Nasıl Kıyar İnsan Mü’min Kardeşine?

Dostunu sevmeyen yoktur. Hele ki “kardeşim benim” diye hitap ettiklerimiz gönlümüzde büyük yer işgal etmiş dostlardır.
Sabahlara kadar muhabbetine doyamadığımız o gecelerde adeta çayyaş oluruz dostumuzla
Başımız sıkıştığında her zaman yanımızda olduğunu bildiğimiz bir kaledir o bazen.
Herkese göre tanımı farklıdır eminim. Peki özünde kardeşlik nedir?
Kardeşlik Hz.Muhammed(a.s)’ın bizlere bıraktığı bir mirastır. Sebeplerden arındırdığı dostluğu, kara ve beyazın ellerini tutuşturarak bize sunduğu büyük bir miras…
Kardeşlik özünde hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılmaktır.
Buraya kadar her şey iyi hoş şimdi biraz samimiyetimizle yüzleşelim.
Kardeşlik, birbirini cehennemden kurtarma çabasıydı, birbirinin ahiretiyle dertlenmekti, birbirine cenneti sunma gayretiydi.
Mesela biz ne kadar mücadele ettik NAMAZSIZ dostumuzla? Onun namazsızlığı ne kadar üzdü bizi, ne kadar dua ettik namaza başlaması için? Yoksa Cehennem’i müstehak mı gördük kardeşimize?
Harama çekinmeden girerken ne kadar engel olabildik ona? Yoksa alacağımız cevapların nefsimizin hoşuna gitmeyecek cümleler olmasından mı kaçtık korkak bir edayla? Güle bakınca onu yalnızca dikenlerden ibaret mi sandık?
Sabaha kadar muhabbet ettiğimiz o kardeşimize “Ben namazımı kılıp geliyorum.” derken nasıl bir kin kaplamıştı kalbimizi ki onu namaza davet edemedik! Ne kadar sevemedik onu ki derdiyle dertlenemedik.
“Mü’minler ancak kardeştirler.”- (Hucurat ,10)
Kardeş miyiz? Mazlumken hoş sözler, güzel davranışlar zalimken tek yaptığın yerden yere vurup yargılamak, zulmünü (hatasını-örn; gıybet,zina,namazsızlık) engellemek için hiçbir şey yapmamak belki de. Vardığımız nokta: Tekfir (Dinden çıkmakla suçlamak.)
Sizden biriniz din kardeşine “Ey kafir!” derse bu sözünden dolayı iki kişiden biri küfre düşer (kafir olur). Eğer o kişi dediği gibiyse ne âlâ. Aksi hâlde sözü kendi aleyhine döner (kendisi kafir olur.)’’ (1)
Bu hadis-i şerifi bilsek bu kadar rahat suçlayıp yargılar mıydık insanları? Nereden geliyor bu cesaretin kaynağı? Kalbimizdeki sahte kardeşlik olabilir mi? İslam kötülemek dini değildi.
İmanından haberin olmadığı birini sırf giyiminden veya birtakım manasız (ama küfre düşmeyen) söylemlerinden dolayı tekfir etmek yerine, elinden tutup hep yardımcı olmayı, öğretmeyi veya beraber öğrenmeyi, onun yanlışlarından dolayı üzülüp geceler boyu dua edip ağlamayı denedin mi hiç?
Çünkü kardeşlik, mü’min kardeşinin derdiyle dertlenmektir.
Bir Müslüman’ın derdi diğer Müslüman’ın nasıl derdi olmaz ki? Dertlere derman olmayınca mahşerde nasıl yüzleşirdi kardeşiyle o insan, yüzleşebilir miydi?
Yok mu olmuştu samimiyet yoksa, sevgiyle ısındırılmış kalpler soğumuş muydu?
Silkinmeliyiz. Biz ne kadar seviyoruz “kardeşimizi”?
Allah’a yaklaşmalıyız. Karşılık beklemeden bizi nimetine boğan Yaradan için sevmeliyiz kardeşimizi.
Çıkar kalbinden nefreti, öfkeyi at, ruhundan arındır hasedi, gıybetle çiğneme sakın kardeşinin etini!
