Özgürlük İçin Özgürlüğünü Bile Feda Edebilmek

8

Bizler ahrar yani hürriyetçiyiz. İşte bu yüzdendir ki belki de uğrunda en büyük savaşları verdiğimiz şeydir özgürlük. Kimi zaman gücümüzün yetmediği, aklımızın ermediği, hayallerimizin dahi ilişemediği şeylere yelteniriz. Sırf daha fazla özgür olabilmek için! Kimi zaman ise özgürlüğümüz için özgürlüğümüzü bile feda ederiz. Hatta hürriyet arzumuz o kadar ilerler ki bizi, annemizi, babamızı ve bütün sevdiklerimizi yaratan, her sabah bizim için güneşi doğuran, tam da ihtiyacımız olduğu anda rahmet saçarcasına yağmur yağdıran, hatta bizim için baharı yaratan ve her bahar yeryüzünü çeşit çeşit çiçeklerle donatıp “Seni seviyorum kulum.” diyen nihayetsiz cömertlik, tükenmeyen merhamet ve sonsuz kudret sahibi Allah’a sözde özgürlük uğruna kafa tutup isyan ederiz. Ve böylelikle bir patrona bile isyan edemeyen bizler Allah’ın emirlerine karşı çıkıp asi, şaki ve hainlere dâhil oluyoruz…

Özgürlüğü başkalarına zarar vermediğimiz sürece her şeyi yapabilmek olarak adlandırıyoruz. Evet “İnsanlar hür oldular, fakat yinede Abdullah’tır.” yani Allah’ın kuludurlar. Bu yüzden başkalarına zarar verme özgürlüğümüz olmadığı gibi bize emanet olarak verilen nefsimize de zulmetme özgürlüğümüz yoktur. Kimi zaman Allah’a secde etmek nefsimizin zoruna gidiyor. Kimi zaman ise “Ben kimsenin önünde eğilmem kardeşim.” diyerek böbürleniyoruz. Aslında her an nefes alabilmek, kalbimizdeki kanın pompalanması, hücrelerimizin, organlarımızın, vücut sistemlerimizin görevlerini yapabilmesi yani kısacası hayat için lazım olan ihtiyaçlarımızın her an giderilebilmesi için her an Rabbimiz’e secde edip yalvarırken, kalbimizden EBED EBED feryatları ta arşa kadar yükselirken, özgür olduğumuzu düşünüp sadece Rabbimizin bize farz kıldığı namaza, emrettiği tesettüre ve bize verdiği diğer vazifelere bakıp “Bu ibadetler benim özgürlüğüme kastediyor.” diyerek yanlışın ta dibine yuvarlandığımızın farkında değil miyiz?

Başkalarına zarar vermeden dilediğimiz gibi yaşayarak özgür olduğumuzu sanıyoruz. Oysaki gözümüzü açıp bakınca görüyoruz ki trafik ışıkları bile bize ne yapmamız gerektiğini emrediyor. “Dur geçemezsin!” diyor. Akılsız şuursuz bir telefon “Beni şarj et.” diye emirler savuruyor. Tek nefesine bile hükmedemediğimiz bu dünyada “Ben özgürüm, her istediğimi yaparım.” demek hiç ama hiç inandırıcı gelmiyor be kardeşim. Mademki nihayetsiz arzularımızı karşılamaya gücümüz yetmiyor. Mademki mahkûm olduğumuzun farkındayız ve bir Hâkim’e ihtiyaç duyuyoruz. Hem madem  bizler hürriyet için yanıp tutuşan insanlarız. Şimdi bize ne oluyor da aciz varlıkların önünde eğilip duruyoruz? O halde öyle bir dergâha el açalım ki kalbimizde olan her şeyi bize verebilsin. Hem öyle bir secde edelim ki bu secde bizi diğer bütün o secdelerden kurtarabilsin!

Ey aziz kardeşim bil!

Bizim önünde eğileceğimiz Zat öyle kudretli olmalı ki görüp göremediğimiz her şeye hükmedebilmeli, bizim seveceğimiz Zat öyle şefkatli olmalı ki yeni doğmuş bir bebeği bile unutmayıp dünyanın en güzel gıdasını ayağına kadar gönderebilmeli ve biz öyle bir Zat’a feda olmalıyız ki kâinattaki her şeyi bizim için yaratıp bizim hizmetimize sunabilmeli… “O’nu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır. Onu unutan saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır…” (1)


(1) Risale-i Nur | Şualar | 11. Şua

Paylaş

8 yorum yapılmış. Sende yap :)

  1. Avatar
    Muhammed Türkmen 5 Eylül, 2015 at 10:49 Reply

    Çok güzel bir yazı olmuş öle güzel konulara değinmişsin ki tamda uç noktalar! Her insanın özgürlüğü bir yere kadardır saten. Gündelik hayatımız da dediğin gibi küçücük ve ufacık şeyler bize emir verebilirken, biz günde, hatta saatte, hatta dakikada, hatta saniyede ve hatta sadisede bile vücudumuzda 50 milyon hücre ölüp 50 milyon hücre canlanıyor. Bunu perde arkasına baktığımızda yapan Yüce Allah’a itaat edip emirlerine uymamız gerekmez mi demi. – – > Yazıların başarılarını devamını dilerim! <–

  2. Avatar
    Muhammed Türkmen 5 Eylül, 2015 at 00:45 Reply

    Öyle güzel konulara değinmişsin ki tamda uç noktalar insanın özgürlüğü belli bir noktaya kadar saten insan hayatındaki 50 milyon hücre ölüp 50 milyon hücre tekrardan canlanıyor bu işi perde arkasından boyun eğeceğimiz “la ilahe illallah” tek bir ilah Allah’tır! – – > Bu konu için çok teşekkür ederim. Allah daima başarılarının devamını ve daha çok güzel yazılar nasip etmesini temenni ederim. <–

  3. Avatar
    ali eraslan 4 Eylül, 2015 at 03:02 Reply

    erdem acemoğlu kardeşim seni tebrik ediyor yazılarının devanı bekliyoruz.çok güzel bi başlık ve konuyu çok güzel ele almışsın.

Yorum Yap

Bunları da okumalısın