Anahtarı Kayıp Hazine

Rahmetin adıyla cama vuran yağmur katreleri eşliğinde kitap sayfalarında dolaşmak bir başkadır.

Kupadan yükselen kahvenin dumanında savrulan gecenin yorgunluğu, Risale-i Nurlar ile atılır. Her bir harf Kur’an-ı Kerim okyanusundan birer yağmur tanesi. Şahadet parmağıyla çevrilen her bir sayfada yağmur savrulur bir o yana bir bu yana ahenkle…

Gözler yorgunluğunu unutur o Nur ışığında, tanıttırır kendini, Kadir-i Zülcelal. Muhabbet besler, çünkü muhabbete en layık sıfat muhabbet ile mukabele etmekledir.

Aç olduğunu hissettirir, en leziz sofrayı serer önüne, bir teşekkür ister bu cömertlik. Karşılıksız sevgiye dönüştürür menfaat dünyasını. Saadet-i dareyni yakalatır sana, iki cihanda mesut olursun.

Taklitlere saplanmış imanın tabularını yıkar ve tahkiki yani hakiki bir imana celp eder. Yaşadığın gibi inanmayı bıraktırır, inandığın gibi yaşamayı öğretir sana…

İman ile O’nun BİR olduğunu anlarsın, ardından sende bir teslimiyet olur ve “O’dur benim için en hayırlısını bilen ve gören.” dersin. Sonra sebeplerin esaretinden kurtulursun anlarsın tevekkül etmeyi, öğrenirsin ve ne dersin biliyor musun?
-Evet, Ya Rab ben hikmet dairesinde sebeplere fiili dua olarak riayet ettim ve sonucunu Sen’den bekliyorum, Sen’den biliyorum ve Sana minnettarım,
dersin.

Kadere iman etmek ile tüm elemlerden sıkıntılardan emin olursun, sıyrılırsın…

Sebeplerin birer perde olduğunu, tesiri olmadığını anlarsın… Hasta olursun doktora gidersin, doktor sana ilaç yazar. Sen o ilacı kullanırsın, fakat şifayı verenin o ilaç değil Allah olduğunun şuuruna varırsın. O an sen iman penceresinden bambaşka bir gözlükle bakarsın çevrendeki hadiselere. Ve ardından:

-Evet, bir hap; beni tanımayan akılsız, beni iyi edip etmeyeceğine karar veremeyen iradesiz, hasta olan beni bir tıp üniversitesine gitmemiş ilmi olmayan, tüm vücuduma söz geçirecek dolaşım sistemime bağışıklık sistemime hükmü geçmeyen kör ve sağır, kudreti olmayan, beni bu hastalıktan kurtarmak için şifa verecek merhameti, şefkati olmayan atomlardan bir araya gelen bir hap mı iyileştirecek dersin ve sen sebepler bataklığından çıkarsın ve sınırlı şu perişan, fani dünyada ve miskin insanlar arasından kömürden elmasa dönüşürsün. Üstündeki Mahir sanatkârın nakışları esmaları o Nur ile apaçık şekilde okunur.

Böylece sahibini bulur ve tanırsın, o vakit rahmetine iltica eder, kudretine dayanırsın. Bu dehşetli dünya, senin için güzellikler ile dolu gezinti yeri hâlini alır.

Cenab-ı Hakk’ı bulan neyi kaybeder? Ve O’nu kaybeden neyi kazanır? Yani; O’nu bulan her şeyi bulur, O’nu bulmayan hiçbir şeyi bulamaz, bulsa da başına bela olur…

O’nu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır. O’nu unutan saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır.
Allah bizleri nasipsizlerden, talihsizlerden eylemesin…

Merhametlilerin en merhametlisi Rabbim Sen Üstadım Bediüzzaman Said Nursi’den ebeden ve daimen razı ol, âmin.
İşte Kur’an-ı Kerim eczanesinden süzülen Risale-i
Nurların kıymetinden benim yağmurlu geceme yansıyan sadece bir gölgesi ve ne kadar anlatsam azdır.

Âlimin yanında gezmekle âlim olunmaz, OKUMAK gerek…

Haydi! Durma uzat elini toz tutmuş raflara ya da hemen Risale-i Nur külliyatından temin et, temin ettir…

Bazı zaman olur ki, bir anahtar bir hazineden ziyade ehemmiyetli olur. Çünkü hazine kapalıdır. Fakat bir anahtar çok hazineleri açabilir.

İman bir hazine ve o hazine için sana verilen anahtarın bir an önce farkına varmalısın…

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?

Bunları da okumalısın