Biz Yaratılmışların En Değerlisiyiz

1

Allah-u Teala Tin Suresi 4. ayette söylediği gibi bizleri Ahsen-i Takvim üzere yani en güzel
biçimde yarattı. Yarattıklarının en değerlisi kıldı. Kul olarak değerimizin farkına varmakla birlikte
acziyetimizi de bilerek devamlı şükür üzere olmakla mükellefiz. Şüphesiz şükrün en somut hali,
nimetlerin farkında olmak Allah’ın emirlerine uymak ve yasaklarından sakınmaktır.

Cenab-ı Allah’ın bizlere sunmuş olduğu en güzel nimeti, emaneti olan varlığımızı O’na kulluk
yolunda hakkıyla sarf etmek en asli görevimizdir. Bu görevi layıkıyla yerine getirebilmek için
yaratıldığımız gibi tertemiz kalabilme çabası içinde olmamız gerekiyor.

Elbette hatasız, günahsız kul olmuyor ama bizler iman etmiş Müslümanlar olarak
ibadetlerimizden huzur ve lezzet alabilmek için bu varlık emanetini en temiz şekilde saklamaya
özen gösterme sorumluluğunda olmalıyız. Bu bağlamda ilk adım yediklerimize dikkat etmekten
geçiyor, tabi kalori hesabından bahsetmiyorum.

Hatırlayalım ki insanoğlunun ilk imtihanı bir meyve, bir lokma idi. Yasak olan bir meyveyi
yemek cennetten kovulma sebebi olmuştu. Allah esirgesin cennete girememe sebebi de olabilir.
Yediğimiz besinlerin kendileri temiz ve doğal olmadığı zaman bizim de temiz ve doğal
kalmamıza müsaade etmiyorlar. Nasıl ki almış olduğumuz eğitim ve terbiye hayatımızı
yönlendirmeye etki ediyorsa yediklerimizde en az bunlar kadar hayatımıza yön veriyor.

Bilimsel araştırmalarla da sabit olmakla birlikte ayet ve hadisleri incelediğimizde yediklerimizin karakter,
ahlak ve duygularımız üzerinde yadsınamaz bir etkisinin olduğunu görebiliyoruz. Bunun en
bilinen örneği bizim ismini dahi telaffuz etmekten hoşlanmadığımız domuzun etini yiyen
insanlarda eşe olan kıskançlık duygusunun giderek azalmasıdır. Görüyoruz ki Allah-u Teala’nın
imtihanı gereği yarattığı haramların, haram oluşunda dahi bir hikmeti mevcuttur.

Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim de bizlere nelerin helal nelerin haram olduğunu net bir şekilde
belirtmiş ve birçok ayeti kerimede helal ve temiz beslenmeyi emretmiştir.

Peki biz gıda tüketiminde helallik hususuna yeterli hassasiyeti gösterebiliyor muyuz?
Buradaki helalliğin kazanç boyutundan bahsetmiyorum, elbette kazanç helal değilse yutulan
hiçbir lokma helal olmuyor fakat yüzde yüz helal kazanılan para ile haram olan bir yiyecek de
alınabiliyor.

Üretim ve tüketimin yoğun olduğu günümüzde bir markete girdiğimiz zaman binlerce çeşit gıda
maddesi ile karşılaşabiliyoruz. Aleni bir şekilde haram olduğu belli olan alkollü içecekler veya
yenmesi yasak olan hayvansal gıdaların satıldığını görmek bizleri rahatsız ediyor ama aynı
ürünleri birkaç işlemden geçirip katkı maddesi adı altında ve ne olduğu açık olmayan kodlar ile
şirin mi şirin ambalajların içine koyarak cips, kola, şekerleme, çikolata, margarin  adı altında
bizlere sunuyorlar ve bilmeden almamıza neden olabiliyorlar.

Acaba bilmiyor olmak bizi sorumluluktan kurtarıyor mu?

Öğrenmenin bu kadar kolay olduğu bir zamanda bilmiyorum demek bu kadar kolay
olmamalı.Tabi ki evlerimize küçük bir laboratuar kurup her şeyi test edemeyiz veya her şeyi
kendimizin yapabilmesi de mümkün değil ama en azından bir şeyler alırken daha hassas ve
sorgulayıcı olmamız gerekiyor. Ulaşılması daha kolay olanı değil en temiz olanı seçmeliyiz.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Öyle bir zaman gelecek ki insanoğlu aldığı şeyin helalden mi
haramdan mı olduğuna hiç aldırmayacak.” (1)
diye söylemiştir.

Sanıyorum biz böyle bir zamanın içerisindeyiz. Böyle bir zamanda ne kadar
helalinden beslenebilirim telaşında olmak zamanın en kıymetli imtihanlarından olsa gerek. En
azından bu Hadis-i Şerifi hatırlayıp vesvese boyutuna ulaştırmadan yediklerimizi sorgulayalım
sağlam ve temiz bir vücut ile tembellikten uzak kalarak ibadetlerimizi yapabiliyor olmanın
huzuruna varabilelim. Biz çok değerli yaratıldık ve değerimizi koruyalım.
Hem unutmayalım Helal dairesi geniştir, keyfe kafi gelir, harama girmeye hiç lüzum
yoktur.

Rabbimiz bizlere helal ve razı olduğu şeyleri sevdirip haram ve şüphelilerden uzak durmayı
nasip etsin.


(1) Buhari, Büyü’ 7/23; Nesai, Büyü’ 2/7-243

Paylaş

1 yorum

  1. Avatar
    Feynetezhebun 21 Şubat, 2016 at 16:51 Reply

    Domuz yağının insan vücudundaki e vitamini yok etmesiyle kıskançlık duygusu yok olmakta. Örnek aramaya lüzum dahi yok . Avrupa’ya Amerika’ya ve onların ehli dünya yaşantılarına bakarsak her şey ortada. Bugün bizim ülkemizde bile domuz etini yararı olduğunu söyleyen, kendini entel zanneden insanlar var.Bilimsel olarak kanıtlanmış bir şeyi inkar etmeleri de ayrı bir saçmalık. Neyse kardeşim mükemmel bir yazı olmuş , ellerine sağlık .

Yorum Yap