Hoşgeldin 11 Ayın Sultanı Ramazan

0

Ezberimizi bozan, alışkanlıklarımızı dağıtan, bizi bir şeylerin farkına vardıran muhteşem Ramazan hoşgeldin!

Ramazanı Şerifin Fazileti
Şabanı şerifin bitiminden hemen sonra onbir ayın sultanı olan Ramazanı şerif ayına giriyoruz.Ramazanı şerif ayı Rasulullah (sav)ın ümmetlerine mahsus olarak Allah tarafından hediye edilmiştir.Ramazanı şerifin fazileti çok büyüktür.Kelimelerle kaleme almak dahi güçtür.Allah Ramazan’ı Şerifin derecesini bizim anlayacağımız kelimelerle ifade etmemiştir.Ve Allah buyurmuştur ki:Ramazanı şerif orucunu tutanların derecesi benim indimdedir.

İmamı Rabbani bir mektubunda Ramazanı şerifin faziletini ve büyüklüğünü şöyle bildiriyor: “Allah û Teala zatı ile ve sıfatları ile bütün kemalatın cümlesidir.Yani tamamıdır.Bütün hayırlar ve bereketler Allah’ın kemalatının bir neticesidir.Kuranı Kerim ise Mevlanın kemalinin meyvesidir.

Sonucu:
Kuranı Kerim bütün kemalatı içinde toplayandır.Ramazanı şerif ise o kemalatın meyvelerini yani hayır ve bereketlerini toplayandır.
Ayeti kerimede Allah buyuruyor:

“Ramazan öyle bir aydır ki o ayda Kuranı kerim indi.” (Bakara:185)

Kadir gecesi dahi o ayın özüdür.Kadir gecesi öz menzilinde olup bu ay dahi kabul hükmündedir. Allahu Teala bizleri bu mübarek ayda hayırlara bereketlere muvaffık eylesin.Bizlere en büyük nasibi versin. Amin.

Efendimiz(sav) bu ayın faziletini büyüklüğünü birçok hadisi şerifte bizlere müjdeliyerek şöyle bildiriyor: Ey insanlar içinde bin geceden daha hayırlı bir gece bulunan mübarek bir ay sizi gölgesinin altına aldı.Allahu teala onun gündüzünde Orucu farz kıldı.Gecesinde ibadeti nafile kıldı.ramazanda iyi hasletlere yaklaşın.Ramazanda bir farz eda etmek ramazanın dışında yetmiş farz yapmış gibi olur.Bu ay sabır ayıdır sabrın sevabı cennettir.Bu ay müminlerin rızkını arttırır.Bu ayda bir oruçluya iftar vermenin iftarı günahlarını mağfiret ettirir.Cehennemden kurtulmasına vesile olur.Oruçlunun sevabındanda bir şey eksik olmaz.Allahu teala bu sevabı oruçluya bir yudum su veya süt ikram edenede verir.Çünkü Ramazanı şerif öyle bir aydır ki başı rahmet ortası mağfiret sonu cehennemden kurtulmaktır.Bu ay dört şey yapın ikisini siz çok seviyorsunuz ikisini yapınca Rabbinizi kendinize razı edersiniz.Rabbinizin hoşlanacağı amel LAİLAHE İLLALAH LA ESTAĞFİRULLAH .Sizin sevdiğiniz ise Allahtan cenet istemeniz cehennemden Allaha sığınmanızdır.
Başka bir hadisi şerifte:Ramazanı şerifin ilk gecesinde gök kapıları açılır.Son gecesine kadar kapanmaz.Ramazan gecelerinde namaz kılan kimsenin her secdesi için bin beş yüz sevap yazılır.Onun için cennette yakuttan bir ev yapılır.O evin altmış bin kapısı var.Eşyaları altından gümüşte yakuttandır.Ramazanı şerif ilk günü oruç tuttuğunda Allahu teala ramazanın son gününe kadar onun günahlarını mağfiret eder. Yetmiş bin melek onun için Mevla sabah namazında onun için istiğfar etmesi için tahsis eder ta ki iftar edinceye kadar onunla beraber olurlar. Ramazanda gece ve gündüz yaptığı her secdesine cennette bir ağaç dikilir.O ağacın gölgesinden çıkmak için bir atlı beş yüz sene atını koşturması lazım.

