Zaman Değişse de Bazı Şeyler Aynı Kalıyor

0
Paylaş

Birkaç gündür gündemimizde tek şey var: Önce Vatan.
Öyle şeyler sahneliyoruz ki bütün dünya hayranlıkla izliyor bizi.
Biz de atalarımızdan bize kalan bu vatanı bir kez daha geçilemeyeceğini anlatıyoruz bütün düşmanlara.
Peki, neden Türkiye hiç düşündük mü?
NEDEN BUNLAR HEP BİZİM BAŞIMIZA GELİYOR?
Gelin bunu birlikte irdeleyelim.
Bugün bizim ülkemizde bu kadar sorunun belanın olmasının nedenine baktığımızda bizi unuttuğumuz bir gerçek karşılıyor tarih sayfalarının arasında.
Hepiniz merak ediyorsunuz değil mi?
İçinizden haykırıyorsunuz neden bunlar bizim başımıza geliyor, yeter artık bıktık diyorsunuz değil mi?
Size bir kopya vereyim istiyorsanız.
Hani Yavuz Sultan Selim’den sonra Türkler yeni bir görev aldı.
Hatırlar gibi oldunuz sanırım.
Evet, halifelik Türklere geçti.
Peki, halifelik neydi?
Uzun uzun, sözlükten anlamına bakmaya gerek yok. Halifelik İslam dininin sancaktarı olmaktır.
Peki İslam’ı yok etmek isteyenler kime saldıracak?
Bakın tarihin toz kaplı sayfalarında yazan bir şey bu sorduğumuz soruya ışık tutuyor.
William Ewart Gladstone diyor ki:
“Bu Kur’an Müslümanların elinde bulunduğu müddetçe, biz onlara hakiki hâkim olamayız. Ne yapıp, bu Kur’an’ı sükût ettirip ortadan kaldırmalıyız. Yahut da Müslümanları ondan soğutmalıyız.” bu sözleri Sömürgeler Bakanı olduğu sıralarda İngiliz Avam Kamarası’nda söylerken, günümüzden başka bir haber onların hâlâ İslam’ı yok etmeye çalıştığını gözler önüne seriyor: Ralph Peters, yorumculuk yaptığı Fox News’ta “Eğer darbe başarılı olsaydı, İslamcılar kaybedecek, biz kazanacaktık.” dedi. Bu haber hâlâ İslam’ı yok etme emellerinin yok olmadığını bize kanıtlıyor. Burada bir gerçek daha bizi karşılıyor onların İslam’ı yok edememelerinin önündeki tek engel Türkiye.
Peki neden Türkiye?
Çünkü biz İslam sancaktarı oldukça ve İslam’ı korudukça onlar emellerine ulaşamayacak.
Çünkü onlar iman gücünün toptan tüfekten daha büyük olduğunu gördüler Çanakkale’de.
Çünkü William Ewart Gladstone’nin bu sözlerini gazeteden okuyunca Kur’an’ın sönmez ve söndürülemez manevî bir güneş olduğunu, bütün dünyaya göstereceğim ve ilân edeceğim.” diyen Bediüzzamanların bu topraklarda yetiştiğini ve yetişeceğini biliyor.
Çünkü Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Kostantiniye, bir gün fetholunacaktır. Onu fetheden asker ne güzel asker, onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Hadisine nail olabilmek için gemileri karadan yürütüp Kostantiniye’yi İstanbul yapan Fatihleri yetiştireceğini biliyor.
Çünkü Türkler, konu vatan, bayrak ve din olunca genciyle yaşlısıyla meydanlara çıkıp vatanını savunurken nice Nene Hatunların nice Seyyid Onbaşıların o meydanlardan çıkacağını biliyor.
Son olarak İslam’ı yok etmek isteyenlerin karşısında en büyük engelin Türkiye olduğunun en önemli nedenini Bediüzzaman bize şöyle açıklıyor:
İslâmiyet ordularının en kahramanı Türkler olduğundan, meslek-i Kur’âniyem cihetiyle, her milletten ziyade Türkleri sevmek ve taraftar olmak kutsi hizmetimin muktezası oldular. Bundan dolayı bir daha hezimet yaşamamak için bizim dinimizi bozmaya kalkışıyorlar.
İşte örneği önümüzde İslamî duygularımızı sömürüp belli bir yere gelince ülkeyi yok etmeye çalışan birilerinin İslam’a ve Türkiye’ye ihanetlerini görüyoruz.
Peki, onlar bu tuzakları kurarken ne oldu dersiniz?
Bir ayet yükseldi Kur’an’dan
Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.
İşte o ayet sırrıyla başlıkta belirttiğim gibi: ZAMAN DEĞİŞSE DE BAZI ŞEYLER AYNI KALIYOR. TÜRKLER TARİH YAZARKEN DÜNYA HAYRAN HAYRAN ONLARI İZLİYOR.

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?