Allah’ın Bildiği Kuldan Saklanmaz Mı?

Malesef günümüz Müslümanlarının büyük bir kısmı İslamla yakından uzaktan alakası olmayan bu sözü hayatlarına düstur edinmektedirler.

Bu sözde atasözünün neden dinimizde yeri olmadığı konusuna gelecek olursak, malumdur ki hepimiz yaratışılımız gereği günah ve günahlar işlemekteyiz.
Ama insanoğlunun günah işliyor ve günah işlemek zorunda olması bu günahları diğer insanlara da şahit tutacağı anlamına gelmez.

“Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı alenî işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işlediği kötü bir ameli, Allah örtmüştür. Ama sabah olunca o: ‘Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!’ Der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah’ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı alenî işlemenin bir çeşididir.” (1)

Günah işleyen, dünya ve ahirette büyük sıkıntılara maruz kalır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Günah işleyince kalbde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe edilirse o leke silinir. Günahlara devam edilirse, o leke büyür ve kalbinin tamamını kaplar. (2)

Kalp kararınca da, artık ibadet etmek zor olur, günahları işlemek kolay gelir.

Kabahat gizli de, açık da işlenmez. Bir âyet-i kerime meali:
“Açık da olsa, gizli de olsa günahlardan sakının!” (3)

Fakat gizli işlenmiş bir günahı açığa vurmak ayrıca günahtır. İbni Âbidin hazretleri, “Günahını açığa vurmak ayrıca günah olur. Gizli yapılan günahı başkalarına anlatmak da günahtır” buyuruyor.

Hadis-i şeriflerde buyruluyor ki:
“Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü teâlâ da, kıyamette o günahı herkesten saklar.” (4)

Ayet ve hadislerden de anlaşıldığı gibi insan işlediği günahın itirafını, sadece Allah’a yapmalıdır. Halini yalnız O’na arz
etmelidir. Bu onu geçmiş günahlarının kirlerinden arındırıp affa mazhar kıldığı gibi günahını halklara itirafın getireceği
affedilmeme gibi büyük bir zarardan da alıkoyor.

Allah bütün günahları herkese göstermeyecektir. Nitekim tevbe edilmiş bazı günahları veya başkasının günahını gizleyen kişilerin günahlarını da Allah
gizleyecektir.

Allah’ın kulları sadece insanlar değildir. Bütün kâinat, melekler ve daha nice varlıklara insanın yaptığı iyilikler ve kötülükler gösterilecektir.
En önemlisi, Allah adaletini ve herkese hak ettiğini verdiğini böylece göstermiş ve ilan etmiş olacaktır. Bunu da en önce kişinin kendine gösterecektir.
Gelin olaya birde şu pencereden bakalım dünyada günah işlediğimiz vucut azalarımız günah işlediğimiz yer ve mekanlar günahımıza şahitlik edebilecekken ve Rabbimiz onlara ve hatta

Hafaza meleklerine dahil günahlarımızı unutturuyor göstermiyor ama biz kullar olarak kendi günahlarımıza şahitler tutup onları aşikare işliyoruz.

Dikkat çekmek istediğim bir konuda şudur ki;Bazı kardeşlerimiz ehli dünya yaşantısı içinde olan kardeşlerimizin kalplerine girebilmek, onları İslami bir yaşantı yaşamaları gerektiğini anlatırken onlara bak bende eskiden şöyle şöyle günahlar işliyordum. Ama artık tövbe ettim değiştim diyor.
Ama affınıza sığınarak söylüyorum burdan şu anlamda çıkabilir. Zamanında bende bir sürü naneler yedim ama şimdi tövbe ettim. Bu sefer karşıdaki kardeşimizde Allah muhafaza şöyle bir düşünce oluşuyor bende şimdi günahlar işleyebilirim. Zamanı geldiğinde bende bu abiler gibi tövbe ederim diyebilir. Ama tövbeden önce ecelin gelmeyeceğine kimse garanti veremez öyle değil mi?

Şimdi gelin neden bu günahın Allah katında bu denli önemli ve çok büyük bir günah olduğunu ele alalım. Günahını insanlara açmanın büyük suç oluşu, günahın alenileşip toplumu ifsad etmesindendir. Açıkta işlenen günahlar veya gizli işlenen bir günahın açıkça söylenmesi, başkalarını da tahrik eder, günahı cazip hale getirir. Böylece, günahlar günah olarak algılanmamaya, toplumca normalleşmeye başlar.

İşte, bu bozulmaya sebep olan herkes, kendi katkısı kadar, Allah “celle celaluhu” katında sorumlu tutulacaktır. Hadisi şeriflerden de anlaşılacağı üzere, günahı alenileştiren kimseler, ilahi aftan yararlanamayacak olan kimselerdir.

Kim, dünyada günahını gizlerse, Allah da kıyamette o günahı herkesten saklar.” (5)

Selam ve Dua ile..


(1) Hadis-i Şerif | Buhari, Kitabu’l Edeb, s. 1510
(2) Hadis-i Şerif | Nesai
(3) Kur’an-ı Kerim | En’am Suresi 120. Ayet Meali
(4) Hadis-i Şerif | Muslim
(5) Hadis-i Şerif | Muslim

 

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?