Ebu Hureyreden rivayeten Efendimiz(sav) buyuruyor:
Ramazanı şerifin ilk gecesi olduğu zaman Allahu teala insanlara nazar eder.Allahu teala bir kuluna nazar ettiği zaman ona ebedi azap etmez.Allahu teala ramazanda milyonlarca insanı cehennemden azad eder.
Yine bir hadisi şerifte:
Ramazan ayı gelince cennet kapıları açılır.Cehennem kapıları kapanır.Şerli şeytan zincirle bağlanır.(devamı var)

Başka bir hadisi şerifte:
Ramazanı şeriften bir gün oruç tutan Allahu tealanın ayeti kerimesi ile bildirilen inciden çadırlar içerisinde saklı duran güzel gözlü hurilerden bir zevce verilir.O hurinin üzerinde yetmiş çeşit hülle vardır.Hiçbirinin rengi diğerine benzemez.Her huri için yakuttan ve inciden süslenmiş bir sedir zevcesi içinde bir o kadar vardır.Sedirlerin herbiri üzerinde yetmiş yatak vardır.Yetmiş bin hizmetçilleri vardır.Her hizmetçide elinde altından kase içinde bir çeşit yiyecek vardır.Cennette olanlar her yedikleri lokımalardan bir öncekinden daha çok lezzet alırlar.Bu dereceler özel olarak Ramazandaki tutmuş olduğu orucun karşılığı olan inayet ve ihsandır.Oruç tutanın uykusu ibadet,susması tesbih,duası kabul,amelinin karşılığı kat kat sevaptır.

RAMAZAN ORUCUNUN FAZİLETİ
Yüce Rabbimiz Ramazanı bizim için faziletli kıldığı gibi o ayda tutulacak olan orucuda yine bizim için farz kılmıştır.Ramazanı şerifte tutmuş olduğumuz oruç hakkında hukuklar hükümler ve müjdeler pek çoktur.Birkaç hadisi şerifte Efendimiz şöyle müjdeliyor:
‘Nefsim kudretinde olan Allah’a yemin ediyorum ki Allahın indinde oruçlunun ağız kokusu misk kokusundan daha güzeldir.Oruçlu kimse için iki sevinme vardır.Onlardan birisi iftar ettiği zaman sevinir diğeri ise Rabbimin huzuruna vardığı zaman orucunun karşılığını görerek sevinir.’

Oruç ve Kuranı Kerim kıyamet günü kula şefaat ederler.
Oruç der ki: Ey Rabbim ben onu yemeden ve şehvetten men ettim.Onun hakkında bana şefaat etme izni ver.
Kuranı Kerimde der ki: Ey Rabbim bende onu uykusundan men ettim. Onun hakkında bana şefaat etme izni ver.Şefaat edeyim.
Her şeyin zekatı vardır.Vicudun zekatıda oruç tutmaktır ve oruç sabrın yarısıdır. Ayrıca oruçta pek büyük faideler vardır.Bunların içinde en başta gelen fayda Efendimizin işaret buyurduğu nefsini günahlardan koruma faydasıdır.
Efendimiz(sav) oruca kalkan ismini vermekle onun faydasını en güzel ve en kısa yoldan izah etmiştir.
Oruç insanı korunma kalesinin içine soktuğu için o kalenin içine giren kendisini ahlaksızlığa sevk eden hayvani duygulara karşı hakim kılar. Yeme içme ve diğer hareketlerde dengeli ölçülü hareket etme dengesi kazandırır.Böylece oruçlu kimse bütün uzuvlarını haramdan koruma imkanına sahip olur.Artık oruçlu kimsa gözlerini harama bakmaktan kulakları haram şeyleri dinlemeden dili ile çirkin söz söylemekten midesini haramlarla doldurmaktan elleri ile haram tutmaktan ve ayakları ile harama gitmeden kendini korur.

ORUCU MANEN BOZAN UNSURLAR
1-Gıybet etmek
2-Söz taşımak
3-Yalan söylemek
4-Yalan yere şahitlik etmek
5-Harama bakmak
Nefis huysuz bir hayvan gibidir.Ona bu kötü huyları yapmaya fırsat vermemek için ona ibadet ve itaat yükünü yüklemek lazımdır ki terbiyesi mümkün olsun.

