Yoksa Sen Melekleri Görmüyor Musun?

Paylaş

İmanın 6 rüknü bir bütündür, her bir şartı iman binasının kolonları hükmündedir. Bir cep telefonu aldınız, pakette şarj aleti kulaklık vs. var ama telefon yok, kabul etmezsin, sadece şarj aleti olmasa aynı şekilde paketi geri verir, tam bir paket istersin aynen bu durum gibi iman 6 şartıyla bir pakettir. O pakette 6 mühür var biri eksik olsa paket bize iade olur. İmanın 6 şartından biri “meleklere iman”dır, kulağımız çok aşina fakat biri çıkıp “inandığın” melekleri anlat dese acaba filmlerde gördüğümüz beyaz kanatlı, uçan kaçan ilginç karakterleri mi anlatacağız yoksa hakikatleri mi? O halde “inanmak” noktasında ki eksiklerimizi kabullenmeliyiz. Evet gelin bir misalle meleklere yaklaşalım;

Şehir görmemiş bir arkadaşınla beraber daha önce hiç görmediğin İstanbul gibi görkemli bir şehre gidiyorsun. Hayal et ki New York’a gelmişsiniz ve bir bakıyorsunuz şehrin girişinde perişan, boyasız ve hiç ilgi çekmeyen bir gece kondu var. Görüyorsunuz ki o gece kondu da bir takım basit görünümlü işçiler, çalışanlar var. Çevresinde ise bir takım hayvanlar ve bitkiler var. Arkadaşınla bu hale bakıyorsunuz ki; uzakta o görkemli şehir gökdelenleriyle, tasarım harikası binalarıyla, rengarenk ışıklandırmalarıyla gözler önünde. Fakat siz uzaklık sebebiyle yada göz zayıflığıyla veya o gökdelen camlarının kapalı olması nedeniyle yaşam alanları size görünmüyor. O şehir görmemiş arkadaşın yaşayanlar görünmedikleri için; “O gökdelenler boştur, New York sadece bu görünen gecekondudan ibarettir, orada yaşayan hiç kimsede yoktur.” der ve akıldan uzak bir hale girer.

Sen bu durumda demez misin; “Bu küçük, kötü vaziyetteki gece kondu insanlarla, canlılarla ve hayvanlarla doludur. Acaba hiç mümkün müdür ki; şu uzakta görünen şaşalı, görkemli şehir ve içindeki gökdelenler, tasarım harikası binalar boş olsun! Elbette o gökdelenler doludurlar orada yaşayanlar da vardır hatta koşullara göre belki daha lüks yaşayabilirler. Uzaklık sebebiyle veya gözünün kabiliyetsizliğiyle görünmemeleri, hiç bir vakit onların olmamalarına delil olamaz. “Görünmemesi olmadığına delil değildir.” (Temsilin daha net anlaşılması için Risale-i Nur külliyatından Sözler/29. Söz/1.Maksad/1.Esas bölümüne bakılmalıdır.)

İşte bu misal gibi içinde bulunduğumuz Dünya, Kainat’a nazaran akıl almaz küçüklüktedir. Bu kadar çok sayı ve çeşitteki bitkilerin, hayvanların ve insanların yaşam alanıdır. Sadece Türkiye de ortalama 10.000 farklı tür bitki var. Şu ufacık 12 bin km çapındaki dünya gezegeninde muazzam bir yaşamsal faaliyet olması kat’iyen ispat eder ki; Şu nihayetsiz, ucu bucağı olmayan kainat, şu muhteşem görünümlü ve gösterişli semâ, gökyüzü, 2 tane 150 milyon kilometre genişliğindeki Dünya yörüngesi, 60 tane 150 milyon kilometre genişliğindeki güneş sistemi, 100 bin ışık yılı genişliğindeki Samanyolu Galaksisi, ve bilim adamlarının sayı belirtemediği sonsuz Evren, Kainat; Burçlarıyla, yıldızlarıyla, gezegenleriyle, akıl sahibi, hayat sahibi, ruh sahibi varlıklarla, melaikelerle doludur. Nardan, nurdan, ateşten, ışıktan, karanlıktan, havadan, sesten, kokudan, kelimattan, hatta elektrikten yaratılan akıl sahibi, ruh sahibi, canlılarla doludur.

Nasıl ki hiç deniz ve balık görmemiş ve eğitimini almamış adam “yahu şu balıklar suyun içinde nasıl nefes alırlar, nasıl beslenirler aklım almıyor” der, aynen öylede bizler hava aleminde yaşadığımız için ateş aleminde yaşayan ateşten beslenen ve yaşamını ateşte sürdüren ruhani varlıklara şaşırabiliriz yada ışık süzmesinde yaşayan ruh sahiplerine, meleklere, o adamın balık nasıl suda yaşar hayret ederim dediği gibi şaşırabiliriz.

Melaikelerin de hepsi aynı cinsten değildir, çok çeşitli cinsleri vardır mesela bir damla yağmuru indiren melekle, güneşe bekçilik yapan melek bir değildir. Ayrıca cin ve ruhaniyatın da çokça çeşitleri vardır.

Adem-i rü’yet, adem-i vücuda delalet etmez. Görünmemek, olmamağa hüccet olamaz.” (Sözler/29. Söz/1.Maksad/1.Esas)

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?