EŞCİNSELLİK NEDİR?

Eşcinsellik kişinin hemcinsiyle cinsel davranışlar içinde bulunma isteğidir. Eşcinsel yönelimli erkeklere gay, kadınlara lezbiyen denmektedir.

Eşcinsellik bir hastalık mıdır? 

Her organımızın hastalıkları olduğu gibi cinsel organlarımızın da hastalıkları vardır. Bir bebek cinsel organ anomalileri ile doğabilir. Bu kişilerin genetik yapısı ve hormonları incelenerek mevcut hastalık bulunur ve tedavisi yapılır. Kişi ya erkek olur ya da kadın. Allah her şeyi çift çift yaratmıştır. Dolayısıyla bir insan da ya erkektir ya kadındır. (Zariyat Suresi, 49. ayet: Ve Biz, her şeyi iki çift yarattık. Umulur ki, öğüt alıp-düşünürsünüz. Necm Suresi, 45. ayet: Doğrusu, çiftleri; erkek ve dişiyi, yaratan O’dur. Rahman Suresi, 52. ayet: İkisinde de her meyveden iki çift vardır. Kıyamet Suresi, 39. ayet: Böylece ondan, erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı. Nebe’ Suresi, 8. ayet: Sizi çift çift yarattık.) Cinsel organları etkileyen hastalıklar tedavi edilebilir. O nedenle bu anomalileri bir kenara bırakalım. Bugünkü konumuz eşcinsel yönelimdir.

Her insanın karşı cinsiyetteki bir insana ilgi duyması beklenir. Bunun dışındaki yönelimler yanlıştır. Burada bir problem olduğu anlamına gelir. 

Bunun doğuştan gelen irade ile önlenemez bir yönelim olduğunu savunuluyor. Doğuştan gelen ne anlamda? Bunun bir sebebi bir kaynağı olması lâzım. Şimdi biraz inceleyelim.

Eşcinselliğin genetik olup olmadığı konusundan başlayalım. Öncelikle genetik kavramının ne olduğundan bahsedelim. Genetik; parmak izimiz, göz rengimiz gibi bizim fenotipimizin yani dış görünüşümüzün, organlarımızın spesifik özelliklerinin yazıldığı şifrelerdir. Bütün bunlar genlerimizde kodlanmıştır ve doğumumuzla birlikte bizimle gelirler. Genetikçiler eşcinselliğin genetik olup olmadığına dair geniş çaplı araştırmalar yapmasına rağmen şu ana kadar bir eşcinsellik geni bulamadılar. Kromozom X üzerinde Xq28 bölgesinde eşcinsellik ile ilişkili olabileceği düşünülen bir bölge olduğu bir çalışmada bildirildi, fakat daha sonraki çalışmalar bunu doğrulayamadı. Yine ikiz kardeşler üzerinde yapılan çalışmalar bir eşcinselin ikiz kardeşinin de eşcinsel olma oranının %20 oranında olduğunu göstermiştir. Tabi bu rakamın tamamını genetik faktöre de veremeyiz, çünkü birlikte büyüyen ikiz kardeşlerin birbirlerini alışkanlıklar konusunda da etkileyeceğini unutmamalıyız. Eğer eşcinsellik doğuştan gelen genetik olarak kaçınılmaz bir sonuç olsaydı bu tür ikiz kardeşlerin her ikisinin de kaçınılmaz olarak eşcinsel olması gerekirdi. Şu ana kadar böyle bir genin bulunamayışı eşcinselliği yöneten kuvvetli ve karşı konulamaz bir genin bulunmadığını gösteriyor. Çünkü bir özelliği sağlayan kuvvetli genlerin bulunması çok kolaydır ve kısa sürede bulunur. Bilim insanları da artık eşcinsellik üzerinde etkili kuvvetli bir gen olmadığına kanaat getirmiştir ve doğuştan gelen genetik faktörler yerine sonradan kazanılan epigenetik faktörlerin daha etkili olduğu yönünde fikir birliği oluşmuştur. Popülasyon genetiği açısından bakıldığında; genetik faktörlerin eşcinselliği oluşturmada ciddi bir etkisi olsa idi, buna neden olan genler uzun zaman önce doğal seçilimle yok olup giderdi. Çünkü eşcinsel bir ilişki ile üreme şansı olmadığı için, eşcinseller genlerini sonraki nesillere aktarmada eşcinsel olmayanlara göre çok daha zayıf kalacaklardı, böylece eşcinsellik zamanla tükenecekti. Eğer genlerin cinsel tercihler üzerinde bağlayıcı bir etkisi olsaydı böyle olması beklenirdi, çünkü bu tür insanlar karşıt cinsle birlikte olamayacak ve ister istemez hem cinsleriyle birlikte olacaktı. Bu yüzden popülasyondaki gen frekanslarının hızla düşmesi ve kaybolması gerekirdi.

