Elmaslar Varken Cam Kırıkları Niye?

“Üstünlük ancak takvadadır.”(1) Müslüman olup bunu bilmeyenimiz yoktur.

Ama ne yazık ki pek fazla uygulayanımız da yoktur…

Etrafımıza bir bakalım, Müslüman olduğu hâlde namaz kılmayan “tesettürlü” olup henüz bedenini dahi tam örtemeyen birçok tanıdığımız vardır öyle değil mi?

Bunlar düşünüldüğü zaman akla tek bir şey gelmeli aslında.

Evet kardeşim, kurt gövdenin içinde ve kale içten fethediliyor, şeytan vaadini yerine getirebilmek için durmaksızın çalışıyor.

Ahlak, hayâ, takva, iffet…

Bunların ne olduğunu anlayamaz hâle geldik maalesef.

Çünkü anlamaya çalışmadık.

Bediüzzaman Hazretleri ahlâkla ilgili şöyle diyor:

“Eğer biz ahlâk-ı İslâmiye’nin ve hakaik-i imaniyenin kemalâtını ef’alimizle izhar etsek, sair dinlerin tabileri elbette cemaatlerle İslâmiyet’e girecekler; belki Küre-i Arz’ın bazı kıt’aları ve devletleri de İslâmiyet’e dehalet edecekler.”

Lâkin biz İslamiyetten öylesine uzak yaşıyoruz ki bırakın farklı devletleri kendi Müslüman kardeşimizle bile uzlaşamaz olduk.

“Müslüman” olduğumuz hâlde ahlâk ve takvanın hep karşı cinste olması gerektiğini düşündük.

Bayan kardeşim “O da bakmasın.” dedi ve kaybetti.

Oysa unuttuk,

“Hayâ güzeldir fakat kadında olursa daha güzeldir.”

Çünkü hayâ kadının mânevi tesettürüdür..

Tesettür sadece bedeni örtmek değildir, “takva örtüsü” gereklidir. İçimizi de dışımızı da iffetle süslememiz gereklidir. Eğer kalp tesettüre girmezse şeytan büyük bir coşkuyla dışındaki libasını da parçalar!

Erkek kardeşim ise takvanın sadece bayanlar için olduğunu düşündü ve o da kaybetti.

Oysa meleklerin dahi hayâ ettiği Hz.Osman da bir erkekti…

Bazı olaylarda da perdeleri kaldırmayı bilemeyiz, olayları olduğu gibi görür fazla derin düşünemeyiz.

Örneğin Hz. Nuh’un karısı Aşela ve Firavun’un karısı Asiye.

Kocasına itaat etmeyerek yükselen tek kadındı Asiye.

Hâlbuki ikisi de kocasına itaat etmemişti onları birbirinden ayıran neydi o hâlde?

Aslında tek sıkıntı “mukayese.”

Kendimizi takvada kimlerle mukayese ettiğimize dikkat etmiyoruz.

Elmaslar varken, cam kırıklarına tenezzül ediyoruz..

Eğer kendimizi bizden daha alçak olan insanlarla kıyaslarsak istidatlarımız inkişaf edemez, sabit kalırız, belki de düşeriz…

Dikkat et kardeşim şeytan, hafız olan birine asla

Kur’an okumayı bırak demez, bugün daha az oku der.

Tıpkı bunun gibi, şeytan sana asla takvayı bırak demez sadece senin kendini senden aşağıda olanlarla mukayese etmeni sağlar, bunu başardığında ise karşına geçip zevkle senin düşüşünü seyreder…

Mukayese çok önemlidir,

Çünkü şeytan sana Asiye’leri değil Aşela’ları örnek aldırır..

Ramazan aylarımızın vazgeçilmezi olan Hz. Yusuf dizisini bilmeyenimiz yoktur herhâlde.

Unutulmayan bir olay olur Mısırlı kadınlar ve Züleyha arasında.

Öyle bir olay ki asırlar geçse de unutulmaz.

Hatta Hz. Aişe bununla ilgili şöyle der:

“Yusuf’u gördüklerinde bu bir melektir diyen kadınlar, Benim Efendim’i görselerdi hançerlerini kalplerine saplardı.”

Evet, tahmin ettiğiniz gibi Mısırlı kadınların Hz.Yusuf’un güzelliği karşısında kendilerinden geçip parmaklarını kesmeleri..

Züleyha bir ziyafet verir ve Mısırlı kadınları davet eder, onlar ellerinde bıçakla meyve soyarken Yusuf’a seslenir, Hz.Yusuf o kadar güzeldir ki içeri girdiğinde kadınlar ona bakmaktan kendilerini alamaz, kontrollerini kaybedip parmaklarını keserler.

Züleyha bunun üzerine şöyle bir açıklama yapar:

“Birlikte olmak istediğim köleyi gördünüz, ben ona kastettim ama o iffetini korudu. Siz onu sadece bir kez gördünüz ve bu şekilde kontrolünüzü kaybettiniz.

Ama ben onu her gün görüyorum, siz yerimde olsaydınız ne yapardınız acaba?

Hâlâ benim doğru yoldan saptığımı düşünüyor musunuz?”

Mısırlı kadınlar Züleyha’nın mazur olduğunu düşünerek oradan ayrılırlar.

Züleyha’nın amacı da buydu zaten.

Evet bu olayı her duyduğumuzda çok etkileniriz.

Fakat orada hiçbirimizin dikkat etmediği bir şey daha vardı aslında.

Bu olay üzerine Züleyha’nın kocası Kıtfîr (Potiphar) Züleyha’yı yanına çağırır tokat atar ve şöyle der:

“Mısırlı kadınların Yusuf’u görünce ellerini kesmeleri, sana da kendini Yusuf’a takdim etme hakkını verdiğini mi söylemek istiyorsun! Sen kendini bu düşük kadınlarla mı karşılaştırıyorsun?”

Haklıydı, çünkü Mısırlı kadınların parmaklarını kesmeleri Züleyha’yı haklı çıkarmazdı.

Ve kocası sorar Züleyha’ya:

“Neden kendini iffetli kadınlarla mukayese etmiyorsun?”

 

Ya sen kardeşim?

Sen kendini kimlerle mukayese ediyorsun?


(1) Hadis-i Şerif |Sem’ânî, Sübülü’s-Selâm, Beyrut 1407/1987, III, 274

Paylaş

1 yorum

Yorum Yap