Alışveriş Diyeti

alışveriş delisi, alışveriş hastalığı , çok alışveriş yapmak

Bu yazıyı okuduğuna göre sanırım sen de bir alışveriş canavarısın!
Böyle başlamak istemezdim ama bugün senin kirli çamaşırlarını ortaya dökeceğim dostum!

Alışveriş deyince eli ayağı titreyen canlıya “KADIN” denir. Poşetleri taşımaktan eli ayağı titreyen canlıya ise… Neyse burada bir tartışma ortamı oluşturmayacağım.

Bir kadının ne kadar tutkuyla alışveriş yaptığını herkes bilir. Hatta ben bu alışveriş olayının bir hastalık olduğunu düşünüyorum. Hem de bulaşıcı bir hastalık. Gardıroplara kadar sinmiş bu bakterileri temizlemek hiç kolay olmayacak. Ama denemek istiyorum…

Ben bir araştırma yaptım. Ve aylık bir kadının kıyafete verdiği parayı şimdi burada hesaba dökeceğim. Eminim rakamlara siz de şaşıracaksınız. Başlıyorum…

Bir kadının aylık ortalama kıyafete verdiği para miktarı= 200 TL
Bir sene içinde kıyafete ayrılan miktar ise= 2400 TL’ye denk oluyor.
(Zahirde cüz’i bir miktar ama bu bile kıyafete verilen para için yüksek bir miktar.)

Peki… Ayda kıyafete 800-1000 TL arası para veren kadınlar da var. Onların hesaplamasını yapalım bir de…

Aylık= 900 TL
Yıllık= 10,800 TL

SUBHANALLAH! BU NE İSRAFTIR!

(“Oha 10.800 TL’ye kaç tane şal alınır!!“) dediğini duyar gibiyim.
Bunu demen normal, kasma kendini.
Çünkü erkekler de içinden
(“Ulen 10,800 TL’ye kaç tane Şahin eder!”) diyordur.

Şaka bir yana… Gerçekten bahsettiğimiz bu rakamlar ciddi rakamlar. Ne kadar savurganlık yaptığımızın farkında bile değiliz. İnsanoğlu işte… Doymuyor ki!

“Ayyy yeni model şallar çıkmış.” (Sen de olmazsa sen ezik olursun, hemen gidip modaya ayak uydur!)
“Ayşe’de gördüm, ben de istiyorum!” (Ah şu el âlemle göbeği bir kesilenler…)
“Şu tuniğin, şu feracenin güzelliğine bak! Sanırım aşık oldum.” (Dünyaya olan muhabbetimiz dozunu aşmaya başladı artık!)
“Bunu almazsam uyuyamam.” (Ah… Zavallı kadın! Tabii sen nereden bileceksin açlıktan uyuyamayanların hislerini.)
“Aç kalıp bunu yine de almalıyım.” (Yorumsuz…)
“Giyecek bir şeyim kalmadı!” (Annene sorsam dolabın tıka basa doludur. Yeme beni.)
“Her gün aynı şeyi giyemem ya… Farklı ve tarz olmam lazım.” (Sahi kendini kimlere beğendirmeye çalışıyorsun sen? Bir kıyafet uğruna günaha mı giriyorsun yoksa?)

Kendimizi bir sorgulayalım dostlar. Çok geçmeden bu israflardan vazgeçmeliyiz.
“EY AŞIRI GİDEN KULLARIM!” diye seslendiğinde Allah, bu hitabı üstümüze almış oluruz yoksa… Rabbimiz’in yüzüne nasıl bakarız?

Kur’an-ı Kerîm’de Allah israf hakkında şöyle buyuruyor:

“İsraf ki insanı şeytana kardeş kılar!”

Şeytanla aynı safta olmak demek, ona kardeş olmak demek, hakaretlerin en aşağısıdır benim gözümde…
Şeytana:
-“Senin yüzünden bu tuzağa düştüm. Bana onu sevimli gösterdin. Hepsi senin yüzünden!” dediğinde…
Şeytan:
-“Ben sadece sana söyledim. Sen ise kölemmiş gibi sorgusuzca aldın. Bir bez parçası uğruna RABBİNİ sattın! Her şey senin yüzünden! O vakit beni mesul tutma.” diyecek…

Ve sen her şeyin farkına vardığında çok geç olacak.
Sahi değer miydi bir bez parçası uğruna servetlerini vermeye?
Ne olacak 2 gün aynı kıyafetle gezseydin, insanlar beğenmeseydi, modaya ayak uydurmasaydın da CENNETİ

KAYBETMESEYDİN.
Değdi mi be kardeşim!
Bak… Dünya malı dünyada kaldı.
O kıyafetlere vereceğin parayı; iyiliğe, cihada, amele harcasaydın her şey farklı olabilirdi.