İncitme kardeşini, kıyma ona, kalbini sıcak tut, ona kötü söz söyleme. Acısını duy, dertlerini dinle kardeşinle, nefsine gem vur.
İyiyken onunla iyisin peki kötüyken neden kötüleyip terk ettin onu? Daha çok üzülmen gerekmez miydi oysa onun bu kötü hâle düşmesinden dolayı.
Karıncayı bile incitmek hak değilken, nasıl kıyar insan mü’min kardeşine?
Bir tek kötü sözü için bütün iyiliklerini silecek kadar karardı mı kalbin?
Bir dirilik kalmadı mı kalbinde Allah’ın rahmetinden, merhametinden? Koruyamadın mı samimiyetini? Ateş çukurundan kurtarmıştı oysa Rabbin kalbini, şimdi tekrar ateş çukuruna mı dönüştü yoksa, İslam mevsiminin çok uzaklarında?
“İslam kardeşlik dinidir, barış dinidir.” derken hâlinle ne kadar da ispatladın bunu?
Gösterişli binbir viraneyle doldu dünya, terk etti insan gönül evini kilit vurdu kapılarına gün geçtikçe arttırdı o kilitleri. Oysa söz vermişti kalubelada, peki sözünü ne kadar tutabilmişti?
Bunları hatırla. Samimi ol…
İndir ruhundan kuşandığın binlerce dünyalıkları, dön evine “Lebbeyk” de,”Sana geldim kardeşimle, Rabbim…” de.
Utansın samimiyetini sevgisini kaybetmiş diller, yüzler. Ümmeti hatırlat onlara, 3 günlük dünyada 3 gün küs kalanlara kardeşinle barışı göster çünkü:
“Bir kişinin kardeşini üç günden fazla terk edip küs durması helâl değildir. (2) buyurmuştu Peygamber (a.s).
Kardeşine sevgi besle. Onu sev, affet kardeşini.
Dünya sonsuz değil ama kalbin sonsuz… Sonsuzu düşün kardeşinle beraber.
Kardeşinin sevincine ortak ol, aç olanla sen de aç kal, üşüyenle üşü, üzülenle üzül. Seni kilometrelerce uzaktaki bir insanla kardeş yapan Peygamber(a.s)’ini kardeşliğini hatırla.
Unut! Nefsine mağlup olup sana yaptığı kötülükleri unut. Unut ki sen de nefsine mağlup olanlardan olma.
Allah’ın hukukuna uy, Rahmet Peygamberine kulak ver:
“Birbirinize buğzetmeyin, haset etmeyin, arka çevirmeyin, Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.” (3) Hadis-i şerif
riyayı sakın ola davet etme ruhuna.
Bak Peygamberine…
O değil mi amcasının katilini affederek kardeşleri arasına koyan?
Öfkeni yut, sana yanlış yaptığı için sakın yeme kardeşinin ölü etini, yeme.
Koca bir milletle helalleşebilir misin? Öyleyse bırak çöplüklere yak yok et, incitecek tüm samimiyetsiz sözcükleri.
Aç ellerini milyarlarla beraber Rabbine. Kardeşliğini göster sonsuzluğun sahibine.
Aynı vardan var olduğunu ispatla dünyaya!
Gör bak dünya nasıl bir cennete dönüşecek o zaman.
Tut Allah Resülü’nün elinden, yürü onunla teslimiyete, kardeşlik güneşiyle ısıt dünyayı her bir gönüle değdir ışıklarını…
Ve bil kardeşlerine samimi oldukça Allah’a karşı samimi olacağını…
Şimdi sen kardeşinle ne kadar “samimisin”?
“Adavet etmek istersen kalbindeki adavete adavet et.” -Bediüzzaman Said Nursi


(1) (Müslim, 1/319)
(2) Buhâri, Edeb, 62, İsti’zan, 9; Müslim, Birr, 23, 24, 28.
(3) (Buhârî, Edeb)

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?