Haç İşaretli Genç ve Çarşaflı Kız

 

Günahlar…
Evet elemli, dehşetli günahlar… Herkesin mutlaka geçmişte işlediği, aklına geldiğinde hüzünlendiği, titrediği günahları vardır. İşte şeytan bu noktada insanla çok uğraşır, ona tövbe kapısını unutturmaya çalışır.
Evet, tövbe kapısı. “O kadar günah işlemişsin, Allah seni nasıl affetsin?” diye düşündürür insana.
Ya da günahlardan hiç haberdar etmez.
Yani günahın günah olmadığını savunur, insana tövbe kapısını kapatır.
Çünkü kendini hatasız gören bir insan özür dilemez.
Rabbimiz öylesine merhametlidir ki; biz ne hata yaparsak yapalım yine de bizi huzuruna kabul ediyor, ısrarla çağırıyor. Biz onun emir ve yasaklarına uymadığımız hâlde bize tövbe kapılarını sonuna kadar açıyor. Peki biz tövbe ediyor muyuz?
Büyük ihtimal bu sorunun cevabı “Evet”tir. Ama tövbe artık bizim toplumumuzda anlaşılamaz bir hâle getirildi.  Günahları sürekli işleyip ardından “Allah affetsin.” demek midir sizce tövbe?
Aynı zamanda ikiye ayrılır bu konu:
Firavunca ya da Ömerce yapılan bir tövbe..
“Bir kul can çekişmeye başlamadığı sürece, Allah Teala onun tövbesini kabul eder.” diyor hadiste.
Ne bekliyoruz o hâlde, yaşayacak olmaktan bu kadar emin miyiz?
İşte tüm mesele Ömer olabilmekte..
Çünkü samimi ve ihlasla yapılan bir tövbe insanın hayatını değiştirir.
Geçmişi kötü olup geleceği hakkında umutsuzluğa düşen de birçok insan vardır. En çok korkulan konu da evlilik konusudur.
Şeytan yine durmaz ve yine avına nasıl yaklaşacağını bilir. Vesveseye sokar ve şu ayeti getirir yeni temizlenmiş bir insana: “Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler de kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır.”
Evet, yeni tövbe etmiş bir insan bu ayeti duyunca geleceğiyle ilgili de ümitsizliğe düşer.
Aslında şeytanın amacı hem geçmişini hem geleceğini mahvetmektir.
İşte tam da bu anda başka bir ayet yetişir imdadımıza, serinletir içimizi:
“Ancak tövbe edenler müstesna..”
Bakın Ömer’e diri diri çocuğunu gömen bir insan… Onu da Hz. Ömer yapan tövbesi değil miydi oysa?
Ya da olayı daha yakından inceleyelim, günümüz insanlarından bir örnek verelim:
Evet, şimdi bir genç düşünelim.
Şeytanın avucunun içinde adeta onun emrinde hareket eden bir insan. Her günü birbirinden farklı, Allah’ın varlığından bihaber olan bir insan. Hatta öylesine bir gaflet ki; Allah var diyen ama yok gibi yaşayan bir insan. Vücudunun çeşitli yerlerinde dövmeler taşıyan ve hatta kolunda da haç işareti olan bir insan.
Evet günahlar insanı hapseder, o bataklığa girince çıkmak zor gibi gözükür. Özellikle gençler için çok daha dehşetli bir hâl almıştır artık.
Bediüzzaman hazretleri şöyle diyor;
“Ey Rabb-i Rahimim ve ey Halık-ı Kerimim!
Benim su-i ihtiyarımla ömrüm ve gençliğim zayi olup gitti.
Ve o ömür ve gençliğin meyvelerinden elimde kalan, elem verici günahlar, zillet verici elemler, dalalet verici vesveseler kalmıştır..”
Evet, bir gün bu gençlik gidecek ve bir gün biz de kabre gireceğiz.
Hâlâ tövbe etmek için erken mi sizce? Ya da neyi bekliyoruz?
Firavun misali bir tövbe gerçekten onur kırıcı olmaz mı sizce de?
Evet, az önce anlattığımız genç bu bataklıkların içinden çıkmayı başarmış bir insan.
Şimdi bakıldığı zaman bu insanın evleneceği kişi de az çok kendi gibi bir insan olmalıydı öyle değil mi?
Ama bu insan tövbe edip hayatını tamamıyla değiştirmiş, her gün kaza namazlarını kılıp geçmişe tövbe eden her gün hizmet için koşturan bir insan hâline gelmiş.
Düşünebiliyor musunuz, bu genç şu an çarşaflı bir kızla evli…
Evet kulağa çok ilginç geliyor öyle değil mi?
Haç işareti olan bir genç ve çarşaflı bir kız.
Bu kızın aklı yok muydu peki? Çok mu saftı ki vücudunda dövmeler olan kolunda da haç işareti olan bir insanla evlendi?
O kız bendim kardeşlerim ve inanın ben eşimin bana tertemiz geldiğinden eminim.
Tövbe, her günahı silip süpüren tövbe…
Rabbin huzura kabul ettiği bir insanı biz nasıl olur da hor görürüz?
Vakit geç değil henüz şu an aç ellerini ve yalvar Rabbine.
Önce tövbe et daha sonra bunu sana nasip ettiği için şükret Rabbine..
Tövbe edebilmek lütuftur aslında..
Son olarak bir cümleyle bitirmek istiyorum yazımı:
“Ben günah prangalarında zincire vurulmuş bir esirdim, günahlar önce etlerime saldırdı sonra kemik ve damarlarıma…”
Esselamü Aleyküm..

