Şükrü’nün Ölümü

0
Paylaş


Bu başlığı yazınca ben bile “Ne alaka?” dedim. 😅 Sonra, çok alaka kurdum. ✋

Bir gün anneciğime, unutup ihmal ettiği küçücük bir şeyden kızmış ve onu üzmüştüm. O da bana şu manada bir cevap vermişti: “Ben senin birçok hatana ses çıkarmayıp sineye çekiyorum da sen neden benim en ufak bir hatamı hoş görmüyorsun?” O bu lafından çok etkileneceğimi düşünmemiştir ama ben o bunları söylerken, bu gerçeğin farkında olmadığımı, ona ne kadar da haksızlık ettiğimi ve ne kadar da büyük bir yanlış yaptığımı hissettim. Doğduğumdan beri en çekilmez hâllerime bile sabredip onu kırdığım zamanlar belki defalarca özür dilemeyi unutup hiçbir şey olmamış gibi davrandığım halde o da defalarca ses çıkarmayıp hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam etti. Anneler öyledir ya, çoğu zaman sessizce affeder. Hatanı yüzüne çarpmadan…


Sonra düşündüm de “Bugün de hiç günah işlemedim, oh amel defterim de bugün gıcır gıcır.” dediğim hiç günüm yoktu. 😨 Hâlâ düşünüyorum, bugüne kadar işlediğim küçük ya da büyük günahlarımı ayağımın altına alsam başım yıldızlara değerdi. Hatta ayağımın altıyla yıldızlar arasında U dönüşlü katlı otopark yapılırdı desem daha doğru olur.
Peki, kaç tanesini yüzüme çarptı Allah’ım? Kaç tanesini affetti defalarca, hem de sessizce…

 


Annemin şefkati onun şefkatinin gölgesinin gölgesinin gölgesine bile erişemez, onun rahmet güneşinin küçücük bir cilvesi bile olamaz belki. Her an hücrelerime dek benim ihtiyaçlarımı karşılayan, bana imdat eden, defalarca mutluluktan ağlatan, acıdan ağladığım zamanlarda bile gönlümde umut kapılarını hep sonuna kadar açık bırakan, tam düştüm kalkamam derken her seferinde beni kaldıran Rabbim…


🌺 “Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.
O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir.
O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.” (İbrâhîm Sûresi 32-34)


O benim defalarca hatalarımı affedip beni rezil rüsva etmeye gücü yettiği hâlde rahmetiyle sarıp sarmalamışken peki ya ben ne yapıyordum?


Bizler ne yapıyorduk?


“Uf hava çok sıcak, oy ayak serçe parmağımı sehpaya çarptım, ayh çok doydum, of dişimin arasına tükürük kaçtı…”
Sonu gelmez şikayetlerle zamanımız akarken, bütün bu şikayetleri Rabbimiz işitiyordu. Her işinde sonsuz hikmetler olan merhameti sonsuz Rabbimiz olduğuna iman ettiğimiz hâlde, O’nun olmasını murat ettiği işlere karşı tavrımız bu olmamalı değil miydi? Sonsuz güç ve kudret sahibini, apaciz kullara şikayet edercesine konuşurken dilimiz, “Kimi kime şikayet ediyorsun sen?” demedik nefsimize. Oysa fark ettik mi, Allah bizden hiçbir zaman bir şeyleri almadı hem de hiçbir zaman. Hatta aksine her zaman hem de her zaman bize bir şeyler vermekte. Biz yoktuk, var edildik. Biz var etmedik ki var olanları, bizim olsun var olanlar.



🌹 Malından aldığı için babasını Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e şikayet eden evlada Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem:
“Sen de malın da babanındır.” der.


Bu cevabın haşmeti ve mükemmelliği ne zaman aklıma gelse sanki ilk seferki gibi etkiler aciz kalbimi. Ben de babamınım, malım da babamın. Babam istediğini yapabilir ve benim ondan esirgemeye hakkım yoktur.  Bir parça daha ileri düşününce Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem bize öyle büyük bir hakikatı anlatıyor ki aslında:
“Ben de malım da babam da Allah’ın.”


Allah hem benim üstümde hem malımın üstünde hem babamın üstünde hem her şeyin üstünde asıl hak sahibi. 🎈 “Mülk O’nundur. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder.” kaidesince bizim O’na karşı çıkmaya, şikayet etmeye, O’nun mülkünü O’nun razı olmayacağı şekilde sarf etmeye hakkımız olmuyor yani.


Ama buna rağmen Rabbimiz zaten hiçbir zaman rahmetini bizden esirgemiyor. ❤ Her işinde sonsuz adalet, hikmet ve rahmet gözetiyor. Başımıza gelen musibetlerde dahi yine bize hep kazandırıyor.


