Varsın Terk Etsin Tacı Kırık Sevgili

0
Paylaş

Ne oldu da sıkıldık son zamanlarda. İşiniz mi kötü gitti. Yoksa sevgiliniz terk mi etti sizi. E zaten aileyle de papazız. Allah’ım bütün sıkıntılar bizi mi bulur? Bu kadar da olmaz. İçten içe bir isyan mı ettik Allah muhafaza?

İsteyerek ya da istemeyerek kaderi tenkit mi ettik? Şöyle bir baktığımızda başımıza gelen sıkıntılar, en büyük ve başkasının bu kadar zor durumda kalmadığı değil mi? ”Ama benim kadar sevemez kimse, o yüzden benim sıkıntım en büyük.” mantığında mıyız? Öyle oluyoruz genelde. Çünkü herkesin okyanusu boğulduğu sudur. Karıncaya göre boğulduğu bir çay kaşığındaki su dev bir okyanustur.

Bugün 11 Temmuz 2012.Bundan tam 17 yıl evvel Srebrenitsa’da öyle bir katliam yapılmış ki, senin işinin kötü gitmesi, o tacı kırık sevgilinin seni terk etmesi, ayağına kıymık batması, hatta ayağının kopması bile yanında devede kulak kalır. Bosna Savaşı’nın geneline baktığımda korkunç, kanımı donduran veriler ortaya çıktı.

Yaklaşık 312.000 kişinin öldüğü ve bunların 35.000’inin çocuk olduğu, 50.000 kadının tecavüze uğradığı, 18.000 kişinin hâlâ kayıp olduğu, 2 milyon kişinin de evinden yurdundan olduğu bir savaş. Srebrenitsa’da da öyle bir katliam yapılmış ki ”Elhamdülillah, iyi ki ahiret var, iyi ki cehennem var.” dedirten cinsten. Öyle bir katliam ki ufak bir çocuğun ”ASKERLER, KÜÇÜK ÇOCUKLARI KÜÇÜK KURŞUNLARLA ÖLDÜRÜR DEĞİL Mİ ANNE ?” dediği bir katliam.

Tecavüze uğrayan kadınların ”Karnımızda Sırp çocukları var, bunları aldırmak caiz midir?” diye sorduğu, çaresizlik içinde kaldığı bir katliam. Sözde güvenli bölge ilan edilip tüm silahların toplandığı bir zamanda, silahlı askerlerin saldırıya geçtiği, çaresizce ölümün kapınıza geldiği bir katliam.

Ne acı değil mi? Biz, bizim sözde dertlerimizi dert sanırken, onlar bizim dertlerimizin hayalini kuruyordu belki.

Ama bu olayın bu dünya yüzü tabii ki filmin burada gösterilen kısmı şimdi o katliama sebep olan kişilere, katliamı yapanlara, savunanlara ne yapılsa bu dünyada o acıyı yaşatabilirsiniz ki? Büyük ihtimalle onlar normal hayatlarına devam ediyor, ölenler gitmiş ve bu olay böyle kapanmıştır değil mi?

Yani eğer ahiret inancın yoksa ya da bir hesap gününe inanmıyorsan senin için durum bundan farklı değil. Peki ya birader, oradaki senin annen, bacın, baban, teyzen olsaydı, o zulmü sana yaşatsalardı, sen yine böyle düşünebilecek miydin? Evet. Oldu bitti, bu dünyada çekeceğini çekti ve şimdi yok oldu gitti diyebilecek miydin? Yoksa bu dünyada ona hangi acıyı yaşatırsan yaşat hep eksik kalacak gibi mi hissedeceksin? Aynen kardeşim öyle hissedeceksin.

Zaten bu dünyaya sığacak bir ceza olmayacaktır öyle insanlara. Şöyle ki ufak bir kavga, nasıl karakolda 5 dakikada uzlaşmaya gidip, büyük bir cinayet büyük mahkemelerde yapılıyorsa, bu durum da gösteriyor ki böyle adamların ölüp yok olması muhtemel değildir. Onlar büyük mahkemeye kalmış günahkârlardır. Ahiretin varlığı sadece bu olaydan bile iki kere iki dört eder kesinliğinde ortaya çıkıyor.

”CENNET UCUZ DEĞİL, CEHENNEM LÜZUMSUZ DEĞİL.” sözü nasıl da doğru bir sözdür, bize bir kez daha ispat ediyor Üstad Bediüzzaman Said Nursi.

Katliamda hayatını kaybeden tüm Müslümanlara Allah rahmet eylesin. Mekânları Cennet olsun inşâAllah.

Zulmü yapanlar için ise ”ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM!” diye haykırıyorum.

Vesselam.

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?