Paylaş

5 yorum yapılmış. Sende yap :)

  1. Avatar
    FATMA 5 Ocak, 2018 at 15:46 Reply

    ÇARŞAF GİYİNMEYİ DÜŞÜNÜYORUM İNŞALLAH .ÇARŞAF GİYİNEN KADIN KAYINLARININ YANINDA YİYİP İÇEBİLİR Mİ .KOCANIN AKRABALARIYLA OTURUP YİYEBİLİRMİ.MESELA AMCALARIYLA .AMCA ÇOCUKLARIYLA VB…..KOCANIN AKRABALARIYLA PİKNİK YAPIPP BİRLİKTE OYUNLAR OYNAYABİLİRLER Mİ TABİ BU SÖYLEDİKLERİMİN İÇİNDE KENDİ HANIMLARI ÇOCULARIMIZLA BİRLİKTE

    • Avatar
      Salih Bindak 7 Ocak, 2018 at 22:14 Reply

      kardeşim sorularlaislamiyet.com sitesinden ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.Arama kısmına sorunuzla alakalı birkaç kelime yazmanız yeterli

  2. Avatar
    Fatıma 13 Ocak, 2017 at 12:23 Reply

    Allah razı olsun kardeşim sizden. “Kötü kadınlar kötü erkeklere, temiz kadınlar ise temiz erkeklere layıktır.” Ayetini işittiğim zaman beni de ümitsizliğe düşürürdü ne yazıkki. Bu yazıyı okumam içimi kısmen rahatlattı. Tüm mesele Ömerce tövbe edip Allah yolunda hizmet ederek ona layık bir kul olmaya çalışmak gerçekten.
    Esselamu Aleykum

  3. Avatar
    Büşra 3 Ocak, 2017 at 13:09 Reply

    Allah razı olsun hep bu konuda kendimi ümitsiz ve kötü hissediyordum gecmiste hatalarım olmustu ve Elhamdulillah Allah onlardan kurtulmamı tövbe etmemi nasip etti fakat aklıma hep evlilikle ilgili o korku gelirdi bu sayede o korkumdan kurtulmus oldum.

Yorum Yap