Sonsuz’u Unuttuk Mu Yoksa ?

İnsanın asıl vazifesi, içindeki muhteşem kainatın sırları üzerinde düşünmek, yaşamın her bir tılsımını ayrı ayrı aralamak, kendini bize tanıttırmak isteyen faal ve kudretli bir Zât’ı tanımaya çalışmak ve sınırlı hayatıyla Sonsuz’u kazanmaktır. Hayat; iş, eş ve aştan ibaret değildir!

Malesef, günümüz insanları hayatlarının çoğu zamanını bu kavramlar üçgeninde geçiriyor. Oysa hayat bu üçgenden mi ibaret ? Hayır, yanlış anlaşılmasın, ben bunlara karşı çıkmıyorum, sadece bu kavramlara gerektiğinden fazla  değer giydiren kişilerin tutumunu eleştiriyorum. Şöyle etrafıma bakıyorum da , çoğu kişi için varsa yoksa lezzeti geçici olan bu fani dünya işleri.

Soruyoruz mesela, “Yaşama amacınız nedir ?” diye: “Evime ekmek parası götüreyim, çocuklarım doysun, O yeter bana.”cevabını alıyoruz. Üzgünüm ama yanlış cevap. Bu bizim yaşama amacımız değil, bu bizim yaşama amaçlarımızdan biridir sadece. -lar çoğul ekini kullandım dikkat ettiyseniz.Yaşama amacı diyip kelimeyi tekil bırakmadım. Ama cevabı veren kişi tekil kullanmış oldu ve yaşama amacını sınırladı. Yani ona göre hayat sadece iş, eş ve aş dan ibaret. Oysa bizim yaşama amacımız sadece bu mu ? Peki bu cevabın bu şekilde verilmesine, amaç kelimesini tekil kullanmaya iten şey nedir o insanı ?

Dikkat edin, günlük hayatta bir esnafın dükkanına giren kişinin ilk sözü nedir genelde ? ” Hayırlı işler, kolay gelsin. Eee işler nasıl, çoluk çocuk napıyor ?” diyor ve bitiyor. Sonrası zaten muhabbet koyu, devamı geliyor. Yine yanlış anlaşılmasın, ben bu sorunun sorulmasını yanlış bulmuyorum. Bu soruyu eksik buluyorum sadece. Eklenmesi gereken bir soru olduğunu daha düşünüyorum. Neden herkes Sonsuz’u bu kadar unutmuş durumda. Neden herkes “sınırlı” yı bu derece meleke haline getirmiş durumda? Biri de çıkıp demiyor ki : ” Ahiret işleri nasıl gidiyor ?” diye. Bu kadar mı gafletteyiz, yoksa bana mı öyle geliyor..

Bir elmayı bir yeriz iki yeriz üçünsünü ya yeriz ya yemeyiz, bi süre sonra artık ilk elmayı yediğimiz gibi lezzet alamayız, usanç verir. Ya da bir müziği ilk duyduğumuzda çok sever, bayılırız. Defalarca dinleriz ama bir yerden sonra o da lezzet veremez artık. Bir başka arkadaşamız yanımızda o müziği açtığında ise “Değiştir artık, sıkıldım bundan, yeni bişeyler aç.” deriz. Değil mi? Bu böyledir yani herkeste.

Sonsuzdakine bakalım bir de. Cennette ise bu böyle olmayacak. 2. yediğimiz elma 1. den , 1000. yediğimiz elma ise 999’uncudan daha lezzetli olacak ve bu böyle sonsuza kadar gidecektir. Sonsuza kadar artan lezzetlere muhatap olacağımız, Cennetteki sonsuz hayat, neden insanların aklına pek az gelir ?

Neden geçici bu dünya hayatına kendini çok verir insanoğlu? Böyle sorgularken Üstad’ın şu sözü beliriyor aklımda: “Dünyanın lezaizi zehirli bala benzer. Lezzeti nisbetinde elemi de vardır.” (1)

Anladım ki insanlar bu zehirli balı kaşık kaşık yiyorlarmış. Bu zehir aynı zamanda o kadar tehlikeli ki, kalpleri ve akılları öylesine uyuşturmuş; zihni ve hissi donanımıyla sonsuza şerefli bir muhatap olduğunu unutan insanoğlunun sınırlıya harcadığı vaktin farkında olmamasını sağlıyor. Evet bizler ne zaman imanda zayıflayıp, gaflete düştüysek ve ne zaman sınırlıyla ilgilenmek Sonsuzla ilgilenmenin önüne geçtiyse toplum olarak karanlık bir girdapa sürüklendik ve sürüklenmeyede devam ediyoruz. Peki böyle yaşayarak ne mi yapmış oluyoruz? Tam da burada işin özünü tam manasıyla Üstad’ şöyle özetliyor; “…dünyaya ait işler, kırılmaya mahkum şişeler hükmündedir. Bâki umur-u uhreviye ise, gayet sağlam elmaslar kıymetindedir. İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inatlı talep ve hakeza şedit hissiyatlar, umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı şiddetli bir surette fani umur-u dünyeviyeye tevcih etmek, fani ve kırılacak şişelere bâki elmas fiyatlarını vermek demektir.” (2)
Sonsuzu kazanmanız ümidiyle…


(1) Risale-i Nur Külliyatı | Mesnevi-i Nuriye | Habbe
(2) Risale-i Nur Külliyatı | Mektubat |Dokuzuncu Mektup

Paylaş

2 yorum yapılmış. Sende yap :)

  1. Avatar
    Esra Derviş 16 Ekim, 2015 at 18:41 Reply

    İNŞAALLAH bu yazi cok kişilere vesile olur belki gafletten gozu kapanmıs birinin karşisına cıkar ve okur hayatı degisir .Super bir yazı olmus kardesim eline saglık

Yorum Yap