RAMAZAN-I ŞERİF DUALARI
Aşağıdaki dualar 100’er kere okunur.
10 gün ‘Ya Erhamerrahimin’
10 gün ‘Ya Gaffau’z-Zünüb’
10 gün ‘Ya Atikerrikab’

RAMAZAN DUASI
Bismillahirrahmanirrahim
Estağfirullah ellezi La ilahe illa hüvel Hayyul Kayyume ve etübü İleyhi İnnehu hüve’t Tevvabür’-Rahim *Allahumme inni eselüke’l-Cennete vema karrabe ileyha min kavlin ve ma amelin ve euzü bike minennari vema karrabe ileyha min kavlin ve amelin * Ve es’elüke ma kazeyte li kazaen en tecale akibetehu li rüşden*Allahumme inni es’elüke’l-Cennete ve neimeha ve istebrakaha ve eüzü bike mine’n-Nari ve selasileha ve eğlakaha Ya Erhame’r-Rahimin*

FAZİLETİ
Peygamberimiz(sav) buyurdu: Kim Ramazanı şerifte bu duayı okrsa rahmet ve mağfiretine nail olur.(H.Ş)
Ayrıca Ramazanı şerifte Hatmi Kuran okumanın fazileti çok büyüktür.
İbni Ömer’den (r.a) rivayete göre Efendimiz (sav) buyurdu:
‘Her kim Kuran’dan bir ayet okursa,cennette onun için bir derece ve nurdan bir kandil olur.’
İbni Abbas’tan rivayeten peygamberimiz (sav) buyuruyor:
‘Ümmetimin en efdali Kuran’ı yüklenen ve gece ashabıdır.’Essuyuti el-fethulkebir 1/189
Ebu Said (ra)’dan Rasulullah (as) buyuruyor:
‘Allah azze ve celle şöyle buyurmuştur: Her kim Kuran okumak ve beni zikretmek benden bir şey istemekten meşgul ederse , ben ona benden istediğinin daha üstününü vereceğim buyurdu.’ Tirmizi Sevadul Kuran/25
‘Muhakkak şu kalpler demir paslandığı gibi paslanır.’
Bunun üzerine ey Allah’ın Rasülü o kalplerin cilası nedir? Denildiğinde buyurdu ki:’Kuranı kerim okumak,ölümü hatırlamak.’
Amir ibni Şuayb (ra)’dan rivayette Rasulullah (sav):
‘Bir kul Kuranı Azimüşanı hatmettiği zaman hatim anında,ona altmış bin melek dua eder buyurdu.’
Birçok ayeti celile ve hadisi şeriflerde Kuranı Kerimin fazileti gemiş geniş açıklanmıştır.Onu zikretmek onun kelamında olan olgunluktan istifade etmek için her müminin ayda bir hatim etmesi çok faziletlidir.

Orucun Faydaları
– ahlakımızı güzelleştirir.
– kötülüklerden korur.
– merhamet duygularını geliştirir.
– sağlığı korur.
– nimetlerin Kıymetini Öğretir.
– insana sabırlı olmayı öğretir

DÖRDÜNCÜ NÜKTE
Ramazan-ı Şerifteki oruç, nefsin terbiyesine baktığı cihetindeki çokhikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:
Nefis, kendini hür ve serbest ister ve öyle telâkki eder. Hattâ, mevhum birrububiyet ve keyfemâyeşâ hareketi, fıtrî olarak arzu eder. Hadsiz nimetlerleterbiye olunduğunu düşünmek istemiyor. Hususan, dünyada servet ve iktidarı da varsa, gaflet dahi yardım etmişse, bütün bütün gasıbâne, hırsızcasına, nimet-i İlâhiyeyi hayvan gibi yutar.İşte, Ramazan-ı Şerifte, en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki, kendisi malik değil, memlûktür; hür değil, abddir. Emrolunmazsa, en âdi ve en rahat şeyi de yapamaz, elini suya uzatamaz diye, mevhum rububiyeti kırılır,ubûdiyeti takınır, hakikî vazifesi olan şükre girer.

