Çorapsız Babam

0

Babalar günü bugün telaşlı koşturmacalar, ben de 7 yaşında başladım bu maratona. Küçüklüğümde babama 5 yıl boyunca aldığım hediye hep çoraptı.

Hatta ilkokul 1’de olsa gerek bir çorap almıştım hafif çiçek desenliydi. Babam da sert mizaçlıdır. Neyse aldım dedim ki beğenmezse annem giyer. Sonra dönerciye gittim bir tane dürüm kâğıdı aldım eve gidip bir güzelce sardım, bant bulamadım koli bandından ince bir parça ile yapıştırdım. Ama bir şey eksik. Haydaaa içine bir şeyler yazılması lazım. Bende okula yeni başlamışım Ali ata bak, Işıl ılık süt iç, bunları biliyorum. Anneme yazdıracağım ama kavgalılar. Gittim rica ettim inatlaştı ama kabul etti. Boynun devrilsin herif diye başlamadı. O benden daha beter bir harf büyük bir harf küçük yazdı. “Bu ne anne?” dedim. “Sus sen ne anlarsın?” dedi bir sanatçı edasıyla.

Neyse yazıyı hallettik bu sefer mektubu çorabın yanına koyacağım fakat paket yapıldı. Ben de kâğıdı ters çevirip üstüne bantladım. Annemin haberi yok sadece mektup yazıyorum sanıyor. Haaa işin garibi annem yazının sonuna kendi adını yazmış. Babam işten geldi bende heyecan o biçim arkadaş.

Çünkü hediyeden sonra parasını isteyeceğim ya vermezse eyvah aldığım hediyenin bir anlamı kalmayacak gitti param diye ağlayacağım. Yemekler yenildi annem bir koltukta babam bir koltukta ben ve kardeşim Hakan oturduk. Zaten Hakan 4 yaşında ona her gün babalar günü. Sürekli taklalar atıyor ya da televizyonu kapatmayı öğrenmiş gidip TV’yi kapatıyor yine aynısını yaptı kerata. Babam tam bağıracak ben hediyesini verdim elini öptüm kucağına aldı bir sevdi bir sevdi anlatamam sanki yıllardır yalın ayak dolaşmış ilk defa çorap giyecek.

Hemen anneme laf attı: “İnsan azcık düşünceli olur şu çocuğu örnek al.” deyince annem Zeyna gibi bir çığlık attı: “O çorabı ben yıkayacağım ama!” Eyvah dedim Conan ve Zeyna karşı karşıya. N’oldu bilmiyorum babam sustu ve mektuptaki yazıya odaklandı ve  okumaya başladı: “Babalar günün kutlu olsun bey. Aslında sana küsüm ama şu çocuğa dua et.” Babamın kalbi yumuşadı sarıldılar barıştılar. Tam 17 sene geçti aradan o zamanlar tam anlayamadık anne babamızın kıymetini. Gidecekler üzüleceksiniz. Anne babaya olan sevgi bir güne sığdırılmaz ki nankörlüktür arkadaş…

Şimdilerde anlıyorum çünkü:

Evet, dünyada en yüksek hakikat, peder ve validelerin evlatlarına karşı şefkatleridir. Ve en büyük hukuk dahi, onların o şefkatlerine mukabil hürmet haklarıdır. Çünkü onlar, hayatlarını, büyük bir lezzetle evlatlarının hayatı için feda edip sarf ediyorlar. Öyleyse, insaniyeti sukut etmemiş ve canavara inkılap etmemiş her bir çocuk, o muhterem, sadık, fedakâr dostlara halisane hürmet ve samimâne hizmet ve rızalarını tahsil ve kalplerini hoşnut etmektir…

Onlar yaşlandığında o mübarek ihtiyarlara soğuk davranarak, azarlayarak, ölümlerini arzu etmek ne kadar vicdansızlık ve ne kadar alçaklıktır bil kendine gel. Evet, hayatını senin hayatına feda edenin ölümünü arzu etmek ne kadar çirkin bir zulüm bir vicdansızlık olduğunu anla.

Rabbim şöyle buyurdu: “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Anneye ve babaya güzel muamele edin. Şayet onlardan her ikisi veya birisi yaşlanmış olarak senin yanında bulunursa sakın onlara hizmetten çekinme. ‘Öff!’ bile deme, onları azarlama; onlara tatlı ve gönül alıcı sözler söyle şefkatle, tevazu ile onlara kol kanat ger ve şöyle dua et: ‘Ya Rabbi, onlar küçüklüğümde nasıl beni ihtimamla yetiştirdilerse, ona mükâfat olarak sen de onlara merhamet buyur!’ Rabbiniz içinizdeki duyguları pek iyi bilir. Eğer siz iyi kimseler iseniz şunu bilin ki Allah kötülüklerden tövbe edenlere(özellikle anne ve babasına yaptığı kötü muamelelerden) günahları çok affedicidir.” İsra Suresi 17/23-2

HAYDİ, ANNEMİZE VE BABAMIZA SARILMA VAKTİ GELMİŞTİR BEKLEYEN KALMASIN DOSTLAR! 🙂

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?