Allah Kâinatı ve Bizi Neden Yarattı, Hikmeti Nedir?

Bütün sanatkârlar yaptıkları sanatları sergilemek ister. Hatta gizli yazılan günlükler dahi bir gün birileri bulsun ve okusun hissiyatıyla yazılır. Bir ressam yaptığı resimlere önce kendi bakar ve beğenir sonra sergilemek ister ki; başkaları da baksın, beğensin, hayret etsin.

Mesela bir ressam dünyanın en güzel, en harika ve en mucizevari resimlerini yapsa sonra da kimseye göstermeyip sergilemezse ve çöpe atıp o sanatı hiç etse, ne kadar hikmetsiz olur anlarsın. Yani o sanatı anlayacak gözler olmazsa; o çizilen resim anlamsız bir çerçeve ve kağıttan ibaret olur. O hâlde hakim yani hikmetle iş gören bir ressam yaptığı resimleri görmek ve göstermek ister.

Aynen öyle de: “Her cemal ve kemal sahibi, kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek istemesi” sırrınca Allah da istedi ki bir kâinat meydanı açsın, içinde sergiler dizsin, saltanatının haşmetini, gizli hazinelerinin şaşasını, harika sanatlarını ilk kendi nazarıyla (bakışıyla), ikinci olarak başkalarının gözüyle baksın seyretsin. Allah Hakîm’dir, hikmetsiz iş yapmaz, bu derece sanatlı eserlerini kâinat sarayında sergiler ve onları gören ve anlayan gözleri (insanları) yaratır.

Fakat Allah’ın kâinatı yaratıp sergilemek istemesi bir ressam gibi değildir. Mesela iki adam düşünelim birisi özellik itibariyle çok titiz, diğeri ise pasaklı. Bu iki adamın evine misafirliğe gitsek her ikisinin de temizlik yaptığını görsek anlarız ki: Pasaklı adam biz evi ve kendisini beğenelim diye temizlik yaptı, hâlbuki diğer titiz adam bize kendini beğendirmek istediği için değil de titizlik bizzat onun kendi özelliği olduğu için temizlik yaptı. Öyle de kâinatı yaratıp sanatlarını seyretmesi ve başkalarının gözüyle de bakması ihtiyaçtan, eksiklikten ya da egodan değil, doğrudan doğruya Allah’ın özelliği olduğundandır. Hakîm (hikmetle iş yapan) isminin tecellisidir.

Hakîm bir hikmet ise o mucizevi eserleri tanıtacak, anlatacak bir rehberi gerektirir; o da Peygamberimiz (asm)’dır. Ressamın resimlerini anlatan ve anlayan kimse kalmazsa o resimler mucizevi, harika birer eser olmaktan çıkar, bilinmez bir çerçeve ve anlamsız bir kağıt olur ve tüm değeri düşer. Aynen öyle de: Bir vakit geldiğinde kâinatın ne kadar harika ve muntazam olduğunu anlatan ve anlayan insanlar kalmazsa, işte o vakit şu kâinat hikmetsiz bir hâl alır ve hakiki sanatkâr olan Allah kıyameti koparır bu sergiyi dağıtır..


(Risale i Nur / Sözler / 11. Söz dikkatle okunmalıdır.)

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?