YER ÇEKİMİNDEKİ BÜYÜK YANILGI

5
Paylaş
yerçekimi

Güneş doğuyor yavaştan,

yeni bir gün ve yeni bir başlangıç.

Bu döngü çok alışık olduğumuz bir olay, peki nedir bunu ilginç yapan?

Yeni bir güne başlangıç, güneşin doğuşu ve batışı Dünya’nın kendi ekseni etrafında saatte 1670 km hız ile yaptığı dönüşün bir sonucu olarak çıkıyor karşımıza. Okurken bile insana korkunç geliyor. 1670 km hız ile dönen bir Dünya, mükemmel bir denge ve düzen var, dönüş esnasında zarar gören hiçbir şey yok!

Dünya bu kadar hızlı dönerken nasıl olur da her şey yerinde ve sabit duruyor? Neden hiçbir şey Dünya’nın dönüşünden etkilenip savrulmuyor dersiniz?

Buna bilim  “Yer çekimi” diğer adıyla “Kütle Çekim Kuvveti” diyor.

İnternette ufak çaplı bir araştırma yahut ders kitaplarımızdan yer çekiminin ne olduğuna ve yer çekimini kimin bulduğuna dair bir araştırma yaptığımızda, istisnasız her kaynakta yer çekiminin ilk kez Isac Newton tarafından kafasına düşen bir elma sonucu ortaya atıldığından bahsederler.  Söylenene göre Newton, elmanın düşüşüyle bütün cisimlerin birbirlerine bir çekim kuvveti uyguladığını ve büyük kütlenin küçük kütleyi çektiğini fark etmiş.

Newton’ın ortaya attığı bu iddia “Kütle Çekim Kanunu”nu ortaya çıkardı ve yer çekiminin hayatımızda, Dünya’da ve tüm kâinatta ne kadar etkili olduğunu öğrendik.

Zira evrendeki  galaksilerin, yıldızların birbirlerinin yörüngelerinde kalmalarının nedeni bu kuvvetti. Dünya ve diğer gezegenlerin Güneş’in etrafında belli bir yörüngede kalabilmelerinin ve bizlerin yeryüzünde yürüyebilmemizin nedeni yine bu kuvvetti.

Oysa Newton’ın kafasına elma düşmeden 700 sene önce Harezm’de “Allah cahilliği mazur görmeyendir.” diyerek ilim yolculuğuna çıkan, asıl adı  Ebu Reyhan Bin Muhammed Harezmi olan “BİRUNİ” yer çekimini ortaya atmıştı. Tıpkı Christof Coloumb’dan beş asır önce yeni kıtalardan, Wegener’dan 950 sene önce karaların kuzeye doğru kaydığından, Galileo’dan 600 sene önce Dünya’nın döndüğünden bahsettiği gibi yer çekiminden de

“Dünya dönüyorsa, bu dönüşünden dolayı ağaçlar, taşlar yerlerinden neden fırlamıyor, diyenlere şu cevabı veririz: Bu dünyanın dönmesi üzerine ortaya koyduğumuz teoriyi çürütmez. Çünkü her şey dünyanın merkezine düşüyor. Bu da gösteriyor ki o merkezde çekicilik var. İşte bu yer çekimi, yeryüzündeki nesnelerin dışarı fırlamasına mani olmaktadır.” (1)

Sözleriyle bahsetmişti.

Çoğumuz kendisinin adını dahi bilmiyoruz. Okumaktan öğrenmekten aciziz çünkü. İlme açız fakat ilimle dolu olan tabağı önümüze almaya yeltenmiyoruz bile. Oysa ilim tıpkı gıda gibi gereklidir insana. Aksi takdirde yutmak zorunda kalıyoruz İslam’ı gerici olarak göstermek isteyenlerin “Müslümanlar hiçbir gelişme gösteremiyor ve bilime hiçbir katkıları yok.” cümlelerini…

Bilmiyoruz ki ne âlimler geçti bu topraklardan, o âlimler edindikleri her bilgiyle buldukları her yeni buluşla, hâlıklarının rahmet eserlerini gözler önüne seriyorlardı. Biz ise bunlara kulak tıkayıp sebepleri kâinatın var olmasına gerekçe gösteren “Bizi ve tüm kâinatı bu sebepler yarattı.” diyen  adamların sözlerine kulak asıp dinden dönüyoruz.

Bilmiyoruz ki bu adamlar zamanında Biruni, İbni Haldun, Cezeri ve Harezmi gibi nice âlimlerimizin kitaplarını kaynak olarak kullandılar ve kullanmaya devam ediyorlar. Bilmiyoruz bu âlimlerden birinin  kocaman bir çağa isminin verildiğini ve o çağa “BİRUNİ ÇAĞI” dendiğini.

O kadar alışmışız ki her söyleneni onaylamaya, dinimize gerici dendiğinde susmaya o kadar alışmışız ki bir yerden sonra bunu kabul eder hâle gelmişiz. Bu sefer İslâm’ı övenleri garipser olmuşuz.

Avrupalı bilim tarihçisi Wilhelm Humbat diyor ki “Modern bilimlerin gerçek kurucuları Müslümanlardır.” fakat duymuyoruz, okumuyoruz. Dedim ya alışmışız bizi gerici görmelerine, kabul eder olmuşuz biz de!

Artık çıkaralım bize takılan at gözlüklerini ve bize bu at gözlüklerini takmak isteyenlere karşı gerçekleri araştıralım ve öğrenelim. Görelim artık hani o kurtuluş olarak gördüğümüz Avrupa’nın ne kadar defolu olduğunu. Anlayalım ve anlatalım “İslâm bilime karşı değil.” Müslüman bilim adamlarının bilime nasıl yön verdiklerini öğrenelim.

İlk cümlesi “Oku!” (2) olan ve “Acaba hiç düşünmez misin?”, “Hiç akıl etmez misin?” gibi sorular soran bir kitaba iman ettiğimizi, “Zenginliği istediğime, ilmi isteyene veririm.” diyen bir Rahman’ın kulu olduğumuzu ve “İlim Çin’de bile olsa gidin alın.”(3) diyen bir Peygamber’in (s.a.v) ümmeti olduğumuzu unutmamak duası ile…

Allah’a emanet olun.

(1)- Carl L. Boyer, A History Of Mathematics

(2)- Alak  Suresi, 1.Ayet

(3)- Camiüs- Sağir, 1/310

Paylaş

5 yorum yapılmış. Sende yap :)

  1. MeynSu Meyn 6 Haziran, 2017 at 02:41 Reply

    MaşAllah emeğinize , yüreğinize sağlık,bu yazıyı yazan ve Sözler Köşkü’nün diğer blog yazılarını yazan ablalar ! Sizinle tanışmayı çok istiyorum,size nasıl ulaşabilirim ? Hak davası benim de davam ,Rabbim bu yoldan ayırmasın , Sizde Allah’a Emanet olun

Yorum Yap