Asrın Hastalığı: Haram Sevda

Nasıl denir bilmem. Belki bu yazı başkalarının hayatını değiştirecek ya da bazı şeylerin daha iyi anlaşılmasına vesile olacak. Kimi zaman elimden geldiğince üstünde durduğum, çevremde ve yaşantımda dikkat ettiğim bir konu bu: HARAM SEVDA…

Bu konuyu seçmemde en büyük etken lisede okuyor olmam.  Okulda arkadaşlarımda, bahçelerde, parklarda, sokakta neredeyse her yerde çok sık karşılaştığım bir olay. Hayatımızın her yerinde insanları hatta en çok da gençleri ilgilendiren bir mesele. Şeytanın insanlar üzerindeki en büyük etkilerinden biriydi haram sevda.

Şeytanın “Onu bırakırsan o çocuk perişan olur.”, “Sen onsuz nasıl yaşayacaksın. “, “Siz evleneceksiniz zaten. “, “O seni çok seviyor. ” gibi sözleri kaç hayatı ızdırabın içine atıyor.

İnsan, yaşantısı boyunca hep elde etme çabasındadır. Başkalarının “Senin sevgilin yok mu?” sorularına cevap verebilmek için başlayan muhabbet lezzet verici bir hâle gelir. Artık sadece onunla ilgilenmeye başlar ve hiç bitmeyecek gibi devam eder. Ta ki o ayrılık gelene dek. Artık lezzet verdiği sandığı ilişkisi merhametsiz bir azaba bırakmıştır yerini. Peki böyle süren ilişkilerde evlilik gerçekleşmiyor mu? Evet, fakat evlenmeden önce aldığı lezzet artık sıradanlaşıyor ve kendisini ayrılığa bırakıyor.  Üstadım bu konuda: Gayr-ı meşru bir muhabbetin neticesi, merhametsiz azab çekmektir. (1) kaidesiyle, insanın fıtratındaki ALLAH’ın zât ve sıfat ve esmasına sarf edilecek muhabbet ve marifet yeteneğini ve şükür ve ibadet cihazatını, nefse ve dünyaya meşru olmayan bir şekilde sarf edildiğinde cezasının çekildiğini belirtmiştir.

Bu haram sevdaların temelinde sadece duygu değil birlikteliğin getirdiği kıskançlık elemi de vardır. Aralarında evlilik hukuku olmayan kişiler birbirlerine eşleriymiş gibi bakar, öyle görür ve birlerinin hayatlarına müdahale etmeye başlarlar. Bu müdahale bir süre sonra tarafları sıkıntıya sokar. Ayrılık elemi de en acısıdır. Çeşitli sebeplerle ayrılık yaşadıklarında, aylardır veya senelerdir yaşadıkları lezzet verici anlar yerini kötü hatıralara bırakıyor. Yine Üstadım bu noktada: Haram sevmekte bir kıskançlık elemi ve firak elemi ve mukabele görmemek elemi gibi çok ârızalar ile o cüz’î lezzet, zehirli bir bal hükmüne geçer. (2) diye ifade etmektedir.

Haram birlikteliklerin insanları sıkıntıya soktuğu doğruydu. İnsanların fıtratında olan doğruyu, güzeli isteme isteğini bir süre sonra kontrol edememe haline gelip akıl almaz şekilde zarara sürüklüyordu. Üstadım bu konuda ne demiş bakalım: “Eğer sefahete sarf etse, nasıl ki bir dakika hiddet yüzünden bir katl, milyonlar dakika hapis cezasını çektirir. Öyle de gayr-ı meşru dairedeki gençlik keyifleri ve lezzetleri, ahiret mes’uliyetinden ve kabir azabından ve zevalinden gelen teessüflerden ve günahlardan ve dünyevî mücazatlarından başka, aynı lezzet içinde o lezzetten ziyade elemler olduğunu aklı başında her genç tecrübe ile tasdik eder.” (3) Yani yaşanan bu lezzetten sonra gerçekleşen sıkıntıların hepsi bu dünyada değil ahiret hayatında da gerçekleşmektedir.

Evet ALLAH’ın bize verdiği sonsuz sevme kabiliyetini fani aşklara harcayarak şeytanı sevindirmeyelim ve diyelim ki: “ALLAH’ım, bizlere öyle bir sevda ver ki o sevda bizi sana ulaştırsın.”


(1) Risale-i Nur Külliyatı | Sözler | 32. Söz
(2) Risale-i Nur Külliyatı | Meyve Risalesi | 5. Mesele
(3) Risale-i Nur Külliyatı | Şualar | 11. Şua | Beşinci Mesele

Paylaş

2 yorum yapılmış. Sende yap :)

Yorum Yap

Bunları da okumalısın