Hormonal bir bozukluk olduğunu da söyleyemeyiz çünkü yapılan çalışmalarda eşcinsellerde hormonal bir bozukluk saptanmamıştır. Hem cinsel isteği en çok artıran testosteron hormonudur. Bir kadına testosteron hormonu verdiğimizde bir erkeğe karşı cinsel isteği artması beklenir. Aynı cinsiyetten birine ilgi duymaya başlamaz. Bir erkeğe testosteron hormonu verildiğinde ise yine kadınlara karşı cinsel isteğinin artması beklenir.

LGBTİ savunucularının çoğu onların hasta olduklarını kabul etmiyor. Çünkü genetik bir hastalık saptansa gen tedavisiyle iyileştirilebilir. Hormonal bir hastalık saptansa hormon tedavisi yapılabilir. Ruhsal bir hastalık saptansa bir sürü ilaç tedavisi, EKT gibi yöntemler deneniyor ve bunlar insan için eziyet olabiliyor.

Bilimsel olarak bir neden bulunamıyor. Çünkü bilim gözlenebilir ve deneylenebilir şeylere bağlıdır. Ruhu göremiyoruz ve ruhun üzerinde deneyler de yapamıyoruz. O hâlde önce bilim adıyla insan aklını maddeye hapsetmeye çalışan, mantıklı düşünmeye engel olan zırhtan kurtulmamız lâzım ki; ruhun ve ruh hastalıkların varlığına inanıp tedavi etmeye çalışabilelim.

Psikolojik hastalıkların tanımlanması için referans kabul edilen ICD-10 ve DSM 5 kaynaklarında eşcinsellik psikopatoloji olmaktan da çıkarılmıştır. Ellerinde ruhsal bir hastalık olmadığının ispatı olmadığı hâlde bunu neye göre yapıyorlar? Dünyada eşcinsel yönelimi olan insanları tedavi edebildiğini söyleyen birçok psikanalist vardır. Amerikada cinsiyet değiştirme operasyonu geçiren birçok insan eski cinsiyetine geri dönmek istemektedir. Bunları ne ile açıklayalım o zaman?

 İnsan beden ve ruhtan oluşur. 

“Her şeyi en güzel şekilde yaratan, insanı önce balçıktan var eden sonra insan soyunu adi bir suyun özünden yaratan, sonra şekil verip düzelten, ona kendi ruhundan üfleyen O’dur.” (Secde Sûresi, 7-9. ayetler)

Beden bizim bu dünyada yaşayabilmemiz için bize emaneten verilmiş bir giysidir. Bu kâinattaki belli ışık dalgalarını görebilecek gözler, belli frekans aralığındaki sesleri duyabilecek kulaklar, maddeleri hissedebilecek deri hücreleri ve beyin gibi organları bu dünya hayatında yaşayabilmemiz için geçici olarak bize Allah tarafından verilmiştir. Bütün organlarımız Allahû Teala tarafından en uygun en mükemmel şekilde her an yaratılıyor. Hücrelerimiz an be an yenileniyor. Bizi yaşatan, an be an var eden, ayakta tutan Allah(c.c.)’tır. 

Bir organımız azıcık haddini aşsa hastalıklar başlar. Mesela kulaklarımız ile bize 20-20000 Hz frekans aralığındaki sesler işittirilir, daha yüksek veya daha alçak frekanstaki sesleri işitmek bizi hasta eder. Bunun gibi her organ olabilecek en mükemmel hâldedir. Hastalıklar bizim sağlıklı olanı anlamamız için yaratılıyor. Biz bu hastalıklara bakıp normal olanın ne olduğunu görüyoruz ve bu şekilde “Her şey zıddıyla bilinir.” kaidesince Rabbimizi tanıyoruz. Öldüğümüzde bedenimizi bırakır ve ruhumuzla kabir hayatına geçiriliriz. Artık bu dünyadaki zaman algısından farklı bir zaman ve mekan algısı boyutunda kıyamete kadar bekletiliriz, kıyamet kopup sur’a tekrar üfürüldüğünde ise parmak uçlarımıza kadar Allah bizi tekrar diriltir. (Zümer Suresi, Ayet 68: “Ve sûra üflenmiştir. Göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yıkılmıştır. Ancak Allah’ın dilediği müstesna. Sonra ona bir daha üflenmiştir. Bu defa da hep onlar kalkmışlar bakıyorlardır.”)

