Söylesenize Kimlerden Olacağız?

3

Öyle câzibedâr bir asırdayız ki helal ile haram iç içe. Öyle dehşetli bir asır ki bu imanı kazanmak veya kaybetmek davası dip dibe! Ancak bu asrı günahlarımıza kefaret yaparcasına yaşayan bizler “Artık zaman değişti asır başkalaştı.” diyerek İslamiyet’in nefsimize ağır gelen temel taşlarının değiştiğini sanıyoruz veyahut bunu arzuluyoruz. Hatta ve hatta “Efendimiz’in (s.a.v) döneminde yaşasaydım on numara Müslüman olurdum hatta onun en has sahabesi olurdum.” diyerek kendi imanlarını sahabelerin imanlarıyla kıyaslayanlar bile çıkıyor arada… Ey asrın câzibedârlığına takılıp nefsine ağır gelen sorumluluklardan kaçmak için böyle abes iddialar ortaya atan adam! Haydi bakalım ve görelim onlar bu din için ne yaptı, biz ne yaptık?

Evet bu din kimi zaman bütün cihanı titretecek kahramanlar yetiştirmiştir. Kimi zaman ise bataklıkta yüzen nice insanları oradan çıkarıp âdeta bütün insanlığa üstad eylemiştir. İslamiyet’in insanlığa kazandırdığı o eşsiz kahramanlardan, fedakârlıkta en ileri olanlardan ve gözünü kırpmadan ölüme koşanlardan birkaç örnek verelim..

Hz. Ebubekir; “Allah’ım ahirette bedenimi öyle büyüt öyle büyüt ki cehenneme benden başkası giremesin ve Hz Muhammed (s.a.v) üzülmesin.” (1) diye dua eden fedakâr adam. Dostluğun ve sadakatin kitabını yazan eşsiz kahraman!

Peki ya Hz. Hamza; İslamiyet’ten önce dövüşmek ve öldürmek için yaşayan alkolik bir adam iken Allah ona hidayet ettikten sonra İslamiyet’e ve Müslümanlara güç veren adam. Halen dahi cesaretine hayran olduğumuz o yürekli kahraman…

Peki ya Hz. Ömer; Müslümanlara adavet eden, zulmeden gaddar bir insan iken İslamiyetle kalbi değişen ve kuşlar aç kalmasın diye dağlara yem serptirecek kadar şefkate bürünen adam. Halen dahi adaletini mumla aradığımız o eşsiz kahraman…

Peki ya Halid bin Velid; Bediüzzaman hazretlerinin “Hakiki iman eden kainata meydan okur.” (2) sözünü tasdikleyen iman ve cesaret sahibi kahraman. Yüz binlerce kişilik orduların üstüne bir avuç askerle giden ve hayatı boyunca yüzlerce savaşa girip hepsinden zaferle dönen Seyfullah lakaplı cesur kumandan!

Peki ya Tarık bin Ziyad; İspanya’ya bir avuç orduyla gidip “Ardınızda düşman gibi bir deniz, önünüzde ise deniz gibi bir düşman şimdi siz hangisini tercih ediyorsunuz?” diyerek gemileri yakan adam. Ve o bir avuç orduyla İspanya’yı fetheden müthiş kumandan…

Peki ya kimsenin buna gücü yokken Müslümanlar için Kudüs’ü fetheden yürekli fedai! Selahaddin Eyyübi

Peki ya; “Milyonlar kahraman başların feda oldukları bir kutsi hakikate, başımız dahi feda olsun.” ve  bizler için “Milletimizin imanını selâmette görürsem, cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım.” (3) diyen gözü kara eşsiz fedai… Bediüzzaman Said Nursi!

Peki ya Zübeyir Gündüzalp; “Bir gönülde iki sevda olmaz.” deyip bütün dünyayı elinin tersiyle itip davasına sarılan ve bu dava için yorgunluktan suya uzanırken bile yere düşecek kadar takati kalmayan ama her şeye rağmen “Merak etme kardeşim beden yorgun ama ruh asude.” diyen yürekli kahraman…

Daha adını saymadığımız ve sayamayacağımız birçok kahraman, birçok fedakâr var. Canını, malını, ruhunu bu davaya adayan ve bin defa da yaşasam bin defa da ruhum feda olsun diyecek yürekler var!

Asrın câzibedârlığına kapılıp bu asrı günahlarına kefaret yaparcasına yaşayan ve rahat yataklarını terk etmeyen bizler şimdi dönüp kendimize bakalım. Acaba canlarına, mallarına hatta namuslarına bile kasteden birçok düşmana rağmen yalnız başına bu davaya baş koyan Efendimiz’in (s.a.v) yoluna ruhlarını bile feda eden sahabeler ve onlardan sonra gelen kahramanların çelik gibi sarsılmayan imanları nerede, bizim bir filozofun ufak bir sözüyle şüpheye düşen bu sönük imanımız nerede?

Evet onların o şartlarda neler yaptıklarını ve şimdi yaşasalar da bu şartlara rağmen neler yapabileceklerini hepimiz biliyoruz. Peki ya bizler, bu dava uğruna yaşayıp yüreğinin yettiği kadar fedakârlık yapanlardan mı? Yoksa “Neme lazım.” deyip Allah’ı hatırlayamayacak kadar dünya zevkleriyle kendini uyuşturanlardan mı?

Söylesenize kimlerden olacağız?


(1) Şemseddin Sivasi, Cihar-ı Yar-ı Güzin, s. 25
(2) Risale-i Nur | Sözler | 23. Söz
(3) Risale-i Nur | Tarihçe-i Hayat | Isparta Hayatı

Paylaş

3 yorum yapılmış. Sende yap :)

  1. Avatar
    Derya 23 Eylül, 2015 at 13:39 Reply

    Yine cok güzel bir yazı olmuş ınsallah tüm bu Örnekleri harmanlayıp, kendi Hayatımıza Şekil verırken, zamana şartlarını bahane etmeksizin, dogru olana yönelmeyi başarabiliriz ınsallah .

Yorum Yap