Hiç yemediğim bir meyve olan hünnabın tadını sizlere tarif edemeyeceğim gibi hiç tatmadığım bir duygu olan yokluğu da anlatamam. Bu yüzden yokluk hakkında öznel cümleler kurmayacağım. Bilim dünyasının bugün bizlere bildirdiğine göre evren 0 hacim, sonsuz yoğunluktan meydana gelmiştir. Yani amiyane tabirle yoktan var olmuştur. Yokluk kelimesinin ne manaya geldiğini iyi anlamak lazım. Yokluk: hiçbir şeyin potansiyel taşımadığı, imkânının dahi olmadığı an demektir.

Evrenin yoktan var olduğunu termodinamiğin 2. yasası olan Entropi Yasası ile de açıklayabiliriz. Fizikte entropi şu şekil de tanımlanır. Fen Bilimlerinin en önemli yasasıdır her şeyin yıprandığını söyleyen yasadır. Canlılar yaşlanır ve ölür, otomobiller paslanır ve evrendeki düzensizlik artar. Bilim adamları düzensizliği entropi adı verilen nicelik ile ölçerler. Sistemlerdeki düzensizlik arttıkça, entropi de artar. Bu durumda faydalı (iş yapabilir) enerji miktarını azaltır. Faydasız enerjiyi (entropiyi) arttırır. Her şey düzensizliğe doğru gidiyorsa bir gün kâinat Big Crunch denilen bir çöküşle yok olacak demektir. Düzen varsa düzenleyici vardır kaidesince evrenin bir entropisinin olması yani sürekli düzensizliğe doğru gitmesi dahi bir yaratıcının olduğuna dair yeterli bir delildir. Çünkü bir varlığın zatında düzen yoksa düzensizliğe doğru gitmesi imkânsızdır.

Entropinin yani düzensizliğin artmasıyla yok olacak olan kâinatın, yoktan var olduğunu da bu şekilde anlamış oluyoruz. Zira madde yoktan var olmuş olmasaydı; evrende sonsuz bir entropi, sonsuz bir düzensizlik olurdu. Bu ise imkânsızdır. Zira düzensizlik bir noktadan sonra Big Crunch’ı yani evrenin yok oluşunu getireceği için sonsuz bir düzensizliğin olduğunu iddia etmek mantıksızdır. Mevcut düzensizlik nispetinde evrenin bir başlangıcı olduğunu çıkarabiliyoruz. Bugün entropi diye tabir ettiğimiz bu kanundan büyük bir İslam alimi olan Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri 1928 tarihlerinde yazdığı 29. Söz Adlı eserinde bahsetmiştir. Bahsettiği bu eserinde kıyametin kopup ardından ahiretin vuku bulacağını ispat etmiştir.

Kâinat bilim dünyasının tasdikiyle yoktan var olmuş ise bu var oluş bir yaratıcının yaratmasıyla gerçekleşmiş demektir. Zira madde henüz yokluktayken var olmayı kendi kendine irade edemeyeceğine göre çünkü olmayan bir şeyin iradesi de olamaz ve buna güç yetiremeyeceğine göre çünkü olmayan bir şeyin gücü de olamaz demek ki bu varoluş bir yaratıcının yaratmasıyla gerçekleşmiş demektir.

Bilim felsefesinin nedensellik ilkesine göre her sonucun bir nedeni olmak zorundadır. Her sonucun bir nedeni olduğu gibi her sonuç kendi nedeninin özelliklerini gözler önüne serer.

Mesela bir kağıdın üstüne “Sözler” kelimesini yazsam ve kağıdın bulunduğu ortamdan ayrılsam. Ardımdan biri gelip kağıdı bulsa ve üstündeki “Sözler” kelimesini okusa bu sonuç üzerinden şu çıkarımlarda bulunabilir: “Bu sonucun nedeni bir güce sahip, bir iradeye sahip, Türkçe biliyor, okuma yazma biliyor, kalem kullanabilecek kabiliyette…” vesaire. Aynen öyle de sonuç hükmündeki şu kâinatın nedeninin nasıl bir zat olduğunu düşünürsek şu çıkarımlarda bulunabiliriz: “Zatı düzen sahibidir zira bugün bilim dünyası kâinattaki hassas ayarları tasdik ediyor; gayet mahir bir sanatkârdır zira kâinat sanatlı eserlerle dolu; zevk sahibidir çünkü kâinat görünce hoşumuza giden manzaralar, duyunca hoşumuza giden sesler, tadınca hoşumuza giden tatlar ve koklayınca hoşumuza giden kokularla dolu; ilim sahibidir zira kâinatı oluşturup geliştirdiğimiz bilim dallarıyla anlayabiliyoruz..”

Son olarak sözlerimi Bediüzzaman’ın şu cümleleriyle bitirmek istiyorum: “Başını kaldır, kendini tanıttırmak isteyen fa’al ve kudretli bir Zât’ın hârika işlerine bak. Sen başıboş olmadığın gibi, bu hadiseler de başıboş olamazlar. Her birisi çok hikmetli vazifeler peşinde koşturuluyorlar. Bir Müdebbir-i Hakîm tarafından istihdam olunuyorlar.”

Paylaş

3 yorum yapılmış. Sende yap :)

    • Noname 8 Mart, 2017 at 09:20 Reply

      Çok güzel bi yazı olmuş ellerinize sağlık.yalnız sizden bir ricam var,bilim dünyası ile ilgili yazdıpınız noktalarda kaynak belirtebilir misiniz?bunları anlatacağımız zaman bi çok insan kaynak soruyor..teşekkürler…

Yorum Yap