Ruhun mahiyetini tam olarak anlayamayız. Ancak maddeden ibaret olmadığımızı biliyoruz. Atomlardan oluştuğumuz hâlde acı çeken, sevinen, heyecanlanan bir varlığız. Ruh konusunda Rabbimiz şöyle buyurur: “Ey Muhammed! Sana ruhtan sorarlar. De ki: ‘Ruh, Rabbimin emrindendir (O’nun bildiği bir iştir) size ancak az bir bilgi verilmiştir.’” (İsra Sûresi, 85. ayet)

Evet bizim ruhsal ve bedensel hastalıklarımız var. Bedensel bazı bozukluklar da ruhsal hastalıklara yol açar. Çünkü ruhumuz dünya hayatında bu bedene hapsolmuş vaziyettedir. Mesela bir beyin hasarı zeka geriliğine yol açabilir. Beyindeki noradrenalin, seratonin, dopamin gibi hormonların dengelerinin bozulması kişinin duygu durumunu etkileyebilir. 

Kur’an-ı Kerim’e göre eşcinsellik doğuştan gelen önlenemez bir durum değil, şehvet duygusunun yanlış ve aşırı kullanılmasıdır. Yemeye karşı duyulan iştah da, uyku da, cinsellik de şehvet duygusudur. Aşırı uyumak da bize zarar verir, aşırı yemek yemek de, aşırı cinsellik de.. Ve yine yanlış besinleri yemek de bize zarar verir, yanlış yönlendirilen cinsellik arzusu da… Eşcinsel yönelimli insanlar bedensel olarak sağlıklı olabilirler ancak ruhları hastadır.

Öncelikle kişinin yaşadığı bazı ruhsal travmalar homoseksüelliğe yol açabilir; maruz kalınan cinsel istismarlar, ailevi problemler, rol model alınan karakterin davranış problemleri gibi… Günümüzde bu işin özenilen bir hâle getirilmesi, pornografik içerikli dizi, film, kitap ve reklamlar vs. çocukların ve gençlerin kafasını karıştırıyor ve onlarda merak uyandırıyor. Erkek çocuklar kendi aralarında kız çocuklar da kendi aralarında bunları denemeye çalışabiliyorlar. Yurtlarda, okullarda böyle olayların sıklığı giderek artıyor. Eşcinselliğin normalleştirilmesi de yaygınlaşmasına neden oluyor. Ebeveynler çocuklarına cinsel eğitimi küçük yaşlardan itibaren doğru şekilde vermeye başlamalı, onları kendine çeken bu tuzaktan korumalıdır. Çocukluk çağındaki eğitimler çok önemlidir ve asla benim çocuğumun başına gelmez deyip kayıtsız kalınmamalıdır. Maalesef ahir zamanda olmamız hasebiyle hepimiz bu tehlike altındayız. 

Şeytan kıyamete kadar insanlara düşmandır. Hep ayağımızı kaydırmaya çalışır. Nasıl insanı makam sevgisi yüzünden, para hırsı yüzünden saptırıyor. Burada da şeytanın oyunları çok mühimdir. Vesveseler ile kişiyi bu duruma sürükleyebilir, eşcinsel olduğuna inandırabilir. Buna karşı insanın kendi düşünceleri ile vesveseyi ayırabilmesi gerekir. 

Allah’ın zikrinden yüz çevirdiğimizde Allah bize şeytanları musallat ediyor. (Zuhruf Sûresi, 36. ayet) 

O şeytan sürekli vesvese veriyor. Mesela bir kadına diyor ki ” şu kadına bak ne kadar da güzel onu öpmek istemez misin? Onunla birlikte olmak istemez misin?” başlangıçta kişi bundan rahatsız oluyor ama bunun şeytandan geldiğini bilmiyor.. O nedenle kendi düşüncesi zannediyor.. Şeytan bırakmıyor tabi gittikçe ilerletiyor. 

– Sen bir kadına ilgi duyuyorsun. 

– Sen aslında eşcinselsin.