SEKİZİNCİ NÜKTE
Ramazan-ı Şerif, insanın hayat-ı şahsiyesine baktığı cihetindeki çokhikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:
İnsana en mühim bir ilâç nev’inden maddî ve mânevî bir perhizdir. Ve tıbben birhımyedir ki, insanın nefsi yemek, içmek hususunda keyfemâyeşâ hareket ettikçe, hem şahsın maddî hayatına tıbben zarar verdiği gibi, hem helâl-haram demeyip rast gelen şeye saldırmak, adeta mânevî hayatını da zehirler. Daha kalbe ve ruha itaat etmek, o nefse güç gelir, serkeşâne dizginini eline alır. Daha insan ona binemez; o insana biner.

Ramazan-ı Şerifte, oruç vasıtasıyla bir nevi perhize alışır, riyazete çalışır ve emir dinlemeyi öğrenir. Biçare zayıf mideye de, hazımdan evvel yemek yemek üzerine doldurmakla hastalıkları celb etmez. Ve emir vasıtasıyla helâli terk ettiği cihetle,haramdan çekinmek için akıl ve şeriattan gelen emri dinlemeye kàbiliyet peydâeder. Hayat-ı mâneviyeyi bozmamaya çalışır.
Hem insanın ekseriyet-i mutlakası açlığa çok defa müptelâ olur. Sabır vetahammül için bir idman veren açlık, riyazete muhtaçtır. Ramazan-ı Şerifteki oruç, on beş saat, sahursuz ise yirmi dört saat devam eden bir müddet-i açlığa sabır vetahammül ve bir riyazettir ve bir idmandır. Demek, beşerin musibetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün bir ilâcı da oruçtur.

Hem o mide fabrikasının çok hademeleri var. Hem onunla alâkadar çok cihazat-ı insaniye var. Nefis, eğer muvakkat bir ayın gündüz zamanında tatil-i eşgaletmezse, o fabrikanın hademelerinin ve o cihazatın hususî ibadetlerini onlara unutturur, kendiyle meşgul eder, tahakkümü altında bırakır. O sair cihazat-ı insaniyeyi de, o mânevî fabrika çarklarının gürültüsü ve dumanlarıyla müşevveşeder. Nazar-ı dikkatlerini daima kendine celb eder. Ulvî vazifelerini muvakkatenunutturur. Ondandır ki, eskiden beri çok ehl-i velâyet, tekemmül için riyazete, az yemek ve içmeye kendilerini alıştırmışlar.

Fakat Ramazan-ı Şerif orucuyla o fabrikanın hademeleri anlarlar ki, sırf o fabrika için yaratılmamışlar. Ve sair cihazat, o fabrikanın süflî eğlencelerine bedel, Ramazan-ı Şerifte melekî ve ruhanî eğlencelerde telezzüz ederler, nazarlarını onlara dikerler. Onun içindir ki, Ramazan-ı Şerifte mü’minler derecâtına göre ayrı ayrı nurlara, feyizlere, mânevî sürurlara mazhar oluyorlar. Kalb ve ruh, akıl, sır gibi letâifin o mübarek ayda oruç vasıtasıyla çok terakkiyat vetefeyyüzleri vardır. Midenin ağlamasına rağmen, onlar mâsumâne gülüyorlar.

DOKUZUNCU NÜKTE
Ramazan-ı Şerifin orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhum rububiyetini kırmak ve aczini göstermekle ubûdiyetini bildirmek cihetindeki hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:
Nefis Rabbisini tanımak istemiyor; Firavunâne kendi rububiyet istiyor. Ne kadar azaplar çektirilse, o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır. İşte,Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin Firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir, abd olduğunu bildirir.
Hadisin rivayetlerinde vardır ki:
Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?”
Nefis demiş: “Ben benim, Sen sensin.”
Azap vermiş, Cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ene ene, ente ente.” Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten vazgeçmemiş.
Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Men ene? Ve mâente?”
Nefis demiş: اَنْتَ رَبِّى الرَّحِيمُ وَاَنَا عَبْدُكَ الْعَاجْزُ Yani, “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim.

Bu hayırlı ayda ahiret kasamızın en hayırlı ticareti yapması duası ile..
İnşAllah Rabbimizin “Ben senden razıyım” dediği kullardan oluruz.
Allah’a emanet olun.

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?