O Da Mı Ölmüş?

0

Geçenlerde sevdiğim bir abimin babası vefat etti.-Allah rahmet eylesin.- O abimin yanına taziyeye gittiğimde aramızda geçen muhabbette söylediği söz şöyleydi -‘’Yunus kardeşim, babamı mezara koyduk ama sanki kalkıp gelecek;eve gittiğimde Yine beni karşılayacak gibi hissediyorum.’’

Bilirsiniz çevresinde yakını vefat edenlerin hissettiği bir duygudur bu.Sanki ölmemiş de kalkıp gelecekmiş gibi hissederiz.Bende bir yakınımı kaybettiğimde bu duyguları hissetmiştim.Eminim ki sizde böyle bir duygu girdabına girmiş veya tanık olmuşsunuzdur.

Aradan biraz vakit geçtikten sonra düşündüm. Acaba içimizdeki bu duygu bize neyi anlatıyordu. Acaba bu anlattığı Yeniden Diriliş Hakikâtı olabilir miydi? Sonsuz hayatı çok istediğimizden dolayı böyle düşünüyor olabilir miydik? Gelin cevabını beraber inceleyelim:

Biliyoruz ki insan,rahmet hazinelerinin bir müfettişidir. Cenab-ı Hakk insanı, hazinelerinin bir müfettişi sûretinde yaratmış ve rahmet hazinelerini tartması ve tanıması için en ziyade cihaz ve aletlerle onu donatmıştır. Dilden göze,kulaktan akla,elden ayağa her şey âdeta bir anahtar olmakta ve rahmet hazinelerinin nimetlerini tartmaktadır.

Bu tartılardan biri de ruhtur. İnsanın ruhu türlü türlü hissiyatlarla donatılmıştır. Hiç şüphesiz ki Ruhun da en büyük isteği sonsuzluktur. Bunu nerden mi anladım? İçinizden en çok istediğiniz şeyi bir sorgulayın. Cevap “Sonsuz yaşamak” olacaktır. Hatta lisede öğrenmiştim kimya dersinde hoca anlatıyordu,tarih boyunca  simyacı olarak adlandırılan birçok kişi ‘’Ruhun bu isteğini hep maddede aramışlar ve ölümsüzlük iksiri arama yoluyla hayatlarını geçirmişlerdir.’’ diye anlatırlardı.  -Hocam  hayatlarında bu kadar  ölümsüzlük maddesini arayacaklarına Allah’ı arasalardı ya sonsuzu bulurlardı.” diyemedim tabi 🙂 – Neyse konu o değil 🙂 Birde  hiç unutmam ilkokulda sorulan bir soru vardı 3 tane isteğin kabul olacağını bilsen ne yapardın,neleri isterdin?

Türk mantığıyla son isteğimde ‘’sonsuz istek hakkı isterdim.’’diyenlerdendim bende 🙂 Küçük yaşta olan bir insan bile eğer sorgularsa sonsuzluğu isteyecektir. Yani sonsuzluğu bu kadar istiyoruz ve sonsuzluğa ruhumuzun ihtiyacı var. Peki bu ihtiyacımıza ruhun ebed aşkına cevap nasıl olacak ;

Acaba senin cisminde,senin bahçende ve senin vatanında,senin hayatına lâzım ve münasip bütün levazımatı ve cihazatı,hikmet ve inâyet ve rahmetle ihzar eden ve vaktinde yetiştiren, hattâ senin midenin beka ve yaşamak arzusuyla ettiği hususî ve cüz’î olan rızık duasını bilen ve işiten ve hadsiz leziz taamlarla o duanın kabulünü gösteren ve mideyi memnun eden bir Mutasarrıf-ı Kadîr, hiç mümkün müdür ki, seni bilmesin ve görmesin ve nev-i insanın en büyük gayesi olan hayat-ı ebediyeye lâzım esbabı ihzar etmesin? Ve nev-i insanın en büyük ve en ehemmiyetli, en lâyık ve umumî olan beka duasınıÜ; hayat-ı uhreviyenin inşasıyla ve Cennetin icadıyla kabul etmesin?(1)

Evet Her kim kalbini ve ruhunu dinlese “Ebed, Ebed” sesini ve duasını ondan duyacaktır. Üstadın dediği gibi Nasıl ki, midenin açlık lisanıyla yaptığı dualar, hadsiz yiyeceklerin yaratılmasına bir vesile olmuş ve midenin lisan-ı ihtiyaç ile yaptığı duaya, yeryüzü bir sofra yapılarak cevap verilmiş. Aynen bunun gibi, kalp, ruh, akıl ve diğer bütün latifeler de ebed için dua etmekte ve ebedî saadeti hem ihtiyaç lisanıyla, hem istidat lisanıyla hem de ızdırar lisanıyla istemektedirler.

Acaba hiç mümkün müdür ki, Cenab-ı Hakk, çok küçük bir mahluk olan bir sineğin, kanat gibi en basit bir ihtiyacı için yaptığı duayı işitsin ve ona kanat takmakla duasına icabet etsin de, bütün insanların lisan-ı kâl ve lisan-ı hâl ile yaptıkları ebedî saadet ve cennet duasını işitmesin, icabet etmesin? Yani sivrisineğin sesini işitsin, ama gökyüzünün sesini işitmesin…

Bir de bu istek sadece bizde değil , Sonsuzluğu isteyenler ve dua edenler içinde Peygamberler ve Evliyalar da vardır. Ve o Peygamberler ve Evliyaların içinde öyle bir zat varki ; O, şu âlemin yaratılışının bir sebebi ve şu âlemin sahibinin en sevgili olan kuludur. O, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir.

Şimdi soruyorum, Hiç mümkün müdür ki, Cenab-ı Hak, “Habibim!” yani sevdiğim dediği bu zatın ebed için yaptığı duayı ve İçindeki bu isteği önemsemesin ve duasını kabul etmesin ve onun duasının hürmetine cenneti yaratmasın, elbette de yaratılacaktır.

Evet dostum senin içindeki ve bütün insanların içindeki bu ses ve senin bir yakının vefat ettiğinde ölmediğini düşünmen bizlere ahiretin varlığına delil oluyor ve sonsuzluğu anlatıyor aynı zamanda bu ses Cennetin yaratılmasının sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkıyor ve. Yani anlayacağın ALLAH bizlere daha bu dünyada  sonsuzluğu anlatıyor ve  hazırlıyor. Acaba Rabbim bizi hislerimizle  buna hazırlarken biz nasıl hazırlanıyoruz ona karşı ? Ölüm bir final ise şunu bilmek lazım ki; bu finalin  bütünlemesi de yok çan eğriside.

Selametle..


(1) Risale-i Nur Külliyatı | Sözler | 10.söz | Zeylin İkinci Parçası

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?