YENİÇERİLER! Devşirme çocuklar nasıl Türk savaşçısı olabilir!

0
Paylaş

DEVŞİRME SİSTEMİ NEDİR?
Hristiyan ailelerin çocukları zorla ve zulümle mi alınmıştır?
Etrafımdaki pek çok kimsenin izledikleri tarihi dizi ve okudukları tarihi kitapların etkisi ile Osmanlı Devletinin Devşirme Sistemine karşı karalayıcı iftiralar ve hurafeler ile dolu taraflı bir perspektiften baktıklarına şahit oluyorum. “Harem ve Cariyelik” adlı blog yazımda olduğu gibi bu yazımda da, Osmanlı Devletini karalamaya çalışanların, kasıtlı olarak ve konuları çarpıtarak bizlere sunduklarına şahit olacaksınız.
Bugün Avrupalılar kadar memleketimizde en çok merak edilen ve meselenin esası bilinmeden değişik yorumlar yapılan ve çarpıtılan konulardan biri de kapıkulları ve bunun kaynağını teşkil eden devşirme usulüdür. Bu sebeple özellikle devşirme usulünün hukuki ve tarihi gerekçelerini bilmek icap eder. Kapıkulları tabirini bahane ederek, bütün devlet memurlarının padişahın köleleri olduklarını ileri sürenler ise bu meselenin izahını zaruri hale getirmektedirler.
Önemle ifade edelim ki Osmanlı devletinde pençik oğlanı, acemi oğlanı veya devşirme oğlanı ifadeleriyle anlatılan ve halk ile batılılar arasında Hristiyan ailelerin çocuklarının zorla alınarak önce köle yapılması, sonra da Osmanlı ordusunda görev verilmesi ve çocukların eliyle anne ve babalarının öldürülmesi şeklinde takdim edilen askeri müessese, yeniçeri teşkilatıdır. Bu tür anlayışın nasıl hatalı olduğu biraz sonraki izahlardan daha iyi anlaşılacaktır.
Herkesin bildiği gibi kapıkulu ocakları ve bunların başında gelen Yeniçeri Teşkilatı Osmanlı devletinin merkezi ordusundaki vurucu güçtür. Bu sebeple de kapıkulu ocakları denilen askeri teşkilatın çekirdek kısmıdır. Yeniçerilerin sahip oldukları iktisadi, sosyali ve idari imtiyazlardan dolayı devletin yükselme devirlerinde, Osmanlı Devletinin Yeniçeri Teşkilatında görev almak, Müslüman ve gayr-i müslim herkes için bir şereftir. Zira devletin askeri ve mülki erkânının çoğu da bu ocaktan yetişmedir.
Osmanlı Devleti, esirleri köle yapmak veya Avrupalılar gibi satmak yerine, hem onlara bir nevi yarı hürriyetlerini kazandırmış, hem de kendi rızalarıyla Müslüman olmalarını sağlamıştır. Bu şekilde devşirilen pençik oğlanlarının zulümle veya haksızlıkla alakası yoktur. Ancak duraklama ve gerileme dönemlerinde çok büyük zulümler yapıldığını Osmanlı siyasetnamelerinden okuyoruz.
Tek oğul, Yahudi ve evlilerden başka köy kethüdası oğlu, çoban ve köse, kel, doğuştan sünnetli Türkçe bilen, sanat sahibi, İstanbul’a gelip gitmiş, çok uzun veya çok kısa boylu olanlar devşirilmezdi. Yalnız Bosnalı olan ve Poturoğulları denilen Müslüman çocuklarının saray ve Bostancı Ocağı için devşirilmelerine müsaade edilmişti. Devşirilen oğlanlar devlet merkezine gelince 2-3 gün istirahat eder, oğlanlar şehadet getirtilip Müslüman edilirdi. Sonra Yeniçeri Ağası tarafından teftiş olunur, içlerinde sünnetli bulunup bulunmadığına bakılırdı. Uygun çıkanlar eşgal defterlerine kaydolunup Acemi Ocağı Cerrahı tarafından sünnet edilirdi. Buna müteakip becerikli ve seviyeli olanlar saray için, gürbüzceleri Bostancı Ocağı için ayrılır, öbürleri Anadolu ve Rumeli ağaları vasıtasıyla Türk köylülerine dağıtılırdı. Buna Türk’e vermek denilirdi. Orada muayyen bir müddet hizmet ettikten ve hem İslam’ı ve hem de Türkçeyi öğrendikten sonra eşgali yoklanıp acemi oğlanı yazdırılırdı.
