ÖLÜMSÜZ KAHRAMANLAR

  Bazen bir telefonla, bazen bir televizyon kanalında, bazen de evin önüne gelen bir komutan ile gelir haber. İşte o an kelimeler ifade etmeye cesaret edemez duyguları, şimdi ne desem çaresizliği yaşar insan. Yüreğindeki yangını söndürecek bir derya, konuşacak bir derman arar, arar da bulamaz insan o an.  Çünkü; ana-baba evlatsız, eş yarsız, çocuk babasız yetim kalır. Vatanının yetim kalması yerine evladını seçen, milleti rahat yaşasın diye kendini siper eden Ahmetlerin, Mehmetlerin adı kalır, hakkı kalır.

  Hayalleriyle büyüyüp vatan uğruna şehit olan kahramanlarımızın kimine uykuda, kimine kör bir kurşunda, kimine hain pusuda, kimine de karlar arasında gelir şehadet şerbeti. Karşılar şehidini, Kâinatın Efendisi (sallahu aleyhi vesellem). Şairin de dediği gibi: Ey şehid oğlu şehid isteme benden makber, sana aguşunu açmış duruyor peygamber.”(1)

 Ecdadı 104 sene evvel Sarıkamış’ta beyaz karları kefeni belleyerek giderken Rabbine, şimdi ise 27 Ekim 2018’de yine iki yiğit karları kefen bildi. Çünkü fıtrat değişse de kan aynı kan idi.

 Küçükken sen üşüme diye annenin kalkıp üstünü örttüğünü, sıcak çorbalarla büyüttüğünü hatırlar mısın? Her anne böyledir işte. Şimdi gidip o annelerimize nasıl oğlun donarak şehit oldu diyeceğiz?

Şimdi üşümek desem kızarır mı yüzlerimiz? Haya eder mi dillerimiz? Şehit anası desem titrer mi yüreklerimiz? Şehit eşi desem bekler mi yollarımız? Peki ya şehit evladı desem düşer mi öne başlarımız?

 Biz bu sorulara cevap ararken, göğsündeki iman ile Peygamber Ordusuna katılmış, makamların en şereflisine ulaşmış, duruşuyla yedi cihana kafa tutmuş şehitlerimiz ezan dinmesin, bayrak inmesin, bir anne daha evladını kaybetmesin diye canları pahasına çıkarken cenk meydanına, biz sadece iki dakikalık bir acıyla mı avutuyoruz kendimizi? Vatan sevgisi imandandır.”(2) dememiş miydi Efendimiz (sallahu aleyhi vesellem). Lütfen imanlarımızı kontrol edelim kardeşim, edelim ki İstiklal Marşımızda geçen:

“Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın,
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.”
(3)

Mısralarıyla bize müjdelenen yarınlara kavuşalım inşâallah.

 Ben tek başıma ne yapabilirim ki diye küçümseme kendini, büyük tut hedefini ve değerli bir yalnızlık yaşa, dönme yolundan geri. Hiç kimsenin olmadığı yerde sen herkes ol.

  Unutma iman sahibi her yürek ümmetin derdiyle dertlenen Fatih Sultan Mehmet gibi, Abdulhamid gibi, Seyyid Onbaşı gibi hedefe doğru büyür. O yürekler büyüdükçe genç yaşta vatanı, milleti ve ümmeti için karınca misali çabalayan, ahir zamanın fitnelerinden; akrepten, yılandan kaçar gibi kaçan bir nesil doğar yeniden, yeniden bir diriliş sesi duyulur gönülden.

  Dağda, bayırda, ovada, havada, denizde, karada ve her zaman her yerde diriliş nidaları atan erlerimiz vatanı cephede korurken düşmana karşı, bizler de kendi değerlerimizi (Kuran-ı Kerim, ezan, bayrak, ahlak, namus…) unutmayıp unutturmayız. İşte o zaman bir nebze olsun su serpilir belki vicdanlarımıza, belki o zaman dik durur başımız, belki de o zaman insan olduğumuzu hatırlarız kim bilir?

   Hem bu kutlu davada şehit olanlar için Allah buyuruyor ki: Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.”(4)

Vesselâm…

Dipnot

1) Mehmet Akif ERSOY, Çanakkale Şehitlerine

2) Acluni, Keşfu’l-Hafa, 1/345, no: 1102

3) İstiklal Marşı

4) Kuran-ı Kerim, Bakara Suresi, 2/154

 

Paylaş

1 yorum

  1. Avatar
    Merve 4 Kasım, 2018 at 15:51 Reply

    Bu kadar etkileyici ve duygularını yerinden sarsan bir dek olmuş .Allah sizin gibi insanlardan razı olsun ….

Yorum Yap

Bunları da okumalısın