İnternet Şükür İster

0

Siz hiç Whatsapp için şükrettiniz mi?
Elinizdeki telefon için?
Bilgisayarınız için?
Facebook için?
Peki ya genel olarak internetin varlığı için şükrettiniz mi hiç?

Birkaç gündür Cenab-ı Hakk’a “ELHAMDÜLİLLAH, bizlere bunları nasip ettiğin için!” diye haykırasım geliyor içimden. 🙂

“İnternetin neresi güzel? Vaktimizi alıyor, insanlar kötü yollara düşüyor.” diyenlerin sesleri hafiften geliyor kulağıma. Haklısınız, vaktimizi çok alıyor internet. Fakat unutmayalım; suç internette değil, bizim interneti ne şekilde kullandığımızda.

Evet, yine haklısınız. İnsanlar kötü yollara düşebiliyorlar. Fakat internet yokken de böyle şeyler oluyordu. Yine burada suçu internete vermemeliyiz bence. Bu şekilde düşününce insan çok kolay bir şekilde ümitsizliğe düşebilir. Fakat biz, Üstadımızın formülünü kullanarak:

Güzel görüp güzel düşünüyoruz. Güzel düşünüp hayatımızdan lezzet alıyoruz elhamdülillah.

Whatsapp ile mesela istediğimiz an, uzak veya yakın olan dostlarımızla hasbihâl edip muhabbetimizi pekiştirebiliyoruz. Hele bir de ses kaydı özelliği tam bizlere göre. Açıyoruz kitabımızı, basıyoruz düğmeye ve başlıyoruz okumaya. Canlı canlı Risale-i Nur derslerimizi yapıyor, zaman zaman tefeül yapıp okuduğumuz güzel kısımları sevdiklerimizle paylaşabiliyoruz. Şimdi biz şükretmeyelim de ne yapalım? Hatta bu uygulamayı icat edenlere sürekli dua bile ediyoruz. Allah hidayet versin emeği geçen herkese diye. 🙂

Whatsapp hariç telefonumuzun farklı özellikleri de var şükür isteyen. Aklıma Risale-i Nur uygulaması geliyor mesela. Uzun süre telefonuma yüklemek istememiştim; kitaptan okumak daha zevkli ne gerek var, diye. Tâ ki Türkiye’de misafirliğe gittiğim evde ev sahibi abla ile aynı kitabı okuduğumuzu öğrenene kadar. Günlük okumama devam edebilmek için orada bu uygulamayı telefonuma yüklemiştim. Ve zaman geçtikçe ne kadar büyük bir nimet olduğunu anladım. Bir yere gidecek olsak külliyatın tamamını yanımızda götürmek mümkün olmayabilir. Fakat bu uygulama sayesinde artık külliyat cebimizde, nerede olursak olalım. 🙂

Gelelim internete… Facebook, Twitter ve diğer sosyal ağları içine katarak şunu belirtmem gerekiyor ki; internet ile hizmet alanımız genişledi, tüm dünyayı kapsadı. Paylaşılan bir hakikat yüzlerce, bazen binlerce insana ulaşıyor. İman hakikatlerinin bahsedildiği çok kısa bir video, nice insanın içinin ferahlamasına, hatta imanlarına dahi vesile olabiliyor. İnternet bizleri bir araya getiriyor, sanki aynı okulda ders yapıyormuşuz, aynı sınıfta muhabbet ediyormuşuz gibi. Ne diyordu Üstad Barla Lahikası’nda:

“Bir şehir, bir vilayet, bir memleket, belki küre-i arz, belki dünya, belki âlem-i vücud iki hakikî dost için bir meclis hükmündedir.”
Aramızda onlarca, yüzlerce, binlerce kilometre mesafe olsa bile biz bu hakikati iliklerimize kadar hissediyoruz bazen. 🙂

Şu kesin ki bu devirde yaşadığım için kesinlikle pişman veya üzgün değilim, hatta çok mutluyum. Elbette insan Saadet Asrı’nı merak eder, Efendimiz (S.A.V.)’i gören, O’nun sohbetinde bulunan bir insan da ben olsaydım der. Bu bir kenara… Fakat şöyle bir 150/200 sene öncesinde yaşayan bir insan olmak istemezdim mesela. Rabbim biliyor ki öyle yaratıyor… 🙂

Evet… Ahir zamanda yaşayan gençleriz biz. Günahların, cazibedar fitnelerin üzerimize saldırdığı bir zamandayız fakat hizmet ve gayretlerimizle bu asrı da güzelleştirebiliriz.

***

“Ve radyo öyle büyük bir nimet-i İlahiyedir ki, ona mukabil şükür ise, o radyo milyonlar dilli bir küllî hâfız-ı Kur’an olup, bütün zemin yüzündeki insanlara Kur’ân’ı dinlettirsin.”

“Üstadımızın senelerce evvel haber verdiği ve temenni ettiği bir hakikat, memleketimizde de tahakkuk etmiş bulunuyor. Elhamdülillah, şimdi raydomuzda Kur’ân okunuyor. İnşâallah öyle bir zaman gelecektir ki; Kur’ân hakikatleri olan Risale-i Nur, radyolarla ders verilecek, beşeriyet büyük istifadelere nail olacaktır.”

(Tarihçe-i Hayat’tan)

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?