Acemi Ocağında askeri ve mesleki eğitim görenler kabiliyetlerine göre yeniçeri teşkilatına, Enderun Mektebine veya başka yerlere alınırdı. Bunlardan sadrazam, paşa, sancak beyi vb. mülki ve askeri makamlara yükselenler çoğunluktaydı.
Devşirme usulü nereden ve neden çıkmıştır? Çocuklar zorla mı annelerinden alınmıştır?
Devşirmenin başlama sebeplerini şöylece özetlemek mümkündür;
1. Yıldırım Bayezid’in Ankara mağlubiyetinden sonra fetihlerin duraklaması hatta geçici olarak gerilemesi sebebiyle yeniden esir elde edilememesi acemi oğlan ihtiyacını artırmıştır.
2. Ayrıca bugün Amerikan ordusunda asker olmak için can atan çok sayıda 3. Dünya ülkesi vatandaşı insanların mevcut olduğu inkâr edilemediği gibi, o günün tek süper gücü olan Osmanlı Devletinin en önemli ordusu olan yeniçeri teşkilatında görev almak için Müslüman ve Hristiyan her çevreden talepler gelmeye başlamıştır.
3. Bir diğer önemli sebep de gayr-i Müslimlerin askerlik edemeyişleri ve buna karşı cizye vergisi ödemeleri söz konusu olduğundan, gayr-i müslimler ve özellikle Osmanlı hayranı Bulgar, Arnavut, Bosnalı ve Ermenilerin Osmanlı ordusunda görev alma arzuları gittikçe artış göstermiştir.
İşte bütün bu sebeplere dayanan Osmanlı Devleti, belli bir kanun ve kaide çerçevesinde, sadece gayr-i müslim Bulgar, Arnavut, Bosna yerlileri ve Ermenilerden hem rızaları dâhilinde olmak ve hem de belli bir kaide dâhilinde yapılmak şartıyla, her 40 haneden 1 tane 14 ila 18 yaş arasında genci, Osmanlı ordusunun temelini teşkil eden yeniçeri teşkilatına girmek veya sarayda önemli vazifeler yapmak üzere devşirmeye başlamıştır. Bu usule devşirme adının verildiğini ve bunun kanunnamesinin hazırlandığını görüyoruz.
Yeniçeri Teşkilatına girmek veya saraya girmek önemli bir şeref olmasından ve hatta bu yolla yeniçeri olan veya saraya girenler, belli bir müddet sonra önemli mülki ve askeri makamlara geldiklerinden dolayı gayr-i müslim gençler ve ailelerin bunu arzuladıklarını açıkça görüyoruz. Diyarbekir Beylerbeyi ve sonradan da Mısır Beylerbeyi olan Hüsrev Paşa bu yükselenlere verilecek en bariz misaldir. Mimar Sinan devşirme yoluyla Mimarbaşlılığa kadar yükselmiştir. Hatta Müslüman Boşnaklar Müslüman olduklarından dolayı kendi çocukları devşirilmeye tabi tutulmadığından ısrarla bu kanun gereği çocukların toplanmasını kendileri arzu etmişlerdir. Israrlı arzuları üzerine Müslümanlardan sadece Boşnaklar devşirme kanununa tabi olmuşlardır.
Evet, düşünülenin aksine ailelerden koparılmış küçük yaşlardaki çocukların, birer ölüm makinası olarak yetiştirilip tekrardan kendi ailelerini öldürmek için kullanıldığı veya bütünü ile çok acıklı ayrılma hikâyelerinin ve zulümlerin yaşandığı düşüncesinin yerine Osmanlı ordusunun en seçkin asker ve yöneticilerini yetiştirmek, rüşvet adam kayırma gibi durumların önüne geçmek adına bu sistemin geliştirildiği ve kanunlara bağlı olarak yapıldığı görülmektedir.


KAYNAKÇA
Akgündüz, Ahmed, Bilinmeyen Osmanlı, Osmanlı Araştırmaları Vakfı, sf 44-48, Mart 2000, İstanbul

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?