Gözyaşı Neden Ilıktır?

Düşeriz… Her zaman düz değildir gittiğimiz yollar. Çünkü burası dünya ve burası imtihanın olduğu diyar, imtihanın ta kendisi olan diyar. İmtihanlar ise bizim en zayıf noktalarımızdan sarılır ayaklarımıza. Sendeleyecek olduğumuz çukurlardır, bazen de düşüveririz. Ama düşmek kötü müdür ki her zaman? Tutunmak için gökyüzüne elini uzattığında, o eli boş bırakmayacak olan Allah ise ve seni o çukurdan çıkarıp bir de rahmetine saracaksa, kötü müdür? Kulluk; hiç düşmemek değil, düşünce Rabbi’ne uzanmaktır. Ve O kendisine uzanan hiçbir eli boş çevirmez.

“Kul duâ ettiğinde üç şeyden biri muhakkak verilir: Ya günahı affolur ya hayrı çoğalır ya da işlenmiş amel ecri alır. ” (Hadis-i Şerif)

 Rahmân neden sınar bizi düşündünüz mü? Çünkü sığınılacak tek yer olan şefkatine, yaramızı saracak nihayetsiz rahmetine, koşup “sımsıkı” sarılmamıza vesiledir bu. En ihtiyaçlı, en rahmete muhtaç ve hasret olduğun o anlar; sema, senin ellerini yukarı doğru çeker. İnsan teslim olurken ellerini kaldırır ya yukarı, dua ederken de kaldırdığın ellerin Rabbi’ne teslim oluşundur.

“Allahım! Sırtımı Sana dayadım. Ümit bağladığım Sen, korktuğum yine Sensin…”

(Hadis-i Şerif)

 

İşte kendi güç ve kuvvetinden vazgeçip Erhamürrahîmîn’e teslim edersin kendini. Açarsın yüreğinin ağzını, ne kadar korku ne kadar arzu varsa bir bir dökersin…

 

“Duâ eden adam anlar ki, birisi var, onun hâtırât-ı kalbini işitir, her şeye eli yetişir, her bir arzusunu yerine getirebilir, aczine merhamet eder, fakrına medet eder.” (1) 

O an konuştuğun dostun Allah’tır. Öyle güzel bir dostla dertleşiyorsundur ki o an, seni senden daha iyi anlar. Konuşmaya mecalin olmasa ve sadece ağız dolusu “Rabbim..” diyebilsen bile yeter… Çünkü O her şeyi biliyordur zaten… Senin kalbini biliyordur, her şeyin aslında tam da O’nun razı olacağı şekilde olmasını istediğini de, ama gücünü bir türlü yetiremediğini de biliyordur. Yine her şeyi elini yüzüne bulaştırmış olsan da mahcup olsan da; efendisinden kaçmış bir köle gibi gelirsin efendinin huzuruna… Ve o çıktığın huzur, huzurun ta kendisidir. Kalbin buruktur, Allah büyüktür. Kalbin titrektir, boğazında yumrular çığ gibidir; ve Allah rahmetiyle sarıp sarmalar üşümüş, titremiş kalbini.. İşte bundandır gözyaşlarının ılık oluşu… Ellerini kaldırır dersin ki, “Allahım, bütün hacetlerimi aldım avuçlarıma, huzuruna yolluyorum. Sana teslim oluyorum. Sana sığınıyorum, sana dayanıyorum, sana güveniyorum. Senden istiyorum Ey İstenilenlerin En Güzeli… Seninle aramıza giren ne varsa hepsinden sana kaçıyorum. Beni ezen dertlerimden beni kurtar. Ben sana çok muhtacım ve seni çok özlüyorum.

Allah’ım, bana bir yol göster de

Sana kavuşayım…


(1) Risale-i Nur-Sözler-Yirmi Üçüncü Söz

Paylaş

1 yorum

Yorum Yap

Bunları da okumalısın