💕 “Mü’min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık bir üzüntü hatta bir ufak tasa isabet edecek olsa, Allah bu sebeple onun gü­nahından bir kısmını mağfiret buyurur.” (Hadis-i Şerif) (1)

Hep kazandırıyor.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in dediği gibi “Mü’minin durumu gıbta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir bela gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.” 💗
(Hadis-i Şerif)(2)


🌸 “O Hakîmdir, abes iş yapmaz; Rahîmdir, rahîmiyeti çoktur. Yaptığı her işinde bir nevi lütuf var.”(3)


Yaptığı her işinde bir nevi lütuf var… Bunu görebilmek için, her seferinde bizden daha kötü durumda olanları aklımıza getirmeliyiz. Sonra bir bakmışsın, az önce ofladığın hâle şükrediyorsundur…

“Ama canım insanız yani hiç mi ağzımızdan şikayet kaçmayacak, o kadarcıktan ne olacak, olmaz elbet. 😕” diyeceğimi bekliyorsan hiç öyle diyemiyorum kardeşim.


Şu hakikatler çerçevesinde hâlimize bakacak olursak, hiç şikayet etmeye hakkımız olduğunu söyleyemiyorum. Hatta eğer ağzımızdan unutup şikayet ve şükürsüzlük kaçacak olursa hemen pişman olup Rabbimizin o an sonsuz nimetlerini hatırlamalı ve az önceki nankör hâlimiz için af dilemeliyiz. Bu inşâAllah aynı zamanda her an Allah’ın huzurunda olduğumuzu hissetmeye ve O’nun huzurunda ağzımızdan çıkanlara dikkat etmemize de vesile olacaktır.


🌼 “Gerçek aşkı bilen kalp bir damla suya bile hürmetle bakar.” diyor Mevlana Hazretleri…  Çünkü o damlanın kimden geldiğini bilir. O damlayı ona habib olan Allah göndermiştir, O’nun lütfudur. Azıcık zâyi olsa hemen kalp üzülür, ⚠ çünkü asıl değerli olan elindeki nimetin büyüklüğü küçüklüğü değil, kimin ihsanı olduğudur.


🍇 “Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan tekrar ile
اَفَلاَ يَشْكُرُونَ     اَفَلاَ يَشْكُرُونَ     وَسَنَجْزِى الشَّاكِرِينَ     لَئِنْ شَكَرْتُمْ لاَزِيدَنَّكُمْ     بَلِ اللهَ فَاعْبُدْ وَكُنْ مِنَ الشَّاكِرِينَ
[📍 “Hâlâ şükretmezler mi?” (Yâsin Sûresi, 36:35, 73.)
📍 “Şükredenleri elbette mükâfatlandıracağız.” (Âl-i İmrân Sûresi, 3:145.)
📍 “Şükrederseniz nimetimi elbette arttırırım.” (İbrahim Sûresi, 14:7.)
📍 “Yalnız Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol.” (Zümer Sûresi, 39:66.)]
gibi âyetlerle gösteriyor ki, Hâlık-ı Rahmân’ın, ibâdından istediği en mühim iş şükürdür. ⚠ Furkan-ı Hakîm’de gayet ehemmiyetle şükre davet eder. Ve şükür etmemekliği, nimetleri tekzip ve inkâr suretinde gösterip, فَبِاَىِّ آلاَءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  (📍 “Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edersiniz?”) fermanıyla, Sûre-i Rahmân’da şiddetli ve dehşetli bir surette otuz bir defa şu âyetle tehdit ediyor, şükürsüzlüğün bir tekzip ve inkâr olduğunu gösteriyor.”(4)


Hâlık-ı Rahmân’ın, ibâdından yani kullarından istediği en mühim iş şükürdür.
Yani ha şükürsüz Şükrü ha şekilsiz şekil bea.😞


👉 Peki şükür nasıl olmalıdır?


🌸 “İşte ona teşekkür etmek, o nimetleri doğrudan doğruya ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur.”(5)


🎈 “Şükrün mikyâsı kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizanı hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helal demeyip rastgeleni yemektir.


Evet, hırs, şükürsüzlük olduğu gibi, hem sebeb-i mahrumiyettir, hem vasıta-i zillettir. Hatta, hayat-ı içtimaiyeye sahip olan mübarek karınca dahi🐜, güya hırs vasıtasıyla ayaklar altında kalmış, ezilir. Çünkü, kanaat etmeyip, senede birkaç tane buğday kâfi gelirken, elinden gelse binler taneyi toplar. Güya mübarek arı🐝, kanaatinden dolayı başlar üstünde uçar. Kanaat ettiğinden, balı insanlara emr-i İlâhî ile ihsan eder, yedirir.”(6)


💫 Ve şunu iyi bilmeliyiz ki: Şükür bir ruh ise onun en güzel vücut bulmuş hâli, namazdır.


Şükürsüzlükten ölünür mü bilmem ama, şükürsüz ölmek çok kötü bir şey değil mi?


Emanetleri asla zâyi olmayan Allah’a emanet olun…


(1) Buharı, Marda, 1.
(2) Müslim, Zühd 64
(3) Sözler | Otuz İkinci Söz
(4) Mektubat | Yirmi Dokuzuncu Mektup
(5) Mektubat | Yirmi Dokuzuncu Mektup
(6) Mektubat | Yirmi Dokuzuncu Mektup

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?