ÇOCUK NASIL SEVİLMELİ?

0
çocuk nasıl sevilmeli

“Muhabbet şu kâinatın sebeb-i vücududur…” (1)

Ah, muhabbet sen ne yüce, ne güzel bir duygusun….

Hepimiz anne-baba, kardeş muhabbetini biliyoruzdur. Bir kısmımız refika-i hayat yani eşe duyulan muhabbet ile de tanışmışızdır. Bazılarımız ise üstüne evlat muhabbetini tatmışızdır.

Subhanallah, o ne güzel bir his! Her bir muhabbetin yeri ayrı, evlada duyulan muhabbetin ise yeri apayrıymış.

Dünyaya üç ay önce gözlerini açmış bir yavru düşünün. Aciz bir varlık; ağlıyor, gülüyor, altına yapıyor, uyuyor, uyanıyor, bazen saatlerce uyumuyor ve mamasını yiyor, içiyor. Bir nevi sizin enerjinizi tüketiyor. Zaman zaman “Ya sabır!” dedirtiyor, her gece “Aaah nerede o eski deliksiz uykularım.” diye iç geçirtiyor. Fakat yine de ona karşı hissettiğiniz o muhabbette bir eksilme olmuyor. Göz göze geldiğinizde, size gülücükler saçtığında bütün yorgunlukların üzerine bir perde çekiliyor ve o muhabbet gittikçe artıyor. 🙂

Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’un belirli kısımlarında ve özellikle Otuz İkinci Söz’de muhabbetten bahsetmiş. Evlada duyulan muhabbetin nasıl olması gerektiğini birlikte okuyalım:

“Ve evlâdlarını, o Zât-ı Rahîm-i Kerim’in hediyeleri olduğu için kemal-i şefkat ve merhamet ile onları sevmek ve muhafaza etmek, yine Hakk’a aittir.”

Yani evlatlarımızı bizlere merhameti ve ikramı bol olan Rabbimiz tarafından verilen birer hediye gibi kabul edip onları tam bir şefkat ve merhametle sever ve elimizden geldiğince korumaya çalışırsak o muhabbetimiz Allah namına olan bir muhabbettir. Onlara baktıkça Rabbimiz’i hatırlıyor ve şükrediyorsak ne mutlu bizlere. Çünkü veren O. Fakat alan da O. Bediüzzaman hazretleri devam ediyor:

“Ve o muhabbet ise, Cenab-ı Hakk’ın hesabına olduğunu gösteren alâmet ise: Vefatlarında sabır ile şükürdür, me’yusane feryad etmemektir.”

Allah hiç kimseye evlat acısı yaşatmasın. Fakat imtihan dünyası bu. Verdiği gibi hikmetine iktizaen isterse o evladı ala da bilir. Bu durumda yapmamız gereken şey sabredip şükretmektir. Allah namına sevmek bunu gerektirir. Cümlenin devamını tamamlayalım:

“Hâlıkımın benim nezaretime verdiği sevimli bir mahluku idi, bir memlukü idi, şimdi hikmeti iktiza etti, benden aldı, daha iyi bir yere götürdü. Benim o memlukte bir zahirî hissem varsa, hakikî bin hisse onun Hâlıkına aittir. “EL-HÜKMÜ LİLLAH” deyip teslim olmaktır.” (2)

Allah Meliha Zeynep’imizi bize, sonra bütün yavruları anne babalarına bağışlasın. Onları Allah namına sevmeyi bizlere nasip etsin!

Otuz İkinci Söz’de geçen muhabbet bahsini okumanızı tavsiye ederim. Benim alıntıladığım kısım koca bir okyanusun sadece 1 damlasıydı. Gerisini siz düşünün. 🙂

(1. Yirmidördüncü Söz, Beşinci Dal, Birinci Meyve, sayfa 358)

(2. Otuzikinci Söz, Üçüncü Mevkıf, sayfa 639)

 

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?