– Baksana erkekler sana göre değil,

– Bir kadınla birlikte olmak istemez misin?

– Bir kere denemekten bir şey olmaz ya,

– Hadi ona bir teklif etsene…

– Belki de bundan çok zevk alacaksın..

gibi vesveseler…

Kişi sonuçta bunları kendi düşüncesi zannediyor. O yolda giderek ilerliyor. Hayalinde bunları düşünüyor ve pornografik filmlerle vs. bu arzularını ilerletiyor. 

Şeytan ona öyle gösteriyor ki sanki bütün insanların bir eşi var, bir sevgilisi var, yoksa bile bulabilir ve evlenip mutlu olabilir ama kendisi dışlanmış. Asla mutlu olamayacak. Kadınları seviyor ama asla bir kadınla birlikte olamayacak. Bunu takıntı hâline getiriyor. Herkesin bir eşi var, fakat kendisi yalnız kalacak..

Zihin hep bununla meşgul oluyor. Kişi kendisini eşcinsel zannetmeye başlıyor. Hâlbuki bu şeytanın bizi sürüklediği para hırsı, şöhret hırsı, hemcinsine şehvetle bakmak gibi günahlardan sadece biri.

Biz insanız, hayvan değiliz. Aklımızla bütün nefsanî isteklerimizi kontrol altında tutmalıyız. Nefsimizi terbiye edemediğimizde bu sorunlar ortaya çıkıyor. Sadece şehvet arzusuyla evlenen bir insan da mutlu olamaz; çünkü sıkılacak, değişiklik isteyecek, zamanla ülfet olacak, artık eşi ona çirkin gelmeye başlayacak. Dolayısıyla evlilik de Allah rızası için yapılır. Allah’ın koyduğu sınırlara uymak bizim hem dünya hem ahiret saadetimiz için olmazsa olmazdır.

İnsan Allah’a olan inancını kaybettiğinde şeytanların tuzaklarına düşüyor. Ruhu hastalanıyor ancak kişinin iradesi elinden alınmıyor. Tevbe edip Allah’a dönebilir. Ruhun en mühim tedavisi Allah’a yönelmesidir. 

Şimdi eşcinselliğin dünya hayatındaki zararlarına bir bakalım:

  • Bu yönelim ruh ve beden sağlığının gittikçe bozulmasına sebep olur. Kişide depresyon, alkol ve madde bağımlılığı, anksiyete bozukluğu, intihar gibi durumlar ortaya çıkabilir. Yapılan birçok çalışmada bunlar ispatlanmıştır. 
  • Eşcinsel davranışlarda bulunarak bulaşıcı hastalıklara yakalanabilir. 
  • Bu davranışlar normal karşılanmaya başladıkça yaygınlaşır ve insanları hayvanlaştırır.
  • Toplumda ahlak kavramı bozulur.
  • Bulaşıcı hastalıklar yaygınlaşır.
  • Aile kurumu bozulduğu için sağlıklı bireyler yetiştirilemez dolayısıyla gelecek nesillerin sağlığı ve ahlakı bozulur.
  • Aile kurumunu temelden sarsan iğrenç bir iştir. Toplumu ifsad eder. Toplumsal bir çöküş başlar.
  • Dünya ve ahirette azap çekmeye ve helak olmaya sebep olur.

“Biz insanı mükerrem kıldık.” (İsra Sûresi, 70. ayet) ayeti ile Rabbimiz bizim şerefli varlıklar olduğumuzu belirtir. Fakat biz Rabbimizin haram kıldığı şeyleri yaparak, haddi aşarak bu şerefi terk ediyoruz. İslamiyet’in eşcinselliği yasaklamasının bir sebebi de insana verdiği değerdir. 

Eşcinseller bedensel kimlikleriyle değil duygusal olarak duyumsadıkları kimlikleri ile kabul görmek istiyorlar oysaki İslamiyet’e göre kim hangi bedende dünyaya gelmişse o cinsiyettedir. 

Bir şeye meylimizin olması onu yapma hakkımız olduğu anlamına gelmez. Öfkeye meyilli de doğabiliriz. Fakat bu karşındakine şiddet kullanmamızı meşrulaştırmaz. Bu durum düzelmiyorsa (ki bu durumdan kurtulmak mümkündür) yine de bu lanetlenmiş, pis işi yapamayız. Nasıl ki bir insanın başka bir insanı haddinden fazla sevip kendini acınacak durumlara düşürmeye hakkı yoksa erkek erkeğe veya kadın kadına aşık olup da kendimizi acındırmaya hakkımız yok. İnsan yalnızca helaline şehvetle yaklaşabilir. Aynı cinsiyetten biriyle evlenmek haramdır. 

