GEÇMEYEN ZAMAN MI, ÇABUK BİTEN ÖMÜR MÜ?

Biliyorum sizi ne hayat bekliyor ne de zaman…

Zaman en adil hâkimdir diyorlar ama bizim için de eksiliyor bilmiyorlar. Şöyle bir düşündüm de zaman mı hızlı geçiyor yoksa biz mi zamanı tüketiyoruz?

Birçok uzman, zamanı doğru değerlendirmek için planlar, programlar hazırlıyorlar peki biz bu hızla akıp giden zamanı nasıl değerlendiriyoruz?

Hayatımız bir kum saati misaliyse hayatımızdan düşen her kum tanesini ne kadar önemsiyoruz?

Hani hep diyoruz ya insanın her şeyden önce bir gayesi olmalı diye… O hâlde seninki ne?

Belki de hepimizin aklından geçmiştir: “Ben neden varım, neden buradayım?” gibi sorular zihnimizi meşgul etmiştir. Hani kimi zaman anlamsızca dikeriz gözümüzü tavana dakikalarca bakarız ya sessizce…

Evet, insan bu dünyaya niçin gelmiştir? Hayatını okul, iş, eğlence, aile kurma çabası gibi kendince tanımladığı kadarıyla “özgürce yaşamak” için mi?

Özgür olmak gerçekten bu mu?
Hadi siz de sorun kendinize “özgürlük” nedir?
Bence özgürlük, insanın kendini dünyadan sıyırmasıdır. İnsanın en büyük zindanı dünyadır aslında. Bu dünyaya elini versen kolunu, kendini kaptırır gidersin.

Ey kardeşim! Aldanma şu yalancı dünyaya…O herkese gülmüştür ama kimseyle bâki kalmamıştır.

El Bâki Hüvel Bâki: Bâki olan yalnız Allah’tır.

Gel, terk et seni üzen, yoran, sıkıntılara sokan bu dünyayı.

Bütün bütün kop demiyorum bütün bütün bağlanma diyorum. Dedik ya zaman kum saati misali akıp gidiyor diye, düşen her kum tanesi sana Allah’ı hatırlatsın. Zamanımızın bereketsizliği zamanı verene zamanımızı vermediğimizdendir.

Selametle…

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?