi Ahmet’e cesurca bu cümleyi kurdurtan şey?

Acaba kendini küçük düşürtmek istemeyip, aczini unutup, söylemek istediğini söyletmeyen “ENANİYET” mi?

Yoksa aslında yaşayacağımız gerçek hayatı unutup, hep bu dünyada kalacağımıza inanan insanlar gibi dar yerlerde sıkışmış insanların düşünceleri gibi miydi Ahmet’e onu söylettiren?

İnsandaki tul-i emel (insanın dünyada uzun süre yaşayacakmış gibi plan program yapması) ona bu dünyada yaşayacağı kısacık hayatının hiç bitmeyeceği fikrini verir. Buna aynı zamanda gaflet de denir. Bütün sermayesi hayatı olduğu hâlde tüm kuvvetiyle dünyaya çalışır. Her gün ölümü kulağına fısıldanırken o hem şiddetle kulağını kapar hem de ebede namzet duygularını latifelerini o fani dünyasında batırır. Bediüzzaman Risale-i Nur’da bunu çok güzel özetlemiştir: “Madem öyledir, hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem’a, bir işarette, bir öpmekte batma. Dünyayı yutan büyük letaiflerini onda batırma.”

Ne yazık ki nefsi emareye kulak veren insanlar hem kendilerini hem latifelerini fani hayatta zayi ettikleri gibi kendilerini İlayı Kelimetullah adamış iman hizmetine ömrünü vermiş. Allah rızası için ebedi hayatı kurtarmak için uğraşan insanların çabasını boşu boşuna görüp kendi âlemlerini ebediymiş gibi sanabiliyorlar.

Bediüzzaman’ın dediği gibi: “Dar düşünceler, dar görüşler…”

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?