Sahabe efendilerimizi unuttuğumuzdan bu ahvalimiz!
Bütün varını yoğunu cihada, İslam’a feda eden Hz.Ebubekir’i unuttuğumuzdan bu israf!
Ah Ebubekir!
Ne yaralar bırakıp gittin içimizde. Dolduramıyoruz senin boşluğunu!

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ashabının “Yüce Allah dağ gibi altın verse bunu O’nun yolunda harcamayı temenni ettikleri” nakledilmektedir. (Buhârî)
ŞİMDİ BİR DE KENDİMİZE BAKALIM!
Bizim dağlar kadar altınımız olsa #Gratis’e koşarız.
Yeni aldığın feracenin üstüne uyacak, yeni model dikkat cezbeden ipek eşarplara göz atarız…

ACI AMA GERÇEK.
Bir de bu israfın sualini vermek var kardeşlerim. Hepimiz miyobuz! İleriyi, ahireti göremiyoruz israflardan!
Hadis-i Şerifte buyurulur ki:

Kıyamette herkes, şu dört suale cevap vermedikçe hesaptan kurtulamaz:
1- Ömrünü nasıl geçirdi?
2- İlmi ile nasıl amel etti?
3- Malını nereden, nasıl kazandı ve nerelere harcetti?
4- Cismini, bedenini nerede yordu, hırpaladı?
(Tirmizi)
Biz bu sorulara:
1) Kıyafete para sarf edip insanlara güzel görünmekle geçirdim.
2) Alışveriş hesaplaması yaparak ilmimi amel ettim.
3) Malımı kozmetik ürünleri alarak, ayakkabıma uygun çanta bularak, tuniğimin rengine uygun şal arayarak harcadım.
4) Bedenimi o mağazadan o mağazaya koşturarak yordum.

DİYE CEVAP VERİRSEK AHVALİMİZ NİCEDİR AH BE GÜZEL KARDEŞİM!
Ebubekir vefat etmiş… Ömer hilafeti teslim almış, devlet emanetlerini inceliyor bir akşam vakti. Sandıklar açılıyor, evraklar ve mali hazineye ait altınlar, dirhemler tasnif edilip devir teslim yapılıyor. Evrakları tek tek inceleyen Ömer sandıklardan birinde bir kavanozla karşılaşıyor. İçi dirhemlerle dolu kavanozu merak ederek açıyor:

“Ben ki Allah Rasulü’nün halifesi Ebubekir. Hilafetim süresince devlet hazinesinden bana bağlanan maaşı almaya haya ettim ve hiç kullanmadım. Çünkü bulunduğum makam; tebliğini ücretsiz, Hak rızası için yapan Rasül makamı idi. Tamamen kendi gayretimle geçindim. Benden sonra gelecek halifeye teslim edilmek üzere tüm maaşım bu kavanozdadır. Devlet hazinesine kaydedilsin!…”

Hayatı Ebubekir’le hayır yarışına dönüşen Ömer olduğu yere öylece çöker. Ağlamaklı vaziyette şunları söyleyecektir:

-Ne kadar büyüksün ya Ebubekir!… Hayatında seni geçmeme fırsat vermedin, vefatın sonrasında da buna imkân tanımıyorsun. Ne kadar büyüksün ya Sıddiyk!…

Şimdi biz kendi nefsimizi düşünelim kardeşlerim. Kendi maaşını haya edip harcamayan bir halife nerede…Biz nerede!

Bediüzzaman Hazretleri’nin şu güzel sözleri ile yazıyı sona erdirelim inşâAllah:

“Ey israflı, iktisatsız, ey zulümlü, adaletsiz, ey kirli, nezafetsiz, bedbaht insan! Bütün kâinatın ve bütün mevcudatın düstur-u hareketi olan iktisat ve nezafet ve adaleti yapmadığından, umum mevcudata muhalefetinle, mânen onların nefretlerine ve hiddetlerine mazhar oluyorsun. Neye dayanıyorsun ki, umum mevcudatı zulmünle, mizansızlığınla, israfınla, nezafetsizliğinle kızdırıyorsun?”

(Risale-i Nur – Asâ-yı Musa)

Gel kardeşim… Bugünden sonra seninle alışveriş diyetine girelim! El âleme değil El-Âlim’e güzel görünelim.

Hem…

Haya elbisesinden daha güzel ne var?

Medar-ı necat bizim için iktisad olsun.

 

 

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?