BİR BAKMAKLA BATMA!

Bir gün bilge bir zâta sormuşlar: 

-Efendim, bu kadar sivri bir zekâya sahip olmanın sırrı nedir, bunun için bizlerin ne yapması gerek? 

Bilge zât cevaben: 

-Evladım, bize medreselerde ilk öğrettikleri şey ayak parmak uçlarına bakıp yürümekti. 

Cenab-ı Hakkın da ayetinde mümin kadın ve erkeklere “… gözlerini haramdan sakınsınlar.” demesinin bir hikmeti olmalı öyle değil mi? 

Hani derler ya: “Kalbe giden yol mideden geçer.” diye. Şöyle de denebilir: “Kalbe giden yollardan biri de gözlerden geçer.” 

Evet insanların tüm uzuvları birbiriyle bağlantılıdır. Adeta dıştan içe bir etkileşim vardır. 

Neyi çok anarsan, kalbin ona bağlanır. Neyi çok dinlersen, onun esiri olursun. Neye de çok nazar edersen yani bakarsan, o sende bir şeyler bırakmadan gitmez… 

Dıştan içe bir yol var demiştik öyle değil mi? İç âlemi göremeyebiliriz ama onu şekillendirmek de bizim elimizde. Fıtratımızı ya bozarız ya da koruruz. Tamamen bize bağlı.. 

Soruyorum şimdi: 

Bize verilen emanet bir eşyaya bile gözümüz gibi bakarken, bizdeki bu göze neden kalbimiz gibi bakmıyoruz? Tertemiz yaratılmış kalbimizi neden gözden gelen haramlarla kirletiyoruz? 

Çürüyoruz, görmez misin? Şehvetle baktığın her karşı cins, haramlarla dolu izlediğin her tv programı, diziler, filmler, dergiler… seni çürütüyor..! 

Beyni illa bir alkollü içecekle ya da uyuşturucu maddeyle uyuşturmaya gerek yok! Bunlar da beyni uyuşturmaya yeter. 

Düşünsene; hayat gayeni sana unutturan bir sevgili, bir film vs.. bunlar sana düşman değil de nedir? Evet, alkol haram çünkü bilincini elinden alıyor peki ya bunlar da seni düşünmekten alıkoymuyor mu? Bilincini elinden alana da haram dememiş miydik? 

Sen yeter ki Allah için bir adım atmaya kalk, şeytan seni o adımdan uzaklaştırmak için her yolu deneyecektir. “Aaa bak ne kadar güzel bir kız/ ne de yakışıklı bir erkek, şu filmin devamını da bitir hatta bugün bir sezon dizi izle, şu sayfalarda da gezin belki evindeki elbiselerinden 10 kat güzellerini bulursun…Bak! Bak! Beynin asıl vazifesini unutana kadar, kalbin hissizleşene kadar bak!..” der ve sonu acı olacak balı çalar ağzına. 

Bir gün Bediüzzaman Said Nursi iki kişiyle kayığa binmiş, kadınların yanlarından geçmektedirler. O iki kişi Bediüzzaman’ı, etraftaki “Kadın ve kızlara bakıyor mu, bakmıyor mu?” diyerek denemeye karar verirler.

Nöbetle, gözlerini onun üzerinden ayırmadan izlemeye başladılar. Gidecekleri yere kadar gözetlemeye devam ettiler. Seyahat sonunda her ikisi de takdir ve hayranlıklarını şöyle itiraf ettiler Bediüzzaman’a:

– Senin bu hâline şaşırdık kaldık. Hiç etrafındaki kadın ve kızlara bakmadın! Seni tebrik ediyoruz.

Bediüzzaman cevaben şöyle der:

– Evet, bakmadım ve bakmam da… Lüzumsuz, geçici, günahlı zevklerin sonu acı ve pişmanlıklarla doludur.

Velhasıl kelam, bir üzüm tanesine kimse 10 tokadı karşılık istemez. Hiçbir akıl sahibi bunu kabul etmez. Bakacaksan baktığın helâl olsun. Hem helal dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye lüzum yoktur. 🙂 

Okudukların bir ilimdir kardeşim 🙂 ve ilmin bir izzeti vardır. Üstad bir yerde de: “İlmin izzetini muhafaza etmek bana baktırmıyor.” demiştir. Öğrendiklerini muhafaza senin vazifendir. 

Rabbime:

“Ben anlatmakla görevimi yaptım.” derim ama “O dinlemedi..” demeyeyim olur mu..?  

Selam ve dua ile..🍃

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?