Bu tür yönelimleri olan ve ne yapacağını bilemeyen kardeşlerimize iffetlerini korumalarını, Allah’tan ümit kesmemelerini ve tedavilerinin mümkün olduğunu belirtelim. 

Ruhsal bir hastalık olan bu sapkın cinsi yönelimler ilaç tedavisiyle, EKT ile vs. tam anlamıyla düzeltilemez. Psikoterapi ile varsa kişinin bu hâle gelmesine sebep olan travmatik durumların tespit edilerek çözümlenmesi, insanın nefsini azgınlaştıran her türlü dış etkenden uzak durması, haramlara bakmaması, mastürbasyon gibi alışkanlıklardan vazgeçmesi ve ruhun Allah ile irtibatının sağlanması gereklidir. “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Rad Sûresi 28.Ayet) Bu sapıklıkların önlenmesi ve iyileşmesi için bizi yaratan Rabbimizin emrettiği şekilde yaşamalıyız. O bizim için en doğrusunu bilir. Dolayısıyla iyi bir nefis terbiyesi de çok önemlidir. 

Hadid Sûresi 20. ayette Allah şöyle buyurur: “Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlât çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azab; Allah’tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.”

Geçici dünya zevkleri peşinde koşmak yerine iki cihanda mutlu olabileceğimiz işler yapmalıyız. 

Bunun yanında çocuklarımızı bu tür yönelimlerden korumak için onlara mahremiyet kavramını iyi öğretmeliyiz, harama bakmaktan sakındırmalı, cinsiyetine göre giydirip, oyuncaklar almalıyız. Evdeki davranışlarımıza çok dikkat etmeliyiz. Aşırı baskın otoriter bir anne veya kaba, çocuklarına karşı merhametsizce davranan bir baba çocukların kafasının karışmasına sebep olabilir. Bir erkek çocuk babası gibi zalim olmamak için anneyi rol model alabilir. 

Onların cinsel istismara maruz kalmamaları için mümkün olduğunca yalnız bırakmamalıyız. Onlara iyi ve kötü dokunuşu öğretmeliyiz. Yani yabancı birinin mahrem bölgelerine dokunmasının kötü bir davranış olduğunu bu durumda bağırması ve yardım istemesi gerektiğini anlatmalıyız. Soyunurken, yıkanırken kapıları kapatmasını öğretmeliyiz. Çocuklarımızla aramızdaki mahremiyet sınırlarını korumalıyız. Yatak odasına girerken izin almaları gerektiğini, belli saatlerde hiç rahatsız etmemeleri gerektiğini anlatmalıyız. Biz de onların odasına izinsiz girmemeliyiz. Çocukların yanında iken eşimizle olan ilişkimizde seviyemizi ve saygımızı korumalıyız.

Biz bu tür yönelimleri meşrulaştırmaya çalışan ve toplum ahlakını bozan, şehvetini hayvan gibi tatmin etmeye çalışan ve insanlık dışı bu durumları savunarak çocuklarımızın ahlakını bozan, sokaklarda erkek erkeğe kadın kadına öpüşerek fuhşiyatı açık bir şekilde yayan kesimin karşısındayız. Bize bu zulmü yapmaya hakları yok. Aile kurumunu ifsad etmeye hakları yok. Aile bozulursa toplum bozulur, toplum bozulursa devlet bozulur. Şeytanlara uyarak bu günahı yaymaya hakları yok. Biz bu zulmün karşısında durmak zorundayız. Yoksa Allah bizi de helak eder. Hz.Lut (a.s.) kavminde bu işi yapanlara sesini çıkarmayanlar da onlarla birlikte helak oldu. Çünkü zulüm karşısında susan dilsiz şeytandır. 

Allahü Teala Kur’an-ı Kerim’de bize Hz. Lût (aleyhisselam)’ın kavmini anlatır.

“Hani Lût da kavmine şöyle demişti: ‘Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasız çirkinliği mi yapıyorsunuz? Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz.” (Araf Sûresi, 80-81. ayetler)

Bu ayetten anlıyoruz ki bu yönelim insanlarda yaratılıştan gelen bir durum değil. Sonradan ortaya çıkan hayasızca bir davranış. 

Hz. Lût (aleyhisselam) onların bu davranışlarından dolayı çok üzülürdü. Rabbimizin azap haberi getiren melekleri erkek suretinde gelince onlara bu işi yapmak istediler ve Hz. Lut (aleyhisselam) misafiri olarak gelen meleklere karşı o kadar mahçup oldu ki kavmine kızlarıyla nikahlanmalarını yeter ki misafirlerine yaklaşmamalarını teklif etti. Bu olay şöyle anlatılır. “Kavmi ona doğru koşarak geldi; onlar daha önceden kötülükler işlemekteydiler. ‘Ey kavmim!’ dedi. ‘İşte benim kızlarım, bunlar sizler için daha temizdir. Artık Allah’tan korkun ve beni misafirlerim önünde küçük düşürmeyin. İçinizde hiç aklı başında olan (reşid) bir adam yok mu?’” (Hûd Sûresi, 78. ayet)

Onlar ise Peygamberleri ile alay ettiler. Lût (aleyhisselam) “Keşke size karşı koyacak gücüm olsaydı.” dedi. Bunun üzerine melekler Hz. Lût’a, Allah’ın elçileri olduklarını, kavminin kendisine ve ailesine zarar veremeyeceğini, geceleyin şehri terk etmesini, sabaha yakın azabın geleceğini, karısı dahil olmak üzere kavminin helâk edileceğini bildirirler. (Hûd Sûresi, 81. ayet)

Hz. Lût (aleyhisselam) ve ailesi şehirden çıktı, sabaha karşı da şehrin altı üstüne getirildi, üzerlerine balçıktan pişirilmiş, kat kat taşlar yağdırıldı ve Hz. Lût’un kavmi karısıyla birlikte helâk edildi. (A‘râf Sûresi, 83-84. ayetler; Hûd Sûresi, 81-83. ayetler; Hicr Sûresi, 65 ayet ve 73-74. ayetler; Kamer Sûresi, 37-39. ayetler; Tahrîm Sûresi, 10. ayet)

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) hadis-i şeriflerinde: “Erkekler erkeklerle yetindiğinde kıyamet yaklaşmış demektir.” (Ramuz El-Ehadis 448/8) 

“Erkek erkekle yetinirse ümmetim helak olur.” (Hakim, Beyheki) 

“Kadınlara benzemeye çalışan erkeklere Allah lanet etsin.” (Ebu Davut Libas Bölümü, Bölüm 30, Camiu’s-Sağir 2/124)

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ümmetim için en ziyade korktuğum şey Lut (aleyhisselam)’ın kavminin amelidir.” buyurdular. [Ravi: Cabir / Kaynak: Tirmizi, Hudud 24, (1457); İbnu Mace, Hudud 12, (2563)]

Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) hadisleri ile de sabittir ki eşcinsellik ahir zamanın en büyük fitnelerinden biridir. Ve kıyamet alametlerindendir. 

Müslümanlar olarak Rabbimizin yasakladığı bir şeyi asla kabullenmemeli bu duruma tepkimizi göstermeliyiz. Reklamlarla, dizi ve filmlerle, ajitasyonla bu çirkin durum normalleştirmeye çalışılsa da bizler bunun yanlış olduğunu her fırsatta dile getirmeliyiz. 

Bu durumdan kurtulmak isteyen kardeşlerimiz için dua ediyoruz. Asla ümitsizliğe düşmemeleri gerektiğini ve iyileşebileceklerini tekrar belirtmek istiyoruz. Zümer Sûresi, 53. Ayet: De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” İnsanların ve şeytanların sizleri doğru yoldan çıkarmasına izin vermeyin. Allah’tan yardım dileyin. Bizim amacımız sizlere yardımcı olmak, biz sadece haramları ve zulmü yaymaya çalışanların karşısındayız. Allah’a yönelerek ve İslami duyarlılıkları olan bir psikanaliste başvurup bir adım atarak bu sıkıntılardan kurtulabilirsiniz. Bize de her zaman yazabilirsiniz, elimizden geldiğince yardımcı oluruz. Bu dünya imtihan dünyası kardeşlerim azıcık sabredelim, bakın Rabbimiz bize ne diyor:

Bakara Sûresi, 25. ayet: (Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları müjdele. Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirilmesinde: “Bu daha önce de rızıklandığımızdır” derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur. Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır.

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?