Son Nefes Beşiktaş

0
Paylaş

Dünya işleri o kadar çok vaktimizi alıyor ki çoğu zaman yaşlılık, ahiret hayatı, ölüm, ölümden sonra yaşam hiç yokmuş gibi yaşıyoruz. Okul işleri, iş hayatı, aile hayatı, çoluk çocuk derken bir bakmışız ömür bitmiş. Şöyle bir düşündüğümüzde günlük hayatımızda ne kadar çok ölüm geliyor? Yoksa anca bir tanıdığımız rahmetli olduğunda ya da camide gördüğümüz bir cenazede veya izlediğimiz bir ölüm haberinde mi geliyor aklımıza?

Neyse ben konuya gireyim. Ben koyu bir Beşiktaş taraftarıyım. Gerçi ne kadar bizi üzmek için kurulmuş bir takımmış gibi olsa da ”Biz sevinmek için sevmedik.” diyerek kendimizi mutlu etmeyi öğrendik. Bu ara sokaklarda, sosyal medyada ”FEDA” tişörtlerini görmüşsünüzdür.

Takımın maddi sıkıntıları için yapılmış bir tişört. Merak ettim nedir bu tişörtün hikâyesi diye, araştırdım, öğrendim ki bir amacı da Şeref Bey diye bilinen Ahmed Şerafettin Bey’i anmakmış. Ahmed Şerafettin Bey: Beşiktaş’ın futbol şubesinin kurucusu, aynı zamanda Beşiktaş futbol takımının ilk kaptanı ve teknik direktörüymüş.

Ömrünü Beşiktaş’a adamış, Beşiktaş için ne yapabilecekse sınırları zorlamış, kanser hastalığına yakalanmasına rağmen hiçbir şey onu Beşiktaş’a hizmetten alıkoymamış hatta son nefesinde dahi aklında tek düşünce, tek aşk ‘Beşiktaş’ varmış.

Şöyle ki; Doktor Enver :”Ah dostum Şerafettin… Hastasın biliyorsun, yatakta olman gerekirken hâlâ Beşiktaş, hâlâ Beşiktaş… Beşiktaş seni öldürecek dostum bu genç yaşında.” dediğinde ince bir sesle “FEDA” demiş ve Hakkın Rahmetine kavuşmuş Şeref Bey.

Ne büyük aşk ne büyük sevgi, değil mi? Ecel kapıya gelmiş, çatmış ama hâlâ akılda Beşiktaş, hâlâ dünyalık bir sevgi, dünyalık bir uğraş.

Şöyle bir düşündüğümde biz Şeref Bey’in Beşiktaş’a bağlılığı kadar Allah’a bağlı mıyız acaba? Aklımız, fikrimiz, hizmetimiz, ne kadar Allah rızası barındırıyor?

Bizim son nefesimiz ne olacak peki? Biz kime, neye ”FEDA” etmiş olacağız ömrümüzü? İşimize mi? Eşimize mi? Dostlarımıza mı? Dün baktığınız ev ilanına mı? Hayalinizdeki arabaya mı? Ya da ömrümüzü Allah rızasını kazanmak için çabalayıp son nefesimizde, iliklerimize kadar hissedip ”La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah ” diyebilecek miyiz?

Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin konuyla alakalı muhteşem bir sözüyle yazımı sonlandırıyorum:

“İnsanın kıymetini tayin eden, mahiyetidir. Mahiyetin değeri ise, himmeti nispetindedir. Himmeti ise, hedef ittihaz ettiği maksadın derece-i ehemmiyetine bakar…”

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?