GENÇLER BURAYA BAKIN: DÜNYAYI KURTARACAK İNSAN BULUNDU!

Kim acaba…

Sen mi?

O mu?

Ya nasıl kurtulsun ki dünya?

Toplam 1,4 milyar km3 tatlısı tuzlusu mis gibi sularıyla, ormanıyla, toprağıyla, magma tabakasıyla, tüm ihtişamıyla diğer gezegenler arasında “hayat olan tek gezegen” unvanını almış şampiyon Dünya daha n’apsın allasen!

Söylenene göre 20.000 yıllık yörüngeye sahip bir gök cisimcik, tatlış gezegenimize yaklaşıyormuş…

Ödleri kopuyor bazılarının böyle şeyler duyduklarında, fellik fellik arayışa giriyorlar.

Ya gezegene çarparsa!

Ya kıyamet koparsa!

O zaman “Ev için deprem sigortası, araba için kasko, hatta sağlık için sağlık sigortası varken kıyamette sağ salim kalan bir yerler olmalı ki oraya gidelim yani hesapta ölüm diye bir şey yok tabii” düşüncesine bel bağlıyor akıllar.

Maalesef tam olarak zihniyet bu…

Hatta ve hatta kayıtta vardır ki: 21 Aralık 2012’de kıyamet kopacak efsanesini bayağı ciddiye alıp edinilen bilgiler doğrultusunda yeri yerinden oynatacak “koskoca kıyametten” hiç hasar almayacağı öne sürülen nadide şehir İzmir’in Şirince köyüne tası tarağı toplayıp, evini barkını kapatıp paldır küldür giden insanlar mevcuttur. (Tehlike atlatılınca evlerine döndüler tabi 🙂 )

Kardeşim gel buraya…Ne ben ne sen dünyaya yaklaşan gök cisimlerini, Güneş parçalarını, işte bilmem ney gezegenini durdurabiliriz neticede bu bizi bağlamıyor da.

Hâlbuki mantıken düşünürsen: “Güya kıyametin kopmasına kadar yaşayacaksın gibi, yalnız ondan korkuyorsun.” (1) gerçeği var öyle değil mi?

Şu ana kadar milyarlarca ölen insanlar kıyameti görmediler bizim ise kıyameti göreceğimiz meçhul ama öleceğimiz ve ölümün bizi lime lime edeceği kesin!

Kaldı ki her insanın kendini bekleyen hususi bir kıyameti var zaten.

Mesela hiç bu açıdan bakmış mıydın?

Her gün dolarken bir yandan boşalan bir gezegenimiz var.

Yeni doğan bebekle son nefesini veren insanın seslerinin yankılandığı bir gezegenimiz var.

Asla ama asla bin yıl sonra göremeyeceğimiz bir gezegenimiz var.

Gidenin gelmediği, gelenin ise gittiği bir gezegenimiz var.

Ve bizim önümüzde bir darağacı var,

Cansız bedenimizi bir gün toprağın altına hapsedecek bir dünya var.

Ezcümle sevkiyat var arkadaşım görüyorsun!

Göz kapamakla gece olmuyor maalesef…

Eee önünde bir darağacı var dedik, aldığın her nefes seni ölüme bir adım daha yaklaştıran bir geçmiş artık; çünkü biz gidiyoruz aldanmakta faide yok…

Aldanıp yaşamak insanı boşluğa savurmaktan başka işe yaramaz. Gerçeklerle yüzleşip bir şeyleri başarmanın vakti şu an senin için, benim için. Hayatı dört dörtlük yaşayıp efendice ölmek için yaşamıyoruz, benim bu yazıda anlatmak istediğim seni rahatsız etmek değil ama bir şeylerle dertlenmeni istiyorum.

Dünyanın koskoca derdini bir çuval yapıp sırtına yüklen demiyorum, bir işin ucundan tut tabiri vardır ya ona benzer bir şey diyorum aslında….

Ağaç da bir canlı ama insan ağaç gibi bir canlı değil ve ağaç gibi yaşamamalı; böyle yaşamayı seçmemeli yani…

Demek istediğim 24 saat, 24 saat olarak olduğu gibi çöpe gitmesin…

“İyi olmak istiyorsanız evvela kötülüğünüze inanınız.” diyor Zübeyir Gündüzalp.

İyi kapıları çalmak için şu an hayatımızı tartmanın tam vakti!

Biz gerçekten ölüme hazır mıyız?

Hazırlıklar ne durumda?

Gün içinde gerçekten ama gerçekten Allah’a ne kadar süre ayırıyoruz?

Namazlar ne durumda, Kur’an’ı hâlâ bu yaşımıza kadar öğrenmemiş miyiz, zamanımızın çoğu nereye gidiyor?

Hayatında beş vakit namaz bile yoksa start vermen gerekmiyor mu artık bir şeylere?

Bu gidiş nereye kardeşim, masanın üzerinde yer kaplayan, tozlanmış gereksiz eşya ya da kenar süsü değilsin ki sen. Sen Allah’ın kelamı kendisine gönderilmiş insansın ya.

“Hayat çok boş ve anlamsız” kümesinin içinde sıkışıp kalmadan evvel hayatını anlamlandırmak için ne kadar çabaladığına bakar mısın lütfen? Depresyona girip ömrümüzü çürütelim diye gelmedik ki dünyaya bir vazifemiz var: “Halık-ı kâinatı (Allah’ı) tanımak ve ona iman edip ibadet etmek.” (2) Huzurun nerede olduğu sır değil ki bu senin kitabında yazıyor: “Kalpler yalnız Allah’ı anmakla tatmin olur.” (R’ad Suresi/28) diye.

Uyan kardeşim!

Uyan lütfen!

Sen uyuduğun sürece sadece dünyan değil ahiretin de acılaşacak ahiretin de ağlayacak çünkü…

Ağız tadıyla bile ölemedikten sonra çiçek gibi yaşadığın 70-80 yıllık bir hayat sana ne fayda verebilir söyler misin?

Son duyacağın sesin, seni gömdüklerinde gittikçe uzaklaşan sevdiklerinin ayak sesleri olacağı gerçeğini hiç aklına getirmiyor musun gün içinde…

Yapma…

Bunu hiç yapma…

Ne yap biliyor musun?

Kendine bir güzellik yap. Ölümden bahsetmekten korktuğunu, hatta konu açıldığında konuyu değiştirmek istediğini biliyorum; ölüm herkes için bir kıyamet olsaydı ölüme “düğün günüm” der miydi Mevlana? Peki senin neden düğün günün olmasın ölüm? Allah’a yönelip hiçbir şeyden korkma çünkü:

“O’nu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun.” (3)

Kendine güzellik yap dedim ya kardeşim, yap hakikaten. Mesela sen neden Rabbini tanımaktan mahrum kalasın ki? Bunu aldatıcı, hilekâr dünyaya rağmen hak ediyorsun! Kur’an’ın hakiki bir tefsiri; iman hakikatlerini iki kere iki dört eder katiyetinde anlatan hem akla hem kalbe hitap eden Risale-i Nur eserlerini oku, dinle senin Rabbin sana gönderdiği kitabında neler anlatıyormuş.

Kur’an-ı Kerim okumayı bilmiyorsan öğrenmek için gayret et, internette videolarla ya da bir öğretici yardımıyla bunu yapabilirsin asla geç değil yaşın kaç olursa olsun.

Allah’ın ezan ile seni huzuruna davet ettiği 5 vakit namazı kılmanın vakti gelmedi mi artık? Ne engel oluyor sana kardeşim? Dünyaya dair her şeyin kabir kapısında son bulacağını biliyorsun.

Eee daha ne?

O zaman yarın değil, bugün başla; bugün kurtar kendini şu anda bulunduğun kıyametin içinden.

Dünyayı kurtaramazsın ama kendini sadece sen kurtarabilirsin bunu unutma.

O zaman “hayyalel felah” (haydi kurtuluşa) diye çağıran ezanın sesine kulak ver, asla pişman olmayacaksın…

Haydi şimdi başla, başlangıçlar iyidir!

Yazıyı okuduktan sonra Risale-i Nur hakkında detaylı bilgi için şu videoya bakabilirsin: https://www.youtube.com/watch?v=hH-XBbSIYhY&t=225s

Kaynakça:

(1) Risale-i Nur/ 17.Lem’a

(2)Risale-i Nur /7.Şua

(3)Risale-i Nur /20.Mektup

Paylaş

1 yorum

Yorum Yap

